İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine ye r verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılanlar vekili ile sanıklar ..., ..., ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2021 tarihli, 2020/50 Esas ve 2021/77 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanıklar ..., ..., ... hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanıklar ..., ..., ..., hakkında yardım etmek suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında yağma suçundan; 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,
4. Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan; sanığın aynı suç nedeniyle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2013 tarihli, 2012/119 Esas, 2013/65 Karar sayılı dosyasında yargılandığı ve beraatına karar verildiği anlaşılmakla, sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca reddine, karar verilmiştir.
B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin, 06.10.2021 tarihli 2021/1343 Esas ve 2021/1314 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanıklar ..., ..., ..., ...'nın yağma suçundan beraatlerine ve sanık ...'nın nitelikli kasten öldürme suçundan kamu davasının reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
2. ... 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/50 Esas, 2021/77 Karar sayılı, sanıklar ... ..., ..., ...'ın tasarlayarak kasten öldürme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya yardım suçlarından verilen mahkumiyet ile sanık ...'ın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusuna göre yerel mahkeme kararının A ve B bentlerinin 5271 sayılı Kanun'un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına;
2-a) Sanıklar ..., ..., ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
2-b) Sanıklar ..., ..., ... hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca ayrı ayrı 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
3. Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
A. Katılanlar ..., ... ve ... vekilinin temyiz istemi; sanıklardan ... hakkında kasten öldürme suçundan açılan kamu davasının reddine dair kararın yerinde olmadığına, sanıkların yağma suçundan beraatlerine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıklar hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu nedeniyle suç vasfının hatalı olduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünde de temel cezanın üst hadden belirlenmesi gerekirken alt sınırdan belirlenmesinin ve takdiri indirim hükmünün uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
B. Katılan ... Koçaslan vekilinin temyiz istemi; sanık ... yönünden kasten öldürme suçundan açılan kamu davasının reddine ilişkin kararın haksız ve hatalı olduğuna, sanıklar hakkında yağma suçundan mahkumiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesinin de yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
C. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; sanığın, maktule karşı diğer sanıklarla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeterli somut delil bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi, aksi kanaat halinde ise yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulması, ayrıca teşdit hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, sanık yönünden 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, iştirak iradesi bulunmadığına, eksik inceleme ile yeterli delil toplanmadığına savunma haklarının kısıtlandığına, olay yerine gidiş sebeplerinin maktulü korkutmak olduğuna, suçu kabul etmemekle birlikte aksi kanaatin hasıl olması halinde de eylemin yardım eden kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, ilişkindir.
D. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; sanığın, maktulün olay yerine getirilmesinde hiçbir rol ve katkısının bulunmadığına, sanığın mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle beraati yerine, cezanın üst sınırından mahkumiyetine karar verilmesinin hatalı olduğuna, suçu kabul etmemekle birlikte mahkemece gerekçesiz olarak üst sınırdan ceza tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine, ilişkindir.
E. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; sanık açısından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları yönünden oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanığın, diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde hareket etmediğine, maktul ...'ı tanımadığına, sanığın atılı suçtan cezalandırılmasını gerektirecek kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, maktulün ölümü ile sanık ...'ın eylemi arasında bir illiyet bağının bulunmadığına, yine fikir ve eylem birliği içerisinde olduğuna yani müşterek fail konumunda olduğuna ilişkin kanaatin doğru olmadığına, sanığa bir suç yüklenecekse bunun maktule attığı kafa nedeniyle kasten yaralama suçu olduğuna, bu suçun da zamanaşımına uğradığına, maktulün ölümü ile sanığın eylemi arasında bir illiyet bağının bulunmadığına, atılı suçun sanık yönünden unsurlarının oluşmadığına, bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olan kararının bozulması gerektiğine, ilişkindir.
