İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Şanlıurfa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli ve 2018/232 Esas, 2018/156 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148,53,58 inci maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi’nin 19.11.2020 tarihli ve 2019/850 Esas, 2020/2024 Karar sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanıklar Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Suçun unsurlarının oluşmadığına,
3.Beraat etmesi gerektiğine,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Şikâyetçi Medine Kubat'ın 01.04.2016 tarihinde, saat 08.15 sıralarında sokakta yürürken sanık ...'ın arkasından gelerek yanına yaklaştığı, şikâyetçinin elinde bulunan 0545 ... .... numaralı hattın takılı olduğu 354... ... Imei numaralı ... marka telefonu elinden almak istediği, ancak şikâyetçinin telefonun vermemek için direndiği, sanığın şikâyetçinin telefonu bırakmasını sağlamak için şikâyetçinin elini ısırması üzerine canı yanan şikâyetçinin telefonu bıraktığı, sanığın da telefonu alarak olay yerinden hızla uzaklaştığı tespit edimekle sanığın yağma suçunu işlediğinin kabul edildiği anlaşılmıştır.
2.Sanık aşamalardaki beyan ve savunmasında, kendisine ait olan 0543 ... .... nolu telefon hattına kartı 2016 yılında kaybettiğini, şikâyetçinin olay günü telefonunu alan kişinin kendisi olmadığını savunmuştur.
3. ... Devlet Hastanesi'nden alınan adli muayene raporuna göre şikâyetçinin sağ el baş parmak ve el üzerinde yüzeysel sıyrıklık oluşması nedeniyle olay anlatımına uygun ve basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilir şekilde yaralandığı tespiti yapılmıştır.
4.Dosyada mevcut görüntü kaydı inceleme tutanağında şikâyetçinin tarifine uygun bir kişinin olayın olduğu istikametten kaçarak uzaklaştığının görüldüğü tespiti yapılmıştır.
5.Şikâyetçiye ait cep telefonu için (Bilgi Teknoloji Kurumunca) kullanıcı tespitine yönelik yazı yazıldığı, ilgili kurumdan gelen yazı cevabından söz konusu telefonun 01.04.2016 tarih ve saat 08.46'dan itibaren sanığın kullanmış olduğu 0543 ... .... hattın takılı olduğu tespit edilmiştir. Olayın yaklaşık 08.15 sıralarında vuku bulduğu, sanığa ait hattın da olay saatinden yaklaşık 31 dakika sonra telefona takılarak kullanıldığı tespiti edilmiştir.
6.Şikâyetçi vermiş olduğu eşgal bilgilerine uymasına rağmen, her ne kadar sanığın yakalandıktan sonra net olarak teşhis edemediğini beyan etmiş ise de, mahkemede alından beyanında huzurda bulunan sanığı net olarak teşhis etmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tüm dosya kapsamı, şikâyetçinin beyanı bu beyan ile uyumlu hastane raporu, sanığın olayla çelişen beyanları ve BTK raporu birlikte değerlendirildiğinde eylemin sabit olduğu belirlendiğinden, araştırılacak başkaca bir hususun bulunmadığı yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanıkların eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi’nin 19.11.2020 tarihli ve 2019/850 Esas, 2020/2024 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re'sen incelenmesi gereken konular yönünden ve 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Şanlıurfa 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
17.01.2024 tarihinde karar verildi.