Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle kabulüne karar verilmiş ise de; verilen karar dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.

Karar tarihinde yürürlükte bulunun HUMK'nun 237 ve ilgili maddeleri hükmüne göre; şekli anlamda kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için öncelikle kesin hüküm oluşturduğu öne sürülen önceki günlü karara karşı tüm olağan kanun yollarının tüketilmesi gerekir.
Öte yandan; HUMK'nun 74. maddesi hükmüne göre hakim her iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.
Somut olaya gelince; karar gerekçesinde taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen Diyarbakır Sulh Hukuk Mahkemesinin 5.7.1979 tarih 1978/1035-1979/779 E.K. Sayılı kararının davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 11.2.1980 tarih 812-1031 E.K. sayılı ilamı ile bozularak iade edildiği, bu kez mahkemece bozmaya uyularak 29.04.1980 tarih 1980/291-376 E.K. sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiği, ancak bu kararın da dosyasının bulunamaması nedeniyle kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenemediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; mahkemece davacı ve davalı tarafın delilleri toplanıp, birlikte değerlendirilerek sonucuna göre davanın esasına yönelik bir hüküm verilmesi gerekirken, kesin hükümden söz edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; talep ile bağlı kalınarak sadece mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, talep aşılarak yeni mirasçılık belgesi verilmesi dahi isabetsiz, davalılardan ... ve ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde hükmü temyiz eden davalılara iadesine, 28.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.