Esastan ret
Taraflar arasındaki imar ihya ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, ... Mahallesi tapulama sahası içinde bulunan Kayseri-Pınarbaşı yolunun güneyinde, ... Köyü 289,290 ve 322 parsellerin kuzeyinde, 309,340,341,316,317 ve 321 parsellerin de batısında yer alan 100 dönüm (100.000 m²) tarla vasfındaki taşınmazın müvekkilinin babası ... Kılıçoğlu'nun ölümü ile müvekkiline kaldığını, davacının ve babasının uzun yıllardır nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile zilyet olup, taşınmazın özel mülkiyete konu olacak yerlerden olduğunu ileri sürerek, davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın değerinin düşük gösterildiğini, Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1951/867 Esas ve 1954/824 Karar sayılı ilamı ile ... Köyü merası olduğunun tespit edildiğini, meraların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kazandırıcı zilyetlik şartlarını taşımaması nedeniyle tapulamada adına tescil yapılmadığını, taşınmazın mera vasfında olduğunu, zilyetlikle kazanılabilecek taşınmazlardan olmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "....dava konusu taşınmazın da bulunduğu yerdeki taşınmazların tapulamasının 1966 yılında bitirildiği, dava konusu taşınmazın tapulama harici bırakıldığı, davacı tarafından tarımsal amaçlı kullanımın ispat edilemediği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile mülk edinmeye elverişli yerlerden olmadığı, köylünün ortak kullanımına ait mera niteliğinde orta malı olduğu, yargılama sırasında tahsis amacının değiştirilerek Hazine adına tescil edildiği gerekçesiyle davanın reddine" karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mera ve meradan açılan taşınmazlar ile ilgisinin bulunmadığını, hava fotoğrafları ile dava konusu edilen alanın tarımsal faaliyet amacı ile tarla olarak kullanıldığının tespit edildiğini fakat keşif tarihinden çok önce, 2010 yılı ve sonrasında ... Üniversitesine tahsis edilmesi nedeniyle tel örgü çekilerek müvekkillerine kullandırılmadığını, bu tarihten sonra teraslama çalışması yapılarak ağaçlandırma işlemlerine başlanması sonucu zemindeki sabit sınırların yok edildiğini ve tarla özelliğinin bozulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiştir.
Dava, imar ihya ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.