Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, 3368 parsel yönünden vazgeçme nedeniyle davanın reddine, 3369 parsel yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava konusu 289 parsel sayılı taşınmazın 30 yılı aşkın süredir davacı zilyetliğinde olduğunu, yol istimlakı nedeniyle müracaat edildiğinde taşınmazın ... adına kayıtlı olduğunun öğrenildiğini, zilyetliğin davacının murisi ...’nun ölümü ile mirasçılarına geçtiğini, mirasçılar arası yapılan taksim sonucu davacıya verildiğini, TMK'nin 713/2.maddesi gereği yasada belirtilen koşullar oluştuğundan tapunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davacı vekili; 12.09.2013 tarihli yargılama oturumunda taşınmaz maliki olarak gözüken kişinin aslında olmayan bir kişi olduğunu, yine aynı yargılama oturumunda mahkemece dava konusu olan 289 parselin ifraz görmüş olduğunu, 3368 ve 3369 parsellere dönüştüğünün tespiti üzerine yol olarak ifraz edilen 3368 parsel yönünden davadan vazgeçtiğini beyan etmiştir.
Davalı ...’na atanan Kayyım vekili; davanın reddini savunmuş olup vazgeçmeye ilişkin bir diyeceklerinin olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece; ilk kararda davacının davasının 3368 parsel yönünden vazgeçme nedeniyle reddine, 3369 parsel yönünden kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.11.2014 tarihli ilamı ile bu tür davaların kayyıma yöneltilemeyeceği, TMK'nin 501. maddesi uyarınca tapu malikinin hiç mirasçı bırakmadan ölmesi halinde son mirasçının devlet olması nedeniyle davanın ancak bu şekilde Hazineye yöneltilmesi ve taraf teşkili sağlandıktan sonra esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak 3368 parsel yönünden davacının davasını geri alması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 3369 parsel yönünden ise davanın kabulü ile 713/2 maddesi gereğince davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiş olup hükmün davalı Kayyım vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.04.2018 tarihli ilamıyla davacının davasını Hazineye yöneltmesi halinde taraf delilleri toplanarak tapu maliki olan ...'nın bilinen kişi olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan kayyım ile davanın yürütülmeye devam edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak taraf teşkili sağlandıktan sonra davacının davasının 3368 parsel yönünden vazgeçme nedeniyle reddine, 3369 parsel yönünden ise kabulü ile ... adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK’nin 713/2. maddesindeki “...tapu kütüğünden maliki kim olduğu anlaşılamayan...” hukuki nedenine ve mülkiyetin aktarılmasına dayalı tapu iptal ve tescile ilişkindir.
1. Dosya muhtevası, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin 3369 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın ... adına tescil edilmiş olduğundan bahisle TMK’nin 713/2. maddesine dayalı tapu iptal ve tescil davası açmış olup bu maddede hangi hukuki sebebe dayandığını açıklamamışsa da 12.09.2013 tarihli oturumda davacı vekili “malik olan kişi aslında olmayan bir kişidir, bu da tanık beyanlarıyla sabittir.” şeklinde imzalı beyanda bulunmuştur. Mahkemenin kararı üzerine Dairemizin 10.11.2014 tarihli ve 2014/3971 Esas, 2014/20561 Karar sayılı ilamıyla davanın “TMK'nin 713/2. fıkrasında yazılı üç hukuki sebepten bir olan “...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ...” hukuki sebebine dayalı olarak ve tapu kütüğünün bu nedenle hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptal ve tescil davasıdır” denilerek açıklandığı, yine Dairemizin 30.04.2018 tarihli ve 2015/22658 Esas, 2018/11861 Karar sayılı 2. bozma ilamında da davanın “davacının 12.09.2013 tarihli yargılama oturumunda açıkladığı üzere TMK’nin 713/2. maddesindeki “...maliki tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan ...” hukuki sebebine dayalı mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptal ve tescil davasıdır.” denilerek davanın adının net bir şekilde konulduğu sabittir. Yine tapunun edinme sütununda “Dişli Köyünden ...’nın 20 yılı aşkın süredir nizasız fasılasız malik sıfatıyla tasarrufunda iken tahminen 15 yıl evvel vefatıyla hak etmiş olduğu, kanuni varislerinin kimlerden ibaret olduğunun tespit edilemediği belirtilerek 13.11.1969 tarihinde muris adına tespitine şeklinde yazılmış mülkiyet ve haklar kısmına ise ölü ... mirasçıları yazılmıştır. İfraz sonrası son getirilen tapu kayıtlarında ... adına tescil edildiği görülmektedir. Temyize konu mahkeme kararı incelendiğinde; davacının dava dilekçesinde TMK‘nin 713/2. maddesinde birden fazla hukuki sebebe dayandığından bahisle tüm nedenlere dayalı olarak değerlendirme yapılmış ve mahkemece ...’nın tapu kütüğünden kim olduğunun anlaşıldığı kanaatine varılmıştır. Mahkemece son bozma ilamına uyulduğu halde her iki bozma ilamındaki hukuki nitelendirme dikkate alınmamaksız değerlendirme yapılması doğru görülmemiştır. Dava TMK’nin 713/2 “... maliki tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan ...” hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğuna göre gerek tapunun edinme sütunu gerekse mahkemece “...”nın bilinen kişi olduğunun kabulü göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK'un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi