İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 nci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/263 Esas, 2019/566 sayılı Kararı ile terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 inci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı fıkranın ikinci cümlesi, 5237 Sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birici fıkrası, 53 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.

2.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 31.10.2019 tarihli ve 2019/32 Esas, 2019/26 sayılı Kararıyla duruşma açılmaksızın sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.11.2021 tarihli ve hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafinin temyiz istemi özetle;
1.Bölge Adliye Mahkemesi hükmüne esas alınan paylaşımı sanığın yapmadığına, sanığın o dönem telefonunu kaybettiğine,

2.Kararın hukuka ve yasal mevzuata aykırı olduğuna,

3.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince terör örgütü propagandası yapmak suçundan sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılmaksızın sanığın facebook isimli sitede yaptığı 14.03.2015,30.03.2015 ve 24.03.2019 tarihli paylaşımların terör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek yada bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olmaması sebebi ile suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ancak sanığın 20.04.2015 tarihinde paylaştığı ve suçun yasal unsurlarını taşıyan sadece bu eylemi sebebi ile cezalandırılması gerektiğinden, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi

gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin "20.04.2015" olarak değiştirilmesi ve hükmün zincirleme suç hükümleri uygulamasını düzenleyen (3.) paragrafının tümden hükümden çıkartılarak yerine "Yasal koşulları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 43 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına" ibarelerinin eklenilmesi, yine hükmün (4.) paragrafındaki "1 yıl 6 ay 22 ... hapis cezası" ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerine "1 yıl 3 ay hapis cezası" ibarelerinin eklenilmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Sanığa ait olduğu tespit edilen sosyal medya hesabında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükme esas alınan paylaşım tarihi olan 26.04.2015 tarihinin suç tarihi olduğu gözetilmeden, Bölge Adliye Mahkemesi

gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “26.04.2015” yerine “20.04.2015" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 31.10.2019 tarihli ve 2019/32 Esas, 2019/26 sayılı Kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2024 tarihinde karar verildi.