İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2017 tarihli ve 2017/348 Esas, 2017/754 Karar sayılı kararı ile görevsizliğine, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-h, 53 üncü maddesi uyarınca yargılama yapılması için dosyanın İzmir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2019 tarihli ve 2018/180 Esas, 2019/44 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-h, 62/1, 53/1-2-3 üncü maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.02.2020 tarihli ve 2019/1306 Esas, 2020/400 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
1. Sanığın soruşturma aşamasında alınan ilk ifadesinde ... adlı kişiye ait aracın deposundan çaldığı mazota ilişkin ifade verdiğini zannederek suçlamayı kabul ettiğine ancak olayın mağdurunun ve şikâyetçinin farklı olduğunu anlaması üzerine suçlamaları kabul etmediğine,
2. Mağdurun soyut beyanı dışında hiçbir somut bilgi ve belge dosyada olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesine, aksi takdirde hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmesine,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinde, sanık ...'ın, İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan suça sürüklenen çocuk ...'la birlikte, katılan ...'ya ait mağdur ...'in şoförlüğünü yaptığı 35 .. .... plakalı vidanjörün mazot depo kapağını açarak yanlarında getirdikleri bidonlara doldurdukları, bu sırada mağdur ...'in bir önceki gece yine evinin önünde park halinde olan ve şoförlüğünü yaptığı başka bir araçtan (kanal açıcısı) mazot çalındığı için kontrol amaçlı araçların olduğu yere gittiği, sanıkla suça sürüklenen çocuğun vidanjörden iki bidon doldurmuş olduklarını gördüğü, müdahale etmeye çalıştığı ancak sanıkla suça sürüklenen çocuğun birbirlerine "çıkar silahı vur" dedikleri ve mağdura taş ve şişe atıp tekme savurdukları, bu sebeple mağdurun müdahale edemediği, sanıkla suça sürüklenen çocuğun bidonları 45 .. ... plakalı araca yükleyip uzaklaştıkları, plakanın harf kısmını kapatmaları sebebiyle mağdurun olay sırasında plakanın 45 ile başladığını, rengini ve modelini görebildiği, polise haber verdiği, sanık ile suça sürüklenen çocuğun aldıkları mazotu .. ... plakalı araçtan indirirken yakalandıkları anlaşılmış olup, her ne kadar sanık, ele geçirilen mazotun tamamının ...'ın araç deposundan çaldıkları mazot olduğunu, işlediği bu suç nedeniyle İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/116 Esas sayılı ceza dava dosyasında yargılandığını, ceza aldığını, mağdur ve katılana ait vidanjörden mazot almadıklarını, dolayısıyla mağdur ile aralarında boğuşma da olmadığını beyan ederek suçlamaları reddetmiş ise de, sanıkların ... adlı kişiye ait araçtan hırsızladıkları mazot dışında araçta mazot yakalanmış olması, mağdurun sanığın mazot bidonlarını yükleyip götürdüğü aracın plakasının başında bulunan "45" il kodunu ve aracın marka, renk gibi özelliklerini görmesi, mağdurun anlatımları ile sanığın yakalandığı aracın özelliklerinin uyuşması dikkate alındığında, sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek, sanığın, hırsızlık ile başlayan eyleminin, mağdur ile karşılaştıktan sonra mağduru tehdit edip, mağdura taş ve şişe atması ile tekme savurması sebebiyle yağma suçuna dönüştüğü, gece vakti, eylemini İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan suça sürüklenen çocuk ile gerçekleştirmiş ve eylemini gerçekleştirirken silahtan sayılın taş ve şişe kullandığı, olay maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.
2. Mağdurun ve katılanın aşamalarda özde değişmeyen beyanı, dava dosyasında mevcuttur.
3. Sanığın üzerine atılı suçu kabul etmediği görülmüştür.
4. Kolluğun düzenlediği 03.02.2017 tutanak dava dosyasında mevcuttur.
5. Sanığın adli sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. Nitelikli yağma suçunu silahla ve birden fazla kişi ile birlikte, gece vaktinde, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle işleyen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a-c-h) bentlerinin yanında (b) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Delil Yetersizliğine, Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdurun ve katılanın aşamalarda özde değişmeyen anlatımları, sanığın savunması ile olay ve olgular bölümünde gösterilen diğer deliller karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde eleştiri dışında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Lehe Hükümlere İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık hakkında hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulandığı,
Sanık hakkında hakkında hükmolunan netice ceza miktarının 10 yıl hapis cezası olması karşısında bu cezanın, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereği seçenek yaptırımlara çevrilmesine, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği ertelenmesine, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.02.2020 tarihli ve 2019/1306 Esas, 2020/400 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
17.01.2024 tarihinde karar verildi.