5237 sayılı TCK’nın 89/4, 22/3,62,50/1-a, 52/2-4,53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Taksirle yaralama suçundan sanığın 5237 sayılı 89/4, 22/3,50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkındaki hükmün 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına, 8. fıkranın (c) bendi uyarınca, yükümlülük olarak “Kazan Belediye Başkanlığı ve Kazan Kaymakamlığı tarafından gönderilen ve ağaçlandırmaya elverişli yer olarak bildirilen listeden uygun görülecek yer ya da yerlere, sanık tarafından temin edilecek ve Kazan İlçesinin toprak ve iklim yapısına uygun 300 adet ağaç fidanının dikim işinin ve bu ağaçların 1 yaşına kadar bakımının sağlanması” yükümlülüğünün sanığa yüklenmesine ve bu yükümlülüğü yerine getirmek üzere ilgili yer denetimli serbestlik şube müdürlüğü veya ilgili yer infaz savcılığı bünyesinde görevlendirilmesine, adresini değiştirdiği taktirde aynı yükümlülüğün yeni adresinde yerine getirilmesine, dikilen fidanların tüm bakım ve koruma işlemlerinin sanık tarafından yerine getirilmesine, 300 adet fidanın 1 yaşına getirildikten sonra bu ağaçların sağlıklı ve dikilen sayıda tesliminden sonra denetimli serbestlik tedbirinin infaz edilmiş sayılacağına ilişkin Kazan Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21/05/2009 gün ve 115-119 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra, yapılan tebliğe rağmen sanığın yasal süre içinde Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğüne müracaat etmediğinden bahisle infaz evrakının mahkemesine iade edilmesi üzerine, Kazan Asliye Ceza Mahkemesince 23/09/2010 gün ve 48-89 sayılı karar ile önceki hükmün açıklanmasına karar verilmiştir.

Sanığın yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilmiş bulunduğundan, öncelikle açıklanmasına karar verilen hüküm incelenmiş, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 306. ve 5271 sayılı CMK’nın benzer düzenlemeyi içeren 287. maddelerindeki, hükümden önce verilmiş olan kararların da hükümle birlikte incelenebileceği hükümleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da bu kapsamda denetlenip denetlenemeyeceği değerlendirilmiş, açıklanması nedeniyle önceki hükme varlık kazandıran hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, sonraki hükmün varlık kazanmasını sağladığı ve dolayısıyla bu karardaki hukuka aykırılıkların sonraki hükmü de etkilediği oranda denetlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da bu kapsamla sınırlı olarak denetlenmiştir.
Meydana gelen kazadan yaklaşık 20 dakika sonra düzenlenen raporda 95 promil alkollü olduğu belirtilen sanığın, olay tarihinde saat 23: 30 sıralarında, gece vakti, yerleşim yeri sınırlarında, bölünmüş yol üzerinde sevk ve idaresindeki ... ile seyri sırasında, kaza mahalline geldiğinde, direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun sağ tarafındaki elektrik direğine çarpıp, taklalar atarak durabildiği olayda, mahkeme tarafından sanığın eylemini bilinçli taksirle işlediğinin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla belirlenen yükümlülüğün yerine getirilmesi için Ankara Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünce yapılan tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 10 ve 35. maddelerine uygun olmadığı anlaşılmakla, bu usulsüz tebliğe dayalı olarak açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,

2-Uzlaşma kapsamında olan suç hakkında soruşturma aşamasında, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi uyarınca sanıkla mağdurlar arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan kamu davası açılması, yargılama aşamasında da aynı Kanunun 254. maddesi uyarınca bu eksikliğin giderilmemesi,
3- 5237 sayılı TCK'nın 89/5. maddesinde taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğu, ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama haricinde, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmayacağının belirtildiği, mağdurlardan hiç birisinin sanıktan şikayetçi olmadığı, meydana gelen kaza sonucunda mağdurlardan ...'ın kemik kırığı oluşacak derecede yaralandığı, ancak mağdurlardan ... hakkında düzenlenen 20/11/2006 tarihli rapordan mağdurun kaza sonucunda oluşan yaralanmasının niteliğinin anlaşılamadığı, bu sebeple sanığın eyleminin TCK'nın 89/2 ya da 89/4. maddesinde belirtilen hallerden hangisine girdiğinin anlaşılması açısından mağdur ...'ın kaza sonucundaki yaralanmasının niteliğinin kesin olarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4- 5271 sayılı CMK’nın 231/8. fıkrasında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulacağı, bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak fıkrada açıkça belirtilen yükümlülükleri ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine karar verilebileceği, dolayısıyla maddede sayılan yükümlülüklerin fıkrada sayılanlarla sınırlı olmadığı anlaşılmakta ise de, yükümlülüğün işlenen suçla ilgili, hükümlünün ıslahı amacına hizmet etmesi, hükümlüye ekonomik bir külfet yüklememesi, infazının ve denetlenmesinin mümkün olması gerekmekte olup, bu amaca hizmet etmeyen ve hükümlü açısından infazı mümkün olmayacak şekilde, "sanık tarafından temin edilecek toprak ve iklim yapısına uygun 300 adet ağaç fidanının dikim işinin ve bu ağaçların 1 yaşına kadar bakımının sağlanması, yükümlülüğünün" sanığa yüklenmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.