Esastan ret

Taraflar arasındaki tasarıma tecavüzün önlenmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2018/02539-15 sayılı ve "18Y5064S Setrems Elbise" kodlu elbise tasarımının sahibi olduğunu, davalı Armine Giyim San. ve Tic. A.Ş. ve bu şirketin Ankamall Şubesi'ni işletmekte olan davalı MSK Mağazacılık Teks. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili şirketin izni ve bilgisi dışında söz konusu elbisenin birebir aynısını ve hatta daha farklı renklerini de hukuka aykırı şekilde üreterek sattığını, müvekkili şirket ile davalılar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davadan önce Armine Ankamall Şubesi'nden 18.08.2018 tarihinde ihlale konu tasarımın satın alındığını, bu tasarımın "8Y9429" koduyla satıldığını, yine dava öncesinde delil tespiti yaptırıldığını, tespit sonucu alınan bilirkişi raporunda davalıların sattığı ürünlerin müvekkili şirketin tescilli tasarımına benzer özellikler taşıdığının ve bilinçli tüketicinin gözünde ayırt edilemeyeceği hususlarının tespit edildiğini, davalıların müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ve birbirlerinin ürünleri oldukça iyi ... firmalar olduklarını ileri sürerek davalılar tarafından yapılan tecavüzün önlenmesi ile 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

1.Davalı Armine Giyim San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; delil tespitinin müvekkilinin gıyabında yapıldığını, yapılan ... taraflı delil tespiti neticesinde toplam 3 adet tecavüzlü ürünü tespit edildiği yönünde bilirkişi raporu tanzim edilmiş ise de bu tespitlerin gerçeğe uygun düşmediğini, müvekkilinin başta giyim-tekstil sektörü olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösterdiğini, davacı tasarımının harcı alem olduğunu, davacının kötü niyetle ... diye tescil ettirdiği tasarımın bir çok benzerinin zaten yıllardır piyasada bulunduğunu, müvekkili tasarımı ile davacı tasarımı arasında herhangi bir benzerliğin de olmadığını, müvekkilinin tecavüz teşkil ettiği iddia edilen söz konusu ürünü davacının tasarımının tescilinden çok önce kamuya sunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı MSK Mağazacılık Tekstil İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin perakende tekstil ürünleri satışı ile iştigal ettiğini, müvekkili ile Türkiye'nin kendi alanında en önde gelen firması diğer davalı Armine A.Ş. arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme gereği müvekkilinin davaya konu “armine” markalı ürünleri Armine’den tedarik ... perakende olarak mağazasında sattığını, müvekkilinin her bir tekstil ürününün Armine’nin tescilli tasarım ürünü olup olmadığını araştırması ve bilmesinin mümkün bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete ürünün tasarımının kendisine ait olduğuna dair herhangi bir şekilde ihtar vb. şekilde bir uyarıda da bulunulmadığından müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminat talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olan ve satışı yapılan ürününün, davacının 2018/02539-15 sıra sayılı elbise tasarımı karşısında bilgilenmiş kullanıcı algısında ... ve ayırt edici olduğu, bu nedenle bir ihlal eyleminden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu tasarımın genel görünüm itibariyle müvekkili tasarımı ile ortak özelliklerinin daha fazla olması nedeniyle bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunun kabulü gerektiğini, davadan önce delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda da aynı hususların tespit edildiğini, tescile konu olamayacak ve ayırt edici niteliği haiz olmayan renk, ... aksesuar gibi özelliklerle bilgilenmiş kullanıcı gözünde davalı ürünlerinin farklı olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde bulunmadığını, birbiriyle kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesinin gerektiğini, öte yandan davalıların dava konusu ürünü müvekkili tasarımından önce kamuya arz ettiklerinden bahisle tescilsiz tasarım hakkına sahip olduğu değerlendirilmesinin hatalı ve eksik bulunduğunu, kötü niyetli olan davalı tarafın müvekkili firmanın tasarımından yararlanarak, ayırt edici özelliği bulunmayan ve genel görünüm itibarıyla uyuşmazlık konusu tasarımı kopyalayarak, başvuru veya rüçhan tarihinden önce on iki ay içinde tasarımı kamuya sunmuş olmasının tasarımın yeniliğini etkilemeyeceğini, kaldı ki müvekkiline ait ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde müvekkilinin hak sahibi olarak tescil tarihinden on iki ay içinde tasarımı kamuya sunduğunu, süresi içerisinde de ... tasarımını tescil işlemlerini gerçekleştirdiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tasarımların karşılaştırılması yapılarak bilgilenmiş kullanıcı açısından, davalı tarafça üretip satılan dava konusu ürünün davacıya ait tasarımdan belirgin şekilde farklı olduğu hususlarının tespit edildiği, anılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, her ne kadar tespit dosyasında alınan tespit raporunda, davalıya ait dava konusu ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimin davacıya ait 2018/02539-15 sayılı tasarım tescili ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu belirlenmiş ise de bu raporda tasarımların sadece ortak ve farklı özellikleri tespit edilerek ortak özelliklerinin sayısının daha fazla olması nedeniyle tasarımların benzer olduğu sonucuna ulaşıldığı, bahsi geçen raporun dava konusu üründe tespit edilen farklılıkların tasarımın bütününe nazaran bilgilenmiş kullanıcı gözünde ayırt ediciliği sağlamaya yetip yetmediği hususunda herhangi bir değerlendirme ve gerekçe içermemesi nedeniyle anılan raporun hüküm kurmaya yeterli bulunmadığı, bu itibarla mahkemece alınan bilirkişi raporunun farklı sonuca ulaşmasının da iki rapor arasında çelişki yaratmadığı, diğer taraftan davalıya ait dava konusu ürünlerin davacının tescilli tasarımdan farklı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacıya ait tasarıma konu ürünün davacı tarafça daha önce kamuya sunulup sunulmadığının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, hukuki değerlendirmede bulunulduğunu, tespit dosyasındaki bilirkişi raporu ile mahkemece alınan bilirkişi raporunun çeliştiğini ve bu çelişkinin giderilmediğini, dava konusu ürününün müvekkili tasarımı ile aynı benzer olduğunu, müvekkili tasarımına tecavüzde bulunulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, tasarım hakkına tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 55,58,59,81 ... maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.