SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2014/137 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında katılanlara karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 yıl hapis ve 67.500,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
1.Sanık ...... müdafiinin temyiz isteği özetle; sanığın yüklenen suçu işlemediğine, delillerin takdirinde hataya düşülerek verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Sanık ......'ın temyiz isteği özetle; eksik araştırmayla delillerin takdirinde hataya düşülerek verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Katılanlara kendilerini farklı isimlerle tanıtan ve iştirak iradesi içerisinde hareket eden sanıkların, katılan ...'e ait evde ikamet eden kiracıyı evden çıkartmak için aralarında düzenleyecekleri sözleşme ile muvazaalı satış konusunda katılanları ikna edip katılanlardan aldıkları imzalı belgeyi sonradan bono haline getirerek oluşturdukları 450.000,00 TL tutarındaki davaya konu bonoyu katılanlar aleyhine icra takibine koyup tahsil etmeye çalıştıkları iddia ve kabul edilmiş, sanıklar hakkında teşebbüs aşamasında kalan kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kararları verilmiştir.
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Davaya konu bono dayanak gösterilerek aynı icra takibi üzerinden ve aynı tarihte her iki katılan aleyhine icra takibi yapıldığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; gerekçeli karar başlığında "19.08.2012" şeklinde yanlış gösterilen suç tarihinin Mahkemece, davaya konu bononun takibe konulduğu "19.10.2012" olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafii ve sanık ...'ın yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2014/137 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ... müdafii ve sanık ...'ın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.11.2023 tarihinde karar verildi.