Mahkûmiyet
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2015 tarihli ve 2014/80 Esas, 2015/4 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2.Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2015 tarihli ve 2014/80 Esas, 2015/4 Karar sayılı kararının 17.02.2015 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 21.11.2019 tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan "resmi belgede sahtecilik" suçunu işlediği ve Küçükçekmece 15.Asliye Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 27.04.2021 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün açıklanmasına karar verildiği ve Afyonkarahisar 5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/460 Esas, 2016/113 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/460 Esas, 2016/113 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 25.10.2021 tarihli, 2019/12337 esas, 2021/7203 karar sayılı kararı ile;
"...Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
4.Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.01.2022 tarihli ve 2021/628 Esas, 2022/20 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmekle, taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5.Sanık müdafii ile katılan vekilinin Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.01.2022 tarihli ve 2021/628 Esas, 2022/20 Karar sayılı kararına itiraz etmeleri üzerine, genel yargılama usulüne göre yargılama yapılıp Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/81 Esas, 2022/416 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.10.2022 tarihli ve 2022/122453 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
A.Sanık müdafiinin temyiz isteği; müvekkili hakkında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğine, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapılmış olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, olay ile sanık arasında illiyet bağı bulunmadığına, müvekkilinin kusurunun bulunmadığına, HAGB kararı ve bu kararın gereklerinin yerine getirilmesine ilişkin hususların müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmemiş ve kararın nasıl yerine getirileceği açıklanmamış olduğuna, dolayısıyla maddi zararın yerine getirilmemesinde de müvekkilinin kusuru bulunmadığına ilişkindir.
B.Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın en üst hadden cezalandırılması gerektiğine, sanığın yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasına rağmen, cezadan indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Sanığın Afyonkarahisar-Çavdarlı karayolu üzerinde bulunan Doysan Tavuk Çitfliği'nin yetkilisi olduğu, olay tarihinde çitflikte yem üretme bölümünde çalışan katılanın helezon makinesine elini kaptırması sonucu elinin bir bölümü ile parmaklarını kaybetmesine neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır.
2.Kaza sonucunda katılanın Afyonkarahisar Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 12.09.2013 tarihli raporuna göre, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyecek ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralandığı görülmektedir.
3.Soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanı tarafından hazırlanan 19.09.2013 tarihli raporu ile yargılama aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen 15.12.2014 tarihli raporunda; sanığın yetkilisi olduğu işyerinde işçilere işçi sağlığı ve güvenliği eğitimini vermediği buna ilişkin belge bulunmadığı uyarı ve ikaz levhasının olmadığı, kullanılan helozonun emme ağzına el ve ayak girmesini önleyici demir ızgara yaptırmadığı ve bu şekilde kullanılmasına izin verdiği, işçilere koruyucu malzeme vermediğinden tamamen kusurlu olduğu görüşü bildirilmiştir.
4.Tanıklar K.B., C.B., İ.Y.E.'nin anlatımları, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, doktor raporları, Afyonkarahisar ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ait cevabi yazılar, katılana ait 13.05.2014 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporu ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
5.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 25.02.2014 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, duruşmadaki beyanında;
"İddianamede anlatılanlar doğrudur hazırlık beyanımı tekrar ederim sanık ... Bulutçu Afyonkarahisar -Çavdarlı karayolu üzerinde bulunan Doysan çiftliğinin yetkilisidir, kendisi iflas etmesi sonucu 2013 senesinin 1. Veya 2. Aylarında bu iş yerini kapattı, şu an kaçaktır, ben olay tarihinde çiftlikte yem öğütme bölümünde çalışırken helezon makinesine elimi kaptırdım elimin bir bölümünü ve parmaklarını kaybettim, ilk müdahale Afyonkarahisar Kocatepe tıp fakültesinde yapıldı daha sonra Ankara Medicana hastanesine sevkim yapıldı, üç sefer ameliyat geçirdim, şirket o zamana kadar ameliyat giderlerini karşıladı, dördüncü ameliyatım vardı, iş yeri müdürü Nihat Bulutçu 4. Ameliyatımın tedavisine ve diğer tazminatların ödenmesine bana söz verdiği halde yerine getirmediler, İstanbul da ki açık adresi evde yazılıdır bilahare mahkemeye getireceğim, iş yerinde çalıştığım günlerde kazaya karşı herhangi bir uyarıcı levha yoktu emniyetli çalışmamız için bana herhangi bir eldiven yelek veya baret verilmedi, ben bu malzemeleri yetkililerden istedim ancak kimse bunu bana vermedi çalışırken sigortam vardı iş yerinde çalışan kimsede hiç bir emniyet malzemesi yoktu, olaya ilişin somut maddi zararım söz konusudur, sanıktan şikayetçiyim, uzlaşma teklif talebim yoktur." şeklinde beyanı olduğu anlaşılmaktadır.