F. Sanık ... müdafinin temyiz istemi; sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararının bozulması gerektiğine, ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Maktul ...'ın suç tarihi öncesinde bir inşaat şirketini eşiyle birlikte ortak olarak çalıştırdığı, sanık ...'in de bu şirkette 8-9 yıllık süreden beri muhasebe işlerini yürüttüğü, şirketin tüm muhasebe ve finans işlerinde tek başına sorumlu olduğu, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarından, muhasebe kayıtlarının düzgün tutulmadığı, kayıtların yeterince anlaşır nitelikte olmadığı, belge akışının eksik olduğu ve şirket içi resmi olmayan parasal hareketlerin yüksek olduğunun anlaşıldığı, şirket adına 105.000 TL kredi çekildiği, bu paranın Fatmanur isimli şahsın hesabına aktarıldıktan sonra 82.600 TL'lik kısmının ...'in eşinin kuzeni olan sanık ...'in hesabına gönderildiği, şirket kayıtlarının incelenmesinde bu kredinin şirkete ödendiğinin tespit edilemediği, maktulün sanık ...'in çalışmalarından memnun olmadığı, ...'in kendisi aleyhine bazı usulsüzlükler yaptığını düşündüğü, sanık ...'in de bu durumu fark ederek
usulsüzlüklerin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla yakını olan sanık ... ile temas sağladığı, ...'in de ... ile doğrudan ilişkileri bulunmayan diğer sanıklar ... ... ve ... ile görüştüğü, sanık ...'in yapmış olduğu usulsüzlüklerin ortaya çıkmaması amacıyla sanıkların maktulü öldürmeye karar verdikleri, bu amaçla sanıkların olaydan önce 19.04.2008 tarihinde, yani maktulün darp edilmesinden bir gün önce olay mahalline giderek keşif yaptıkları, olay günü ise sanık ...'in karara bağlanan plan çerçevesinde maktulü hileli teklifler ile kandırarak olayın gerçekleştiği ormanlık ve ıssız alana götürdüğü, burada maktulün taş, bijon anahtarı ve yumruklarla darp edildiği, kimin maktulü darp ettiği tam olarak anlaşılamamakta ise de sanıkların önceden icra etmeye karar verdikleri plan doğrultusunda, muhtemelen darp eyleminin sanıklar ... ve ... tarafından gerçekleştirildiği, bu aşamadan sonra sanıklar ..., ... ve ...'in olay yerinden ayrıldığı, sanık ...'in ise maktulün başında kaldığı ve ilk olarak yanlarına tanık ...'nın geldiği, olayın haber verilmesi üzerine polis ve sağlık görevlilerinin olay yerine gelerek müdahalede bulundukları, maktulün ve sanık ...'in ambulansla hastaneye götürüldüğü, maktulün künt travmaya bağlı kafatasında kırıklar oluştuğu, ... tehlike altında hastaneye kaldırıldığı ve yoğun bakıma alındığı, 7 ay süre ile yoğun bakımda kaldığı ve herhangi bir beyanda bulunmadan 09.11.2008 tarihinde öldüğü, olay yerinde maktulün darp edilmesinde kullanılan kanlı bir taş ve ... marka bir araca ait olduğu anlaşılan bijon anahtarının bulunduğu, bu bijon anahtarının sanık ...'in aracına ait olduğu, o dönemde yapılan soruşturma sırasında sanık ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara yapılan itirazın kabul edilmesi üzerine, adı geçenin maktulü öldürme suçlaması ile cezalandırılması istemiyle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, bu mahkemenin 13.03.2013 tarih ve 2012/119-2013/65 sayılı kararı ile ...'nın beraatına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.11.2014 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği, dava konusu olayların bu şekilde gerçekleştiği iddia, savunma, tanık anlatımları, HTS kayıtları, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
2. 09.11.2008 tarihli olay yeri tespit ve ölü muayene tutanağına göre maktul ... isimli şahsın ölümünün "Künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları ile müterafık beyin dokusunun harabiyeti, beyin kanaması ile gelişen komplikasyonlar sonucu" meydana geldiği anlaşılmıştır.
3. Sanıkların savunmaları, katılan beyanları, tanık anlatımları, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/119 Esas 2013/65 Karar sayılı dava dosyası ve bu dosyada bulunan keşif tutanakları, bilirkişi raporları, teşhis tutanakları, sanıklara ait nüfus ve adli sicil kayıtları dosya içerisinde bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesinin olayın oluş şekline ilişkin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ancak; sanıkların eylemlerinin maktulün başına bijon anahtarı yada yumrukla vurup yere düşürülmesi üzerine başının taşa çarpmasından mütevellit baş kısımının sadece bir bölgesinde kemik kırıklarının bulunduğu görülmektedir. Maktulün vücudunun diğer yerlerinde ciddi bir yaralanması bulunmamaktadır.
Diğer bir bakımdan tanık...'in beyanına göre tanığın olay yerine geldiğinde olay yerinde sadece sanık ...'in bulunduğu ve maktulün yaşamakta olduğuna dair yaşam belirtilerinin bulunması üzerine ambulansa haber vermelerinden olay yerinden ayrılan diğer sanıkların maktulü o anda sağ olduğunu bilerek olay yerinden ayrıldıklarını göstermektedir. Nitekim maktul hastanede tedavi görüp olay tarihinden 7 ay sonra ölmüştür. Sanıkların öldürme kastları bulunduğuna dair dosya kapsamı itibariyle bir delil elde edilememiştir. Ancak dış dünyaya yansıyan davranışları itibariyle sanık ..., ... ve ...'ın kastlarının maktulü yaralamak olduğu, fakat eylem nedeniyle ölüm sonucunun meydana geldiği anlaşılmıştır. Daha önceden yargılanıp beraat eden ve yeniden cezalandırılması için hakkında kamu davası açılan ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak diğer sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen suçu oluşturduğu değerlendirilmiş olup sanıkların olay öncesinde detaylı bir şekilde plan yapıp maktulü savunmasız bıraktıkları ve yaralama eylemi sonucunda oluşan zarar nedeniyle üst sınıra yakın cezalar tayin edilmiştir.
