Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın, davalı tarafın yönetimini üstlendiği sitenin kapalı otoparkında park halinde iken 23.06.2015 tarihinde meydana gelen yağış sonrasında mekanik ve elektrik kısımlarının hasar alması sonucu pert olduğunu, müvekkili tarafından sigortalısına 22.07.2015 tarihinde 114.000,00 TL ödeme yapıldığını, zararın sitenin ortak alanı olan kapalı otoparktaki alt yapı yetersizliğinden kaynaklandığını, davalının zarardan sorumlu olduğunu, ödenen bedelin rücuen tahsili için İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün 2016/24038 sayılı dosyada ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamını ve alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev yönünden davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, olayın doğal afet kapsamında olup mücbir sebep nedeniyle kusur ve sorumluluklarının olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hasarın meydana geldiği otopark altyapısı yönünden yapılan teknik incelemede mevcut su toplama kanalı ızgarasının otoparkın eğimli kısmı boyunca devam etmediği, otoparkın köşe kısmında ve bu kısma yakın alanlarda su toplama kanalı ızgarasının bulunmadığı, toplanacak yoğun yağış suyunun otoparkın altyapı yetersizliği nedeniyle tahliye etme imkanı bulunmadığının tespit edildiği, bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime uygun olduğu, meydana gelen hasardan davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/24038 sayılı icra dosyasında 114.000,00 TL asıl alacak ve 6.754,50 TL işlemiş faiz üzerinden İİK'nun 67. maddesi gereğince davalının itirazının iptaline, asıl alacak miktarı olan 114.000,00 TL üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek üzere takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; görev yönünden davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davada müvekkiline husumet düşmeyeceğini, davanın pasif husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, 24 saatlik yağış kayıtları incelenmeden karar verildiğini, olayın doğal afet niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, hasar bedelinin fahiş hesaplandığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yönetim ile kat malikleri arasındaki sözleşme niteliğindeki yönetim planı ile bağımsız bölüm maliklerine burada belirtilen hizmetlerin en iyi bir şekilde yerine getirilmesi, site ile ilgili iş ve işlemlerin bir elden yürütülmesi, hizmetlerin ifasının sağlanması, ortak yaşam amaçlarının gerçekleşmesi için birbirlerine karşı çeşitli edimler üstlenildiğini, Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre ana gayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı için kat maliklerinin yararına olan tedbirlerin alınmasının yönetimin görevleri arasında olduğunu, davacının rücuen tazminat talebi yönünden, davalı ... yönetiminin Kat Mülkiyeti Kanunu ve sözleşmeden kaynaklanan temsil görevi kapsamında pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; görev yönünden davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davada müvekkiline husumet düşmeyeceğinden davanın pasif husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, 24 saatlik yağış kayıtları incelenmeden karar verildiğini, olayın doğal afet niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, hasar bedelinin fahiş hesaplandığını, otoparkta alt yapı yetersizliği bulunmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat talebine ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 2,16,32 ve 35 inci maddeleri.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu hasarın mücbir sebep olmaksızın davalı tarafın yönetiminde bulunan site kapalı otoparkının alt yapı yetersizliğinden kaynaklandığına dair bilirkişi heyet raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.