Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçu için; 5271 sayılı Kanun'un 232/2-c maddesi gereğince verilen kararın niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır.

İstinaf başvurularının esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2021 tarihli ve 2020/233 Esas, 2021/212 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçundan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 ncü maddesinin 2 nci fıkrasının ''e'' bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 01.02.2022 tarihli ve 2022/89 Esas, 2022/130 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık, sanık müdafii, O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık ve müdafii temyiz dilekçelerinde özetle;

1-Sanığın örgütün amaçlarını benimsediğine dair somut delil bulunmadığına,

2-Sanık hakkında beyanda bulunan ... 'in gerekli usullere uyulmadan ifadesinin alındığına,

3-Reddi hakim taleplerinin usule aykırı olarak reddedildiğine,

4-Gerekçeli kararda maddi hataların ve çelişkilerin bulunduğuna,

5-Gerekçesiz olarak alt sınırdan uzaklaşıldığına,

6-Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,

7-Lehe olan delillerin dikkate alınmadığına,

8-Suç unsurlarının oluşmadığına,

9-Kararın bozulmasına, beraat kararı verilmesine ve sair nedenlere ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde özetle;

1-Sanığın soruşturma geçiren (...) kişilerin yurt dışına kaçırılması yönünde etkin faaliyetlerinin olduğuna,
2-... 'in kamuoyunda ABD ülkesinde yapılan ... davası olarak bilinen dava kapsamında Türkiye aleyhine tanık veya belge veren olarak kullanılacağına,

3 -Eski MİT mensubu ... 'in yurt dışına kaçma girişiminin organize edilmesinin atılı suçun işlenmesi amacı dışında başka bir amaçla yapılmış olamayacağını açıkça gösterdiğine,