6.Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, yakalama emrinin infazı üzerine alınan savunmasında;
"Müştekinin çalışmış olduğu Doysan Tavuk Çifliğinin sahibiyim. Müşteki olay tarihinde iş yerimizde çalışırken tamamen mesai arkadaşının ve kendisinin dikkatsizliği sonucu parmaklarını helezon makinasına kaptırmıştır. Biz iş yerinde gerekli güvenlik tedbirlerini almıştık. Olayın meydana gelmesinde benim bir kusurum yoktur. Müştekinin kusurlu hareketleri nedeni ile olay meydana gelmiştir. Biz şirket olarak müştekinin tedavi masraflarını da karşıladık. Kendisini Ankara'da bulunan özel hastanelerde tedavi ettirdik. Müştekinin ayrıca bir zararı varsa gidermeyi kabul ediyorum." şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür.
7.Sanık ...'e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
8.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak karar verildiği, ancak sanık müdafii ile katılan vekilinin bu karara itiraz etmesi üzerine, genel hükümlere göre yargılama yapılıp karar verildiği anlaşılmıştır.
Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A. Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Kusur Durumuna ve Eksik İncelemeye İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden,
Sanığın Afyonkarahisar-Çavdarlı karayolu üzerinde bulunan Doysan Tavuk Çitfliği'nin yetkilisi olduğu, olay tarihinde çitflikte yem üretme bölümünde çalışan müştekinin helezon makinesine elini kaptırması sonucu vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyecek ve organlarından birinin işlevinin yitirmesine neden olacak şekilde yaralandığı, sanığın kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu olayda; Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporlarının oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiği anlaşılmakla; hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin kusura ve eksik incelemeye ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Suçun Unsurlarının Oluşmadığına ve İlliyet Bağı Bulunmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,
Sanığın Afyonkarahisar-Çavdarlı karayolu üzerinde bulunan Doysan Tavuk Çitfliği'nin yetkilisi olduğu, olay tarihinde çitflikte yem üretme bölümünde çalışan katılanın helezon makinesine elini kaptırması sonucu elinin bir bölümü ile parmaklarını kaybetmesine neden olacak şekilde yaralandığı olayda Mahkemenin kabul ve takdirinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden,
Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2015 tarihli ve 2014/80 Esas, 2015/4 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğuna, sanık müdafinin itirazı üzerine itirazın reddi ile kararın kesinleştiğine, sanığın yakalama kararının infazı üzerine alınan savunmasında bildirdiği adrese ödeme emrinin gönderildiği ancak sanığın kararda belirlenen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği ayrıca, Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2015 tarihli ve 2014/80 Esas, 2015/4 Karar sayılı kararının 17.02.2015 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 21.11.2019 tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan "resmi belgede sahtecilik" suçunu işlediği ve Küçükçekmece 15.Asliye Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 27.04.2021 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
4.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hükmedilen 10 ay hapis cezasının, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendi gereğince bir kat artırım yapılması sonucu hesaplanan 20 ay hapis cezasından, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/6 oranda indirim yapıldığı sırada, sonuç cezanın "16 ay 20 gün hapis cezası" yerine, "1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası" olarak belirlenmesi suretiyle, sanık hakkında fazla ceza tayini sebebiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanık müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmüştür.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Temel Cezanın Belirlenmesine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. Öte yandan, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tamamen kusurlu olarak bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen cezanın, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1.maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; "Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri lehine indirim sebebi kabul edilerek" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Afyonkarahisar 5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/81 Esas, 2022/416 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen ve gerekçe bölümünde yer verilen (A-4) numaralı paragraf dışında, sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde (A-4) numaralı bentte açıklanan nedenle, Afyonkarahisar 5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/81 Esas, 2022/416 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki "1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası" ibaresinin çıkarılarak yerine, "16 ay 20 gün hapis cezası" ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2024 tarihinde karar verildi.