Mahkumiyet

Suç adının, gerekçeli karar başlığına mahallinde yazılması mümkün görülmüştür.
5271 sayılı CMK'nun 150. maddesi gereğince sanıklar müdafii olarak atanan Av. Semiha Gören Daşoluk'un 07.12.2009 günü yüzüne karşı tefhim olunan hüküm, adı geçen müdafi tarafından yasal süresinden sonra 15.02.2010 tarihinde temyiz edilmiş ise de; yokluklarında verilen hükmün kendilerine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan sanıklardan ...'e 10.02.2010 günü usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanık ...'un ise kararı öğrenmekle 15.02.2010 günü temyiz ettiği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 gün ve 7/56 sayılı ve benzer kararlarında da açıklandığı üzere bu durumda zorunlu müdafie yapılmış bulunan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından, sanıkların temyiz istemlerinin süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede gereği görüşüldü;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “kimliği hakkında memura yalan beyanda bulunmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 28.06.2003 suç tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanıklar ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 28.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.