Kısmen kabul
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, ticaret unvanının terkini ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 93/001451 başvuru numaralı 22.02.1993 tarihli ve 07.07.1993 tarihli tescil işlemi ile “SAHAN” markasının sahibi olduğunu, müvekkiline ait diğer markaların ise; “ Lezzet Sahan’dan gelir”, “SAHAN 1970 Şekil”, “ SAHAN Şekil”, SAHAN 1970 BAKLAVACILIK Şekil”; SAHAN ANINDA 1970 ŞEKİL” olup, bu markaların 29,30,31,32,33,35,36,37,39,40,41,42,43. sınıflarda tescilli olduklarını, yapılan araştırma ve tespitlerde ... Ticaret Müdürlüğüne kayıtlı ...’de faaliyet gösteren davalı şirketin, müvekkili adına tescilli Sahan markasını gerek ticaret unvanı olarak, gerekse şirket adına marka tescili bulunmaksızın, ... ilinde faaliyet gösteren iş yerlerinde kullandıklarını tespit ettiklerini, davalı şirketin aynı zamanda 2014/05820 ve 18.08.2014 tarihli başvuru ile endüstriyel tasarım olarak “ SAHAN YEMEK” logosunu tasarım tescil talebinde bulunduğunu, elips bir şekil içinde SAHAN YEMEK logosuyla oluşturulan endüstriyel tasarım tesciline dayanarak müvekkile ait SAHAN markasını kullanmasının markaya tecavüzün başka bir görünümü olduğunu, bu tescilin davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağını ileri sürerek davalının Sahan Yemek Toptan Gıda ve İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. ticari ünvanından SAHAN ibaresinin terkin edilmesini, SAHAN markasına vaki tecavüzün tespitini, tecavüz nedeni ile uğranan manevi zararın karşılığı olarak 30.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "SAHAN" ibaresi üzerinde ... hak sahipliğinin davalıya ait olduğunu, davalının gerek markası gerek ticaret unvanının ayırt edici eki olan "SAHAN" ibaresini davacının dayandığı tüm marka tescillerinden önce, 1980'li yıllardan bu yana kullandığını, bir an için davalının ...-... hak sahibi olmadığı düşünülse bile, davanın davacının huzurdaki talebi ileri sürmekte ... süre sessiz kaldığı için reddedilmesi gerektiğini, davacının marka hakkına dayanarak davalının ticaret unvanının terkinini talep edemeyeceğini, derinliği az olan bir kap çeşidini ifade eden "SAHAN" sözcüğünün gıda sektöründe yaygın kullanımı bulunan, ayırt edicilikten yoksun bir marka olduğunu, aynı sözcüğü içeren başka marka tescilleri ve tescil başvuruları bulunduğunu, davalının marka başvurularının akıbetinin beklenmesi gerektiğini, davalının tasarım başvurusunda hiçbir kötü niyet ve hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı adresinde yapılan keşif sırasında dosya kapsamına alınan fatura örnekleri, kolonyalı mendil ve kartvizitte davalının başvuru işlemleri tamamlanmayan SA&YEM şekil markasının kullanıldığı,bilirkişi tarafından keşif sırasında alınan kaşeli kağıtta, davalının ticaret ünvanının SAHAN YEMEK ibareli kısmının daha büyük yazılarak ön plana çıkarıldığı markasal kullanıldığı, davalının SAHAN YEMEK ibaresini tasarım tescilinden farklı olarak, tabelasında iş evrakında ve iş ürünleri üzerinde markasal kullandığı, ticaret ünvanının SAHAN YEMEK ibareli kısmını markasal olarak kullandığı, davacının 43. sınıfta tescilli SAHAN ibareli markalarının bulunduğu, davalının kullanımındaki yemek ibaresinin restorant ve lokantacılık hizmet sınıfında jenerik ibare olması nedeniyle ayırt ediciliğinin bulunmadığı, markanın asıl unsuru olan SAHAN ibaresinin birebir davacı tarafından kullanıldığı, davacının işletmesinin davalının ticaret sicile tescil tarihinden daha önceye ait olduğu ve SAHAN ibaresinin davalı tarafça markasal olarak da kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacının SAHAN ibareli markalarına tecavüz ettiğinin tespiti ile markaya tecavüzün önlenmesine, tabela ve malzemelere el konulmasına, davalının ticaret ünvanından SAHAN ibaresinin terkinine, manevi tazminat talebinin kısmen kabülüne 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... hak sahibi konusunda yeterli araştırma yapılmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili firmanın 1980 yılından itibaren anılan işareti ticaret unvanı olarak kullandığını, davacı tarafın ... süre sessiz kaldığını, hak sahibinin ... süre sessiz kalmasının zımmi kabul olup, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkiline ait 2014/05820 numaralı SAHAN YEMEK yazısı içinde elips işaretinin tescilli tasarıma uygun olarak kullanıldığını, hiçbir kötüniyet ve hukuka aykırılık olmamasına rağmen kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davacının marka hakkına dayanarak müvekkili firmaya ait tescilli ticaret ünvanının terkinini talep edemeyeceğini, davacı ... kişi olup, müvekkilinin 1980 yılından itibaren anılan işareti ticaret unvanı olarak kullandığını, ... süre sessiz kalan davacının hak kaybına uğradığını, manevi tazminat talebinin hiçbir haklı gerekçesi olmadığı gibi fahiş olduğunu ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ticaret unvanı tescil edildiği gibi ve unvan olarak kullanıldığı sürece, marka hakkına tecavüzden söz edilemez ise de; tescil ettirildiği gibi kullanılmaz ve unvan içinden bir kelime veya bölüm öne çıkarılarak ve vurgulanarak kullanılır ise, “ticaret unvanının markasal kullanımı” söz konusu olup, bu kullanım başkasının marka hakkına tecavüz oluşturacağı, davalının şirket merkezi ve hazır yemek lokantası olarak faaliyet gösteren işyerinin giriş tabelasında “SAHAN” sözcüğünü ön plana çıkartır şekilde büyük punto ile marka gibi yazıp altına ... punto ile “Yemek Ltd. Şti.” ibaresini eklemek suretiyle “markasal kullanım”da bulunduğunun tespit edildiği, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarından, 05.01.1995 tarihinde "..." ünvanı ile kurulduğu, ticaret odası faaliyet belgesi sicil kayıt suretinden SAHAN KEBAP firma adı ile 01.11.1984 işe başlama tarihli lokanta restorant, kebap salonu... faaliyet alanında faaliyet göstermek üzere tescil kaydının bulunduğu, davacının işletmesinin, davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinden daha önceye ait olduğu, SAHAN ibaresinin davalı tarafça markasal olarak kullanıldığı ... olmakla, davacı tarafın marka hakkı sahibi olarak davalının unvanından "SAHAN" ibaresinin terkinini talep edebilir ise de; yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca ... süre ses çıkarmayarak sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğu durumlarda terkin talebinin kabul edilemeyeceği, şirket unvanlarının Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilerek sicile tescillerinin zorunlu olduğu ve ticaret sicilinin aleni olup, sicilde kayıtlı bir hususun bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalının 1995 yılından itibaren sicilde kayıtlı olduğu, ticaret sicilinin aleniliği prensibi uyarınca davacının tescili bilmediğini iddia edemeyeceği, davalının dava tarihine kadar kullanımına karşı ... bir süre sessiz kalan davacının bu davayı açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesindeki dürüst davranma kuralına aykırılık oluşturacağından, davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının davacının "SAHAN" ibareli markalarına tecavüz ettiğinin tespiti ile markaya tecavüzün önlenmesine, markasal kullanılan tabela ve malzemelere el konulmasına, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince ticaret unvanı terkini talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sessiz kalma koşullarının her olaya göre ayrı değerlendirilmesi gerektiği, davacının davalıdan marka başvurusu ile haberdar olduğunu, tarafların farklı illerde bulunduğundan davacının davalıdan haberdar olduğunu beklemenin hayatın olağan akışına ve dürüstlük luralına aykırı olduğunu, ... süre sessiz kalma şartlarının oluşmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, ticaret unvanının terkini ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 62 nci maddesinin (b) fıkrası
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.