Hükmün eleştirilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Bursa 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2021 tarihli ve 2020/244 Esas, 2021/304 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis ve 20.820,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 22.10.2021 tarihli ve 2021/3444 Esas, 2021/1969 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Atılı suçu işlemediğine,
2. Mahkûmiyete yeterli somut delil bulunmadığına,
3. Eksik inceleme ile karar verildiğine,
4. Askerliğe elverişsiz raporu olduğuna,
5. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
6. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine,
7. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
8. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'un üzerine atılı 14.05.2020 tarihli eylem yönünden soruşturma faaliyetinin istihbari bilgiler üzerine başlatılması, sanık ile dosyada tanık sıfatıyla yer alan ... isimli şahsın fiziki takip ile buluştuklarının ve araç içerisinde birlikte hareket ettiklerinin görülmesi, sanık ile tanık ...'un buluşmasının ardından ... isimli şahsın araçtan inmesi üzerine kısa sürede yakalama işleminin gerçekleştirilmesi, tanık ...'tan ele geçirilen maddenin uzmanlık raporuna göre uyuşturucu metamfetamin maddesi içerdiğinin tespiti, soruşturma aşamasında müdafi huzurunda beyanı alınan tanık ...'un açık ve net şekilde üzerinden ele geçirilen uyuşturucu maddeyi yakalama işleminin hemen öncesinde sanık ...'dan 100,00 TL karşılığında aldığını beyan etmesi ve sanığı teşhis etmesi birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'un araç içerisinde bulundukları zaman diliminde tanık ...'a 100,00 TL karşılığında uyuşturucu metamfetamin satmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması, bu eylem yönünden suçun işlendiği yerin 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında kaldığı değerlendirilmiş olsa da suça konu eylemin sanık ve tanığın birlikte bulunduğu araç içerisinde gerçekleştirildiği anlaşıldığından ilgili hükmün uygulanmasına yer olmadığı; 18.05.2020 tarihli eylem yönünden soruşturma faaliyetinin istihbari bilgiler üzerine başlatılması, sanık ile dosyada tanık sıfatıyla yer alan ... isimli şahsın fiziki takip ile buluştuklarının ve araç içerisinde birlikte hareket ettiklerinin görülmesi, sanık ile tanık ...'un buluşmasının ardından ... isimli şahsın araçtan inmesi üzerine kısa sürede yakalama işleminin gerçekleştirilmesi, tanık ...'dan ele geçirilen maddenin uzmanlık raporuna göre uyuşturucu metamfetamin maddesi içerdiğinin tespiti, her ne kadar kovuşturma aşamasında bu beyanından dönmüş ise de soruşturma aşamasında müdafi huzurunda beyanı alınan tanık ...'un açık ve net şekilde üzerinden ele geçirilen uyuşturucu maddeyi yakalama işleminin hemen öncesinde sanık ...'dan 100,00 TL karşılığında aldığını beyan etmesi ve sanığı teşhis etmesi birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'un araç içerisinde bulundukları zaman diliminde tanık ...'a 100,00 TL karşılığında uyuşturucu metamfetamin satmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından eylemler birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemini zincirleme suç kapsamında birden fazla kez gerçekleştirdiği sabit olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezasında takdiren 1/4 oranında artırım yapılması gerektiği gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükme yapılan eleştiri dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin sanık hakkında uygulanmasına, incelemenin eksiksiz yapılarak karar verildiğine, 5237 sayılı Kanun'un 32 inci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Sanığa verilen adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarı" yerine, "yasal ihtara rağmen ödenmeyen adli para cezasının öncelikle 5275 Sayılı Kanunun 106/3. maddesi gereğince Cumhuriyet Savcılığının kararı ile hapse çevrilerek kamuya yararlı bir işte çalıştırılma kararı verilerek bu karar doğrultusunda infazına, bu karara ilişkin infaz şekline de uyulmaması halinde hapis cezası olarak infazına karar verileceğinin sanığa ihtarına," ibaresinin yazılmasının hukuka aykırı olduğu, değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 22.10.2021 tarihli ve 2021/3444 Esas, 2021/1969 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,
Hüküm fıkrasından, sanığa verilen adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmından “yasal ihtara rağmen ödenmeyen adli para cezasının öncelikle 5275 Sayılı Kanunun 106/3. maddesi gereğince Cumhuriyet Savcılığının kararı ile hapse çevrilerek kamuya yararlı bir işte çalıştırılma kararı verilerek bu karar doğrultusunda infazına, bu karara ilişkin infaz şekline de uyulmaması halinde hapis cezası olarak infazına karar verileceğinin sanığa ihtarına," ibaresinin çıkartılması, yerine " ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2024 tarihinde karar verildi.