Davanın reddine

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Uygulama kadastrosu sırasında, ... ili .... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacıların miras bırakanı ... Acay adına kayıtlı bulunan eski 800 parsel ... 12.320,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 8222 ada 153 parsel numarasıyla ve 11.363,46 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 429 parsel ... 18.960,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 8222 ada 131 parsel numarasıyla ve 19.193,42 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ... ve müşterekleri adlarına kayıtlı bulunan eski 424 parsel ... 12.660,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 8222 ada 132 parsel numarası ile 13.005,34 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş; bilahare komisyon kararı ile 8222 ada 131 parsel ... taşınmazın yüzölçümü 18.944,83; 8222 ada 132 parsel ... taşınmazın yüzölçümü 11.970,30 ve 8222 ada 153 parsel ... taşınmazın yüzölçümü ise 9.764,13 metrekare olarak düzeltilmiştir.

2. Davacı ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait eski 800 (yeni 8222 ada 153) taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalılara ait 8222 ada 131 ve 132 parsel ... taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasına dayanarak çekişmeli taşınmazların uygulama kadastro tespitinin iptali ile kendilerine ait taşınmazın eski yüzölçümü ile tapuya tescilini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendi taşınmazında da eksilme meydana geldiğini, davacı tarafa ait eksilmenin kendi taşınmazından kaynaklanmadığını, öte yandan taşınmazı satın aldıklarından beri aynı sınırlar dahilinde kullanılmakta olup, sınırlarında herhangi bir değişiklik bulunmadığını, dolayısıyla uygulama kadastrosunun usul ve Kanuna uygun olarak yapıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2016 tarihli ve 2014/622 Esas, 2016/34 Karar ... kararı ile; "...davanın tapu iptali ve tescil davası olup, hak düşürücü sürenin geçtiği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.10.2019 tarihli ve 2019/4097 Esas, 2019/6431 Karar ... kararıyla; "... yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermek için yeterli olmadığı gibi, verilen kararın da dosya kapsamına uygun düşmediği, davanın uygulama kadastrosuna itiraza yönelik olduğunun kuşkusuz olduğu açıklanarak İlk Derece Mahkemesince öncelikle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, çekişmeli taşınmazlara ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri, komşu parsellere ait tesis ve uygulama kadastrosu tutanak örnekleri ve varsa dayanaklarının getirtilerek dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, daha sonra mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik harita mühendisi bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılması, mahalli bilirkişi ve tanıklardan, davacılara ait taşınmazın değişmeyen doğal ya da yapay sınırları bulunup bulunmadığı hususunda bilgi alınması, göstermeleri halinde söz konusu sınırların teknik bilirkişilere raporda gösterilmek üzere not aldırılması, teknik bilirkişiler eliyle yöntemine uygun şekilde inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılıp denetime ve hüküm vermeye uygun rapor tanzim edilmesi, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı da göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi..." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...1950,1963 ve 1971 hava fotoğrafları ile uygulama kadastro paftasının çakıştırılması sonucunda taşınmazların sınırlarında değişiklik söz konusu olmadığı ve dolayısı ile uygulama kadastro tespitinin usul ve kanuna uygun olduğu..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı ... ve müşterekleri vekili temyiz başvuru dilekçesinde, kararın usul ve Kanuna aykırı olduğunu, davalıların kadastro tespitinden sonra sınır ihlali yapmak sureti ile davacıların taşınmazının alanını küçülttüğünü, taşınmazların bulunduğu alanda uygulama kadastrosu ile yalnızca davacı yanın taşınmazında fahiş yüzölçüm eksikliği meydana geldiğini, hükme esas bilirkişi raporunda her hangi bir kanaat belirtilmediğini, yine raporda mevcut olmayan sınır tipi ile tanımlama yapıldığı gibi, taşınmazların ara sınırının sabit sınır olarak belirlenmesinin de mümkün bulunmadığını, öte yandan dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları birbiriyle tamamen çelişkili olduğu halde raporların arasındaki çelişkinin de giderilmediğini ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22 nci maddesinin 2 nci fıkrasının a bendine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve Kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun'un 22 nci maddesinin 2 nci fıkrasının a bendi.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı ... ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,

1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.