SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları vb tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 Tarihli ve 2015/169 Esas, 2015/505 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında

1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2. Kamu kurum ve kuruluşları vb tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği, senedi alacağına karşılık olarak katılandan aldığını, katılanın borcu 160.000,00 TL olduğu için senede "1" ve "yüz" ibarelerini eklediğine, asıl kendisinin dolandırılmaya çalışıldığına alacağının hala verilmediğine, hakkındaki hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.

1. Katılan, sanıkla aralarında ticari ilişki olduğunu, olay tarihinde de bir araya gelerek hesapları kapattıklarını, yeni bir iş yapma konusunda anlaşıklarını, sanığın kendisinden teminat senedi istemesi üzerine torunu olan ...'a senet hazırlamasını söylediğini, senedin alacak miktarı olarak 60.000,00 TL yazılıp kendisi tarafından imzalanmasından sonra sanığın senedi alarak kaçtığını, daha sonra temyiz dışı sanık ...'e cirolayarak verdiğini, kendisinin herhangi bir borcu olmamasına karşın senetteki miktar üzerinde de tahrifat yapılarak hakkında icra takibi yapıldığını beyan ederek şikâyetçi olmuş, sanık hakkında üzerine atılı suçları işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.

2. Sanık savunmalarında, katılanlar aralarında ticari ilişki olduğu, sezon sonunda hesap yaptıklarını ve kimin kime ne kadar borcu varsa bunun hesaplanarak kapatıldığını, bu olayda da yine bir araya geldiklerini, kendisinin katılandan 160.000,00 TL alacağı olduğunu, senedi katılanın torunu olan ... ...'ın doldurduğu, miktar kısmında rakam ve yazı ile borç miktarı yazılı olan bölümlere "1" ve "yüz" ibarelerinin kendisi tarafından eklendiğini, çünkü katılanın kendisine borcunun bu miktarda olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.

3. Temyiz dışı sanık ..., diğer sanığı ve katılanı tanıdığını, kendisinin her ikisinden de alacağı olduğunu, sanık ...'den alacağını istediğini, kendisinin de katılandan aldığı senedi kendisine cirolayarak verdiğini, katılanı da tanıdığı için bu senedi güvenerek aldığını ve borç ödenmeyince her ikisi hakkında da icra takibi başlattığını beyan etmiştir.

4. Dosya arasında bulunan kriminal rapora göre, senetteki miktar bölümlerinde yer alan "1" ve "yüz" ibarelerinin senede sonradan tahrifen eklendiği ve bu ibarelerin sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.

5. Mahkemece, sanık savunmaları, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamı ile sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğu kabulü ile hakkında temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

1. Sanığın savunmasında, katılanın kendisine 160.000,00 TL borcu olduğunu ve bu borca karşılık senet düzenlendiğini, borcunun 160.000,00 TL olması nedeniyle senede "1" ve " yüz " ibarelerini kendisinin eklediğini beyan etmesi karşısında; sanığın savunmasında belirttiği katılan ile arasındaki alacak borç ilişkisinin gerçek olup olmadığının araştırılarak sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde düzenlenen ''bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla resmi belgede sahtecilik'' ve aynı Kanun'un 159 uncu maddesindeki “Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık” suçlarını oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,

2. Kabule göre ise;
a) Kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu yönünden; sanığın, katılan tarafından kendisine verilen senette tahrifat yaparak borcundan dolayı senedi temyiz dışı sanık ...'e ciroladığı, ...'in de borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlattığı olayda; icra takibini yapan kişinin doğrudan sanık ... olmaması ve icra takibi başlatan ... hakkında da, sanık Nurettin Ertem ile iştirak halinde suçu işledikleri iddiasında yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile beraat kararı verilmesi karşısında; sanığa atılı eylemin 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında yer alan ve 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen şekilde basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuş
b) 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 Tarihli ve 2015/169 Esas, 2015/505 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.11.2023 tarihinde karar verildi.