Tüm sanıkların maktule yönelik eylem konusunda anlaşmaya vardıkları, bu çerçevede ...'in maktulü belirlenen olay yerine hileli söz ve davranışlarla getirdiği, bu noktaya diğer sanıkların da katıldığı anlaşılmaktadır. Sanık ... bu eylemleriyle, hileli davranışlar sergilemek suretiyle maktule karşı hürriyeti kısıtlama suçunu işlemiştir. Diğer sanıklar ...ve ...'ın, maktulün hileli sözler ile öldürüldüğü noktaya getirilmesinde maddi anlamda bir eylemleri bulunmamakla beraber, bu suçun planlanmasına katılmak suretiyle suça asli fail olarak katıldıkları değerlendirilmiştir. Sanıkların bu suçu fiil üzerinde ortak hakimiyet kurumak suretiyle silahtan sayılan aletle birlikte işledikleri değerlendirilmiştir. Sanıkların bir plan dahilinde eylemi gerçekleştirdikleri nazara alınarak kasıtlarının yoğunluğu nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak temel ceza tayin edilmiştir.
1. Tebliğname Yönünden;
Her ne kadar tebliğnamede sanıkların tasarlayarak öldürme suçundan cezalandırılmaları yönünde görüş bildirilmiş ise de; sanıkların bir araya gelme amaçlarının maktulün korkutulması olduğu, sanıkların olay yerine öldürmeye yarayacak bıçak, silah ya da başka elverişli aletlerle gitmedikleri gibi bu nitelikteki suç aletlerini de kullanmadıkları, maktulün başına bijon anahtarı ya da yumrukla vurulup yere düşürülmesi üzerine başının taşa çarpmasın sonucu baş kısımının sadece bir bölgesinde kemik kırıklarının bulunduğu, maktulün vücudunun diğer yerlerinde ciddi bir yaralanması bulunmadığı, tanık...'in beyanına göre tanığın olay yerine geldiğinde olay yerinde sadece sanık ...'in bulunduğu ve maktulün yaşamakta olduğuna dair yaşam belirtilerinin bulunması üzerine ambulansa haber vermelerinden olay yerinden ayrılan diğer sanıkların maktulü o anda sağ olduğunu bilerek olay yerinden ayrıldıkları, sanık sayısı dikkate alındığında sanıkların istemeleri halinde maktulü orada hemen öldürme imkanına ya da çok daha nitelikli şekilde yaralaması imkanına sahip oldukları halde bunu yapmadıkları, maktulün hastanede tedavi görüp olay tarihinden itibaren 7 ay daha yaşadığı olayda, sanıkların öldürme kastları bulunduğuna dair dosya kapsamı itibariyle bir delil elde edilemediği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
2. Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Yağma Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri ile Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümleri, Sanıklar ..., ..., ... Hakkında Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olma Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümleri ile Sanık ... Hakkında Kasten Öldürme Suçundan Kamu Davasının Reddine Dair Hüküm Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olduğu, savunma haklarının kısıtlanmadığı, ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, mahkumiyetlerine karar verilen eylemlerin sanıklar tarafından iştirak idaresi ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, eksik incelemenin bulunmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, illiyet bağının bulunduğu, sanık ... yönünden kasten öldürme suçundan açılan kamu davasının reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığına, sanıkların öldürme kastı ile hareket etmedikleri maktulü yaralayarak korkutmak istedikleri, eylemi sonradan planladıkları ve bu plana göre hareket ettikleri anlaşılmış ise de yaralama suçlarında tasarlama hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, sanıkların yağma suçunu işlediklerine dair yeterli delil elde edilemediğinden ilk derece mahkemesince verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle sanıklar ..., ... ve ... yönünden uygulanmasına, sanık ... yönünden uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından katılanlar vekilleri ile sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Yağma Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri ile Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümleri, Sanıklar ..., ..., ... Hakkında Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olma Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümleri ile Sanık ... Hakkında Kasten Öldürme Suçundan Kamu Davasının Reddine Dair Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 06.10.2021 tarihli 2021/1343 Esas ve 2021/1314 Karar sayılı kararında katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçu yönünden oy çokluