SUÇLAR: Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2015 Tarihli ve 2015/32 Esas, 2015/244 Karar Sayılı Kararı ile

1. Sanık ... hakkında tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,

2. Sanık ... hakkında;
Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 62 nci, 52 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

Sanık ... müdafinin temyiz isteği; sanığın senetleri vekâletnameye dayanarak imzaladığına, bu nedenle resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmadığına, katılanın malın teslim edildiğine dair bir fatura ya da irsaliye sunamadığına, başından beri senetleri imzalaya kişinin ... olduğunu bildiğine, hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına, olayda bir menfaatinin bulunmadığına bu nedenle hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık ...'in kendilerine bir vekâlet sunmadığına, baştan itibaren kendisini ... olarak tanıttığına, cezaların alt sınırdan verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, ayrıca eyleme iştirak eden diğer sanık ... hakkında beraat kararları verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğuna, bu nedenle sanıklar hakkında kurulan hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.

1. Sanık ...'ın,...Elektrik Aydınlatma Ticaret unvanı ile ... Ticaret Odasına kayıtlı tacir olarak faaliyette bulunduğu, sanık ...'nın da bu firmada çalıştığı, sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek katılandan mal almak isterken, sanık ...'nın kendisini katılana ... olarak tanıtarak ondan mal aldığı ve karşılığında sanık ... adına imza atarak üç adet bono düzenleyerek katılana verdiği, senetlerin ödenmemesi üzerine katılanın 06.03.2013 tanzim ve 15.06.2013 vade tarihli 7.300,00 TL bedelli bono ile ilgili icra takibi yaptığı, yapılan icra takibine sanık ...'ın imza itirazında bulunması ve imzaların onun eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi üzerine takibin durdurulduğu, böylece sanıkların üzerilerine atılı suçları işledikleri iddiası ile haklarında kamu davası açılmıştır.

2. Katılan aşamalardaki beyanlarında, sanık ...'nın iş yerlerine gelerek kendisini ... olarak tanıttığını, aralarında mal alışverişi ile pazarlık yapıldığını, pazarlık sonucunda sanık ...'nın senetleri yazıp imzalayarak kendilerine verdiğini, malı alarak götürdüğünü, fatura kesmek istediğinde başka bir makine daha alacağını, faturayı o zaman kesmelerini söylediği için fatura tanzim etmediğini beyan etmiştir.

3. Dosyada tanık olarak beyanları alınan kişiler de katılanın beyanını doğrulamıştır.

4. Sanık ... soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde; diğer sanık ...'ın yanında çalıştığını, ancak katılanı tanımadığını, bu kişiden mal almadığını ve ona senet düzenleyerek vermediğini ifade etmiş, mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde; sanık ...'ın kendisine vekâletname verdiğini, senetleri bu vekâletname kapsamında kendisinin düzenlediğini, ancak mallar teslim edilmediği için senet bedellerinin ödenmediğini, kendisini ... olarak tanıtmadığını beyan etmiştir.

5. Sanık ..., soruşturma aşamasında, katılanı tanımadığını, ondan alışveriş yapmadığını, senet vermediğini beyan etmiş, imzalar kendisine ait olmadığı için icra takibinde imzaya itiraz ettiğini belirtmiş, mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde; sanık ...'ya kendisi adına mal almaya ve senet düzenlemeye ilişkin vekâletname verdiğini, bu vekâletnameye istinaden katılandan mal alınıp senet düzenlendiğini, ancak malların kendilerine teslim edilmemesi üzerine senet bedellerinin ödenmediğini, avukatına imza itirazı değil borca itiraz etmesini söylediğini, o dönemde avukatları değiştiği için böyle bir karışıklık olduğunu savunmuştur.

6. Dosya arasında bulunan bilirkişi raporuna göre, 06.03.2013 tanzim tarihli ve 15.05.2013,15.06.2013 ödeme tarihli iki senetteki yazıların sanık ... eli ürünü olduğu, imzaların ise sanık ... ya da İbrahim eli ürünü olup olmadığına dair bir tespitin yapılamadığını bildirilmiştir.

7. Mahkemece senet asılları üzerinde yapılan gözlemde, senetlerin yasal unsurları taşıdığı ve herhangi bir kazıntı, silinti, tahrifat olmadığı ve bu haliyle aldatıcılık niteliğini haiz olduğu belirtilmiştir.

8. Mahkemece, sanık ... hakkında, çelişkili beyanları, katılan ve tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamı ile üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğu şeklindeki kabulle hakkında temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuş, sanık ...'ın diğer sanığın eylemine iştirak ettiğine dair yeterli delil elde edilemediği şeklindeki gerekçe ile sanık ... hakkında temyize konu beraat hükümleri kurulmuştur.

Sanıkların mahkemedeki sorgularında, suça konu bonoların sanık ... tarafından sanık ...'ya verilen vekâletname kapsamında düzenlendiğini beyan ettikleri, ancak vekâletnamede senet düzenlemeye ilişkin bir yetkinin olmadığı anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği ve özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının yerine imza atan kimsede sahtecilik kastının varlığının kabul olunamayacağı göz önünde bulundurulduğunda; öncelikle sanık ... tarafından keşide edilen başkaca çeklerin ya da bu şekilde düzenlenen başka bonoların bulunup bulunmadığının ilgili sorulması, bu çek ya da bonoların ödenip ödenmediğinin ve kim tarafından ödendiğinin tespit edilmesi, bu belgelerle ilgili icra takibi yapılmış ise imzaya itiraz edilip edilmediğinin belirlenmesi, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünde de taraflar arasında ticari ilişkinin konusu olan malın katılan tarafından sanıklara teslim edilip edilmediğinin araştırılması, buna dair varsa belgelerin dosyaya ibrazının sağlanması, yine varsa bu konuya ilişkin tanıkların dinlenmesi, mal teslim edilmiş ise sanıklar tarafından bedelinin ödenip ödenmediğinin araştırılması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı biçimde hükümler kurulması,

2. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2015 Tarihli ve 2015/32 Esas, 2015/244 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.11.2023 tarihinde karar verildi.