İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için haciz ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibinde gönderilen ödeme emrine davalı borçlunun yasal süresinde itiraz etmemesi üzerine davacı alacaklının icra mahkemesine başvurarak kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Davalı duruşmaya gelmemiş, herhangi bir savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından dava dilekçesinin tebliğ edilmediği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebligat Kanun'unun 20-21.maddeleri ve tebligat tarihinde yürürlükte bulunan Mülga Tüzüğün 28.maddesi gereğince muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir.
Olayımızda; Dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligat davalıya Tebligat Kanun'unun 21.maddesine göre tebliğ edilmiş olup, tebligat şerhinde haber verildiği bildirilen komşunun ismi açıklanmamıştır. Bu durumda dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davalıya yapılan tebligat usulüne uygun değildir. Dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.