Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 18.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme iddiasıyla 19/08/2016 tarihinde gözaltına alındığı, 05/09/2018 tarihinde serbest bırakıldığını, müvekkilinin bu soruşturma ile ilgili açılan kamu davasından beraat ettiği, müvekkilinin bu dosya yüzünden derin manevi acılar yaşadığını, gözaltı işleminden kısa bir süre önce doğum yapan müvekkilinin ne denli sarsıntı yaşadığını, 18 gün boyunca 2 defa bebeğini emzirme izni verildiğini, haksız gözaltı yalnızca müvekkilinin değil aile bireylerinin hepsinin manevi çöküntü yaşamalarına neden olduğu, ihraç olması nedeniyle aylık gelirini elinden alındığını, müvekkilinin bu dava nedeni ile avukat tuttuğunu, müvekkilinin haksız takibat nedeniyle uğradığı manevi zararı tazmin için 200.000,00 TL, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın gözaltı tarihi olan 19/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 07.09.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içinde açılmadığını, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yürütülen ceza muhakemesinde muhakeme işlemlerinin, koruma tedbirlerinin, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal etmeden somut olaya uygun olarak takdir edilmesi gerektiği, somut olayda da davacı hakkında hükmedilen tedbirler ülkemizin içerisinde bulunduğu olağanüstü şartlar gözetildiğinde olması gerektiği şekilde uygulanmış olup kanuna aykırı ve ölçüsüz olarak nitelendirilebilecek herhangi bir tedbir uygulanmadığı, davacı tarafça talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu, somut olayla ölçülü şekilde tedbir uygulandığı açık iken tazminat talep edilmesi kabul edilebilir olmadığını, davacının gözaltı kararı verildiği tarihte ihraç edildiği gözetildiğinde mesleğini yapmadığı açık olup son maaşı üzerinden tazminata hükmedilmesinin yasal olmayacağını, yine maddi tazminat kapsamına dahil edilen vekalet ücreti talebinin kabulünün mümkün olmadığı, davacı tarafça sunulan serbest meslek makbuzu 01.04.2018 tarihli olup dayanak ceza davasının kesinleşmesinden sonraki bir tarihte hazırlandığı kesin olduğundan yukarıda belirtilen şartları haiz bilgi ve belge dosyaya sunulmadığından bu talebin maddi tazminat kapsamına dahil edilmesi mümkün olmadığını, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilerek mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2018 tarihli ve 2018/143 Esas, 2018/379 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.05.2019 tarihli ve 2019/424 Esas, 2019/348 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri;
1.Maddi zararın davacının maaşı üzerinden yapılması gerektiğine,
2.Avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiğine,
3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
4.Hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğuna,İlişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Davacının Silahlı Terör Örgütüne(FETÖ/PDY) Bilerek İsteyerek Yardım Etme suçundan Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/02/2018 tarih, 2017/488 Esas, 2018/110 Karar sayılı dosyasında yargılandığı, yapılan yargılama sonunda davacının üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı kanaatine varıldığından CMK.nun 223/2-c.maddesi gereğince beraatine karar verildiği, beraat kararının istinaf edilmeden 01/03/2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhinin 14/03/2018 tarihinde yazıldığı, davanın yasal süresinde açıldığı tespit edilmiştir.
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı Muhabere Bürosu'nun 27/09/2018 tarih, 2018/14593 sayılı cevabının incelenmesinde; yazı ekinde bulunan ekip projesi nezarethane sorgulama modülü çıktısına göre davacı ...'nun FETÖ/PDY'den gözaltına alınış tarihinin 19/08/2016 saat 10: 30, çıkış tarihinin 05/09/2016 saat 07: 30 olduğu tespit edilmiştir.
Davacının yapılan yargılama sonunda beraat ettiği anlaşılmakla CMK'nın 141/1-e.maddesi uyarınca tazminata hak kazandığı mahkememiz tarafından kabul edilmiştir. Davacının gözaltında geçirdiği 19/08/2016 - 05/09/2016 tarihleri arasındaki gözaltında kalma süresi dikkate alınarak ve dava dilekçesinde faiz talebinin 19/08/2016 tarihinden itibaren istenildiği dikkate alınarak ve her ne kadar bordrolarda gözaltında kaldığı dönem içinde maaşını almış olarak görünse de, İlçe Müftülüğünden gelen 24/12/2018 tarihli yazıda 2016 yılı 9.ayı maaşının ödendiği ancak daha sonra 14 günlük maaş iadesi toplamı 879,88 TL'nin geri alındığı bilgisi verilmiş olmakla, maddi tazminat talebinin bu kısmı itibariyle kabulünün gerekli olduğu sonucuna varıldığından 879,88 TL maddi tazminatın gözaltına giriş tarihi olan 19/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı ... hazinesinden alınarak, davacıya ödenmesine,
Yine davacının gözaltında kaldığı süre, sosyal ekonomik durumu, beraat ettiği dosyadaki üzerine atılı suçun hukuki niteliği, tazminata konu işlemin gerçekleştiği tarihteki paranın satın alma gücü, davacının olay nedeni ile duyduğu elem ve üzüntü, hak ve nesafet ilkesi de nazara alınarak talep doğrultusunda takdiren 850,00 TL manevi tazminatın dava dilekçesindeki talep dikkate alınarak gözaltına giriş tarihi olan 19/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
''...Kuran Kursu Öğreticisi olup 01.09.2016 tarihinde ihraç edilen davacının 15.08.2016 tarihinde 2016/9 aya ilişkin maaşını tam olarak aldığı ve ihraç sonrası 01.09.2016'dan 15.09.2016 tarihine kadar çalışamadığı 14 gün için 879.88 TL'nin davacıdan daha önce çalıştığı kurumca geri alındığı, davacının maddi zararının bu nedenle 01.09.2016 ila 05.09.2016 tarihleri arasında ihraç sonrası maaş almayıp gözaltında kaldığı döneme ilişkin olduğu ve asgari ücret üzerinden tespit edilecek maddi zararının giderilmesi gerektiği gözetilmeden, Gebze Müftülüğünün 24.12.2018 tarih 1506 sayılı cevabi yazısı yanlış yorumlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması
Manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması,
Hukuka aykırı, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık Anayasanın 141/son. ve 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hükmün 1.fıkrasından maddi tazminata ilişkin kısmından "879.88 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "173.47 TL" ibaresinin yazılması, aynı hükmün manevi tazminata ilişkin kısmından "850.00 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "2.000.00 TL" ibaresinin yazılması sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hüküm DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,'' karar verilmiştir.
Tazminat talebinin dayanağı olan Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/488 Esas, 2018/110 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne bilerek isteyerek yardım etme suçundan 19.08.2016-05.09.2016 tarihleri arasında 17 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama üzerine 21.02.2018 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 01.03.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Maddi zararın davacının maaşı üzerinden yapılması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, davacının 01.09.2016 tarihinde kamu görevinden ihraç edildiği anlaşılmakla, davacının ihraç sebebiyle maaşlarını alamadığını beyan ederek maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de bu hususta idareye başvurması gerektiği anlaşıldığından davacının temyiz sebebi reddedilmiştir.
2.Avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere, vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
4.Hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece hükmedilen vekâlet ücreti miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.05.2019 tarihli ve 2019/424 Esas, 2019/348 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.