4-Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun yanında TCK'nın 328/1 inci maddesinde düzenlenen "siyasal ve askeri casusluk maksadıyla devlet için gizli kalması gereken bilgileri elde etme" suçunun da oluştuğunun kabul edilmesi gerektiğine,
-Beraat kararının bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden;
Sanığın lise eğitimi sırasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün cemaat olarak ya da hizmet hareketi olarak adlandırılan ve sanığında beyanlarında benzer şekilde adlandırdığı liderinin Fetullah Gülen olduğu, FETÖ/PDY örgütü içerisinde yer alan ve "abi" denilen örgüt elemanlarının kontrolünde olan yapının evlerine ders çalışmak amacıyla gitmekle başlayan terör örgütüyle ilişkisinin, üniversite eğitimi sırasında yurtta kalırken irtibat kurduğu örgüt mensuplarının yönlendirmesiyle örgüt evlerinde düzenlenen sohbetlere katılmak şeklinde devam ettiği, bu kapsamda sanığın örgüt evlerinde örgüt liderinin kitaplarının okunması gibi faaliyetlerde bulunduğu, sanığın daha sonra MEB bursu ile çıktığı yurt dışı yüksek lisans ve doktora eğitimi sırasında da kendi beyanlarına yansıdığı üzere yurt dışı yapılanmasında kendisinin bulunduğu şehre ziyarete gelen örgüt mensuplarıyla görüşmeye, yine kısa süreli Türkiye ziyaretlerinde de örgüt mensubu olup yurt dışında kaçak olan A. C. isimli kişiyle görüşmelere ve sohbetlere devam ettiği, bu süreçte A. C. isimli kişiyle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 2 nci adamı ve Türkiye İmamı olarak bilinen ve aynı suçtan hakkında yakalama kararı bulunan M. Ö. ile de görüşmelerini de sürdürdüğü ve sanığın sık sık beyanlarında eşinin fotoğraflarının ve kişisel nişan görüntülerinin dosya da bulunması sebebiyle kişisel verilerinin ve eşine ait verilerin açıklandığı yönünde iddiada bulunmuş ise de; söz konusu fotoğraflar içerisinde yukarıda ismi geçen ve örgüt mensubu olduğu anlaşılan A. C. adlı şahsın bulunduğu, zira sanık ...'ın, A. C. nin zaman zaman sohbetlere katıldığını beyan ettiği ve aynı zaman da yukarıda ismi geçen M. Ö. yü, A. C. nin kendisiyle tanıştırdığını bildirdiği ve yine soruşturma beyanları kapsamına göre sanığın nişan töreninde M. Ö. nün da katılımcılar arasında olduğu, söz konusu fotoğraflardaki esas unsurun haklarında FETÖ örgüt üyeliği suçlaması bulunduğu anlaşılan A. C. ve M. Ö. adlı kişiler olduğu, sanığın bu iki şahıstan hiç söz etmeksizin kovuşturma aşamasında suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarda bulunduğu, sanık ... ya ait dijital materyaller içerisinden çıkan sanığın birden fazla kullanıcı kaydı oluşturduğu tespit olunan Samsung marka tablette, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/1 Esas, 2019/189 sayılı dosyasında yargılanıp, (hakkında örgütün TUSKON yapılanmasına ilişkin evrakları kaçırmakla irtibatını devam ettirdiği, yine sanık ... hakkında tanıklık yapan bir dönem MİT'de de görev yapmış tanık Y. H. yi örgüt içerisinde mahrem abilik yaptığı, aynı şekilde MİT'de bir dönem görev yapan Y. G. U. nun da 15 Temmuz gecesi evlerine geldiğini ve mahrem abi olduğuna ilişkin beyanları olduğu gerekçeli kararda yer alan) örgüt üyeliğinden mahkumiyetine karar verilen M. H. ile SKYPE programı yazışmalarının tespit edildiği, bu yazışmalar içeriğine göre; "ilk zamanlar anlamamistim HE nin cami cemevi yanyaana olsun projesini", "ulan hayvanlar cemaatin hiç değise yetişmiş kaliteli elemanları var her yerde", "ya cemaatin hali ustadin su sozunde gizli abi", "devletın basındakı adam bu, büyük alalım seneye de giyeriz mantıgıyla devlet yonetiyor herif", "biz balyozcu ergenekoncu avukatların da hakkını koruduk", "cemaat devlet kadrolarından çekilse sorun çözülcekmiş", "cemaati sevenler, taraftar olanlar seffaf olsunlar diyorlar" ve benzeri mesaj içeriklerinin bulunduğu, mesaj içeriklerinden de anlaşılacağı üzerine sanığın örgütü benimsediği, örgüt mensuplarıyla hangi şekilde davranılması konusunda görüş alışverişinde bulunduğu, kendisinin yapıdan olduğunu kabul edecek şekilde, örgütün mensuplarının Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde üst düzey General rütbesinde çok olmadığından ancak alt rütbelerde çok olduklarından, örgütün gizlilik ilkesini oluşturan "tedbir" kavramının gerekli olduğundan, örgütün 2015 yılında yapılan genel seçim sırasında halen devlet kademelerinde yer alan örgüt mensuplarının yapacağı komplo ile seçimlerin etkilenmesi gerektiğinden bahisle konuşmalar yaptığı, sanığın yine kendi beyanları kapsamına göre 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle ihraç olunan kişilerle ilişki ve irtibatını devam ettirdiği, bu kapsamda kendi beyanına göre üniversite yıllarında örgütün sohbet evlerinden tanıdığı 2020/30 Esas sayılı dosyanın sanıklarından ... 'le görüşmelere devam ettiği, ... 'in ifadeleri kapsamında bu kişinin yasa dışı yollarından yurt dışına kaçma fikrini desteklediği ve örgüt mensubu olduğunu bildiği bu kişiye yardımcı olmak amacıyla ayarlamalarda bulunduğu, telefonla gerek ... gerekse eşinin telefonu üzerinden irtibat kurduğu, yüzyüze görüşmeler ayarladığı, bu şekilde 15 Temmuz darbe girişiminden sonra terör örgütü olduğu tamamen tüm kamuoyu nezdinde bilinir olan örgüt üyelerine illegal yollardan yurt dışına çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla faaliyette bulunduğu, yine hakkındaki tespit değerlendirmeler ile ... 'in usul ve hukuka uygun alınan ve geçerli soruşturma aşamasındaki beyanlarında, sanığın kendisine çok önemli bir teklifi olacağına dair ...'ın beyanı olduğuna dair ifadeleri, bu kapsamda sanık ... 'e çalıştığı MİT teşkilat ve görev yaptığı yerlere ilişkin elinde belge olup olmadığını da sormuş olması gibi eylemleri, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın; cebir ve şiddet kullanarak baskı, korkutma, yıldırma, sindirme ve tehdit yöntemleri ile Anayasa'da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devleti ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak ve yıkmak, ele geçirmek, temel hak ve hürrriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini ve genel sağlığı bozmak amacı taşıyan ve bu yönde silahlı eylemde bulunan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ideolojisini benimsediği, bu kapsamda örgüt üyeleri ile ortaokul çağlarından itibaren kesintisiz irtibatlarını devam ettirdiği, sohbetlerine katıldığı ve dini faaliyetlerde bulunduğu, örgütün gerçek yüzünün ortaya çıktığı ve alenen örgüt üyelerinin suç işlemeye başladığı 2014 yılı başlarından itibaren de bağlantısını koparmadığı, örgütün terör eylemi olarak gerçekleştirdiği 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da kolluk tutanağına göre örgüt üyeleri ile iletişimini devam ettirip, örgüt bağlantısı nedeniyle ihraç olduğunu bildiği, eski MİT mesubu, tefrik olunan dosyada sanık ... 'in illegal yollardan yurtdışına çıkmasına yardım kastıyla gizlilik içerisinde hareket etmesi sebebiyle de örgütle organik bağını devam ettirdiği, bu şekilde sanığın tespit olunan eylemleri itibariyle silahlı terör örgütü üyesi olduğu, eyleminin bu kapsamda silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturduğu belirtilerek mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme suçu yönünden;
Sanık ... 'in, sanık ...'a çalıştığı kurumla ilgili sorduğu sorunun beyanlarında tam olarak “Senin çalıştığın yerle ilgili orada çalıştığına dair bir belge elinde var mı?” şeklinde olduğu, ... 'in ise bu soruya elinde böyle bir belge olmadığı yönünde cevap verdiği, herhangi bir şekilde bir bilgi ya da belgenin sanık ...'a verildiğine dair bir beyan ya da delilin dosya kapsamında bulunmadığı, mevcut delillerle sanığın devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin ettiğini kabul etmenin mümkün olmadığı, her ne kadar dosya tutanaklarında ve dosya kapsamında ifade edilen ve Amerika'da görülen ... isimli şahsında karıştığı davada eski MİT mensuplarının kullanıldığı hususu iddia makamınca kabul edildiği bildirilmiş ise de; sanığın, ... 'i kaçırmaya yönelik girişimlerinin bu amaca yönelik olduğunun dosyadaki deliller kapsamına göre söylemenin mümkün olmadığı, bu hususun ancak kesin delillerle tespitinin mümkün olduğu, bu haliyle sanığın üzerine atılı TCK'nın 328/1 inci maddesinde düzenlenen siyasal ve askeri casusluk maksadıyla devlet için gizli kalması gereken bilgileri elde etme suçunun dosya kapsamındaki beyanlar, iddianame kapsamı ve sair delillere göre her türlü şüpheden uzak yeterli kesin ve açık delil elde edilememiş olması sebebiyle atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varıldığından sanığın CMK 223/2-e maddesi gereğince üzerine atılı siyasal veya askeri casusluk suçundan açılan kamu davasından beraatine dair karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçlarından yapılan incelemede;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;

Delillerin tartışılmasında hazır bulunan taraflardan kimin hangi sıra ile söz alacağı, cevap haklarını nasıl kullanacakları ve duruşmanın en son kimin sözü ile bitirileceği CMK'nın "Delillerin tartışılması başlıklıklı" 216 ncı maddesinde:
"1)Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir.
2)Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanuni temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanuni temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
3)Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir" şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre delillerin tartışılmasında ilk önce söz katılana veya vekiline, daha sonra Cumhuriyet savcısına ve en son olarak da sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. Görüldüğü üzere kanun koyucu, önce iddia, daha sonra da savunma makamını teşkil edenlerin söz alıp görüşlerini açıklaması gerektiğini kabul etmiştir. Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanuni temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanuni temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
5271 sayılı CMK'nın 216 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki delillerin tartışılmasındaki söz sırasına ilişkin kural ile üçüncü fıkrasındaki hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa ait olduğu kuralı nitelikleri ve kurala aykırılığın hukuki sonuçları itibari ile birbirinden farklıdır.

Delillerin tartışılmasındaki söz sırasına ilişkin kural gerek son oturumda gerekse ara oturumlarda uygulanması gereken genel bir kural iken, son sözün hazır bulunan sanığa ait olduğu kuralı delillerin tartışılması aşamasının tamamlanmasından sonra son oturumda sanığa tanınan bir haktır. Sanığın son söz hakkını kullanmasından sonra tekrar duruşmaya geri dönülmez ve artık hüküm kurulur.

Delillerin tartışılması sırasında sanık ister duruşmada hazır bulunsun isterse bulunmasın son sözün sanık müdafiine verilmesi gereklidir. Kanun koyucu söz sırasında sanık müdafiini sanıktan sonra saymıştır. Hükümden önce son söz hakkı ise Kanunun açık ifadesinden de anlaşıldığı üzere sadece hazır bulunan sanığa aittir. Sanığın hükümden önceki son söz hakkı tıpkı ifade ve sorgu gibi şahsi bir haktır ve sanığın bizzat kendisi tarafından kullanılmalıdır. Sanık müdafii için nasıl ki temsilcisi denilerek sanığın yerine sorgulanamaz ve ifadesi alınamaz ise, sanığın hazır olduğu oturumda da son söz hakkını kullanamaz.
İnceleme konusu somut olayda; hükmün açıklandığı 05.11.2021 tarihli oturumda, SEGBİS yöntemi ile hazır bulunan sanığa son sözlerinin sorulması esnasında sanığın hakim ve bilirkişilerin reddi gibi bir kısım talep ve itirazlarını yinelediği, bunun üzerine Cumhuriyet savcısının tekrar söz alarak mütalaada bulunduğu, akabinde taleplerin reddine dair mahkemece ara karar tesis edildikten sonra hükmün açıklandığının anlaşılması karşısında; söz konusu mütalaa ve ara kararlardan sonra sanık ve müdafiine savunmaları sorulup akabinde hazır bulunan sanığa son söz hakkının verilmesi gerekirken bu yargılama kurallarına uyulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 216 ncı maddesine aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafii ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 01.02.2022 tarihli ve 2022/89 Esas, 2022/130 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sair yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2024 tarihinde karar verildi.