Taraflar arasında görülen kasko sigorta poliçesine dayalı maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait, davalı tarafından genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı kamyonetin 27.01.2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazada pert olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 17.03.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 46.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; olaya ilişkin kaza tespit tutanağı düzenlenmediğini, Jandarma tarafından yapılan incelemede aracın olay yerinden kaldırıldığının tespit edildiğini, kaza anında davacının oğlu olan sürücünün alkollü olma ihtimalinin yüksek olduğunu, yapılacak araştırma ile beyan ile kazanın gerçekleşme şekli arasında uyumsuzluk olduğunun tespit edileceğini, sigorta araştırma raporuna göre kazaya başka bir aracın daha karıştığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin 22.06.2016 tarihli ve 2015/60 Esas, 2016/73 sayılı kararı ile; kazaya başka bir aracın karıştığı davalı tarafça iddia edilmişse de bu hususun ispatlanamadığı, tanık ...'ın dava konusu aracın başka bir araçla kaza yaptığına dair beyanının görgüye dayalı olmadığı, davacıya ait aracın olay yerinden kaldırılmış olması hususunun tek başına teminat dışı bir hal olarak değerlendirilmeyeceği, sürücü ...'ya ait sürücü belgesi örneğinin dosya kapsamında mevcut olduğu, davalı tarafından hasarın teminat dışı olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden, 36.000,00 TL tazminatın ıslah tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.03.2018 tarihli ve 2017/1076 Esas, 2018/1488 sayılı ilamı ile; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "...Somut olayda, dinlenen tanıklardan görgü tespit tutanağını düzenleyen ... beyanında; "... olay yerine gittiklerinde ...'nun havanın yağışlı ve yolun kaygan olması sebebiyle yola çıkan köpeğe çarpmamak için direksiyonu kırdığını ve aracın kontrolünü kaybederek yol kenarında kendi istikametinde yolun sağ tarafında bulunan odunlara çarptığını ve çarpmanın etkisiyle de aracın yan yattığını ve iki üç metre gittikten sonrada aracın tekrar düzeldiğini, araçta kendisinden başka kimsenin olmadığını beyan ettiğini, aracın kaza mahalinde olmadığını, ...'nun evinin önünde iken araç üzerinde inceleme yaptıklarını...", davacı tanıklarından ... beyanında; "... kazaya karışan aracı olay günü kendisinin kullandığını, önüne çıkan köpeğe çarmamak için aracı direksiyonunu sağa kırıp, odun istifine çarptığını, aracın yan yatmak suretiyle devrildiğini, kardeşi ile aracı düz çevirdikten sonra jandarmanın geldiğini, aracın yerini değiştirmediklerini, plaka sayılı ticari aracı olay yerinde görmediğini...", tanık ... beyanında;"......'nun kendisine haber vermesi üzerine kazadan haberdar olduğunu, jandarma geldiğinde aracın hala yana devrilmiş vaziyette durduğunu..."ifade etmiş davalı tanıklarıda ikinci bir aracın kazaya karıştığını beyan etmiş olup tanıkların beyanlarına göre olay tam aydınlatılmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece, davalı ....'nin düzenlediği 18.02.2015 tarihli hasar araştırma raporunda kazaya karıştığı iddia edilen plaka sayılı araçla ilgili araştırma yapılarak, aracın kime ait olduğu, kazaya karışıp karışmadığı, olayın tam olarak nasıl meydana geldiği belirlenip doğru beyan mükellefiyetinin ihlal edilip edilmediği 1.4.2013 tarihinde yürürlüğe giren kasko sigortası genel şartlarına göre, yerinin değiştirilmesi gerçekleşmiş ise bunun sonuca etkisi ve davalı sigortanın rücu imkanını ortadan kaldıracak bir ihlalin olup olmadığı tanık beyanlarıda değerlendirilip sonuçuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigorta araştırma raporunda kazaya karıştığı iddia edilen plakalı aracın maliki dava dışı tanık ...'in davaya konu olan kazaya karışmadığına dair beyanı, kazaya başka bir aracın karıştığı hususunun ispatlanamadığı, tanık ...'ın dava konusu aracın başka bir araçla kaza yaptığına dair beyanının görgüye dayalı olmadığı, davacıya ait aracın olay yerinden kaldırılmış olması hususunun tek başına teminat dışı bir hal olarak değerlendirilmeyeceği, sürücü ...'ya ait sürücü belgesi örneğinin dosya kapsamında mevcut olduğu, davalı tarafından hasarın teminat dışı olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden, 36.000,00 TL tazminatın ıslah tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hesap edilen rayiç bedelden aracın sovtajı düşülmeden karar verildiği için davacının sebepsiz zenginleştiğini, sovtaj ile ilgili bir karar verilmediğini, kazanın meydana geliş şeklinin net olarak belirlenemediğini, davacı tarafın sürücüsünün beyanlarının çelişkili olduğunu, görgü tespit tutanağında sürücünün yaralanmadığı belirlenmesine rağmen araçta kan olduğunu, sürücü değişikliği yapılmış olabileceğini, hasarın teminat dışı olduğunu belirtmiştir.
davalı ... tarafından Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın, tek taraflı kazada zarar görmesi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 ve 1446 ncı maddeleri.
Olay tarihinde geçerli olan Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10 uncu maddesinde, "zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere; bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılma" denilmek suretiyle, maddede ifade olunan haller ile benzer haller dışında olay yerini terkin, zararın teminat dışı olmasına yol açacağı kabul edilmiştir.
Dosya kapsamından; davacıya ait, davalı tarafından genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı kamyonetin 27.01.2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazada pert olduğu iddiası ile maddi tazminat talep edildiği, aynı tarihli jandarma tarafından düzenlenen görgü tespit tutanağı ve tutanak tanıklarının beyanlarına göre sürücü dava dışı ...'nun, kazaya karışan aracı olay yerinden kaldırarak evinin önüne park ettiği ve daha sonra jandarmaya giderek olayı ihbar ettiği anlaşılmıştır. Düzenlenen 27.01.2015 tarihli tutanağa göre davacının oğlu olan sürücünün yaralanmasının olmadığı, kaza yerinden ayrılmasını gerektiren zorunlu bir hal olmadan olay yerinden ayrıldığı; jandarma tarafından, sürücünün beyanına göre görgü tespit tutanağı düzenlendiği, kazaya karışan araç olay yerinden kaldırıldığı için kaza tespit tutanağı düzenlenemediği, alkol muayenesi yapılamadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava dışı sürücünün kaza yerini terk etmek yönünden Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10 hükmü uyarınca haklı bir nedeni bulunmadığından davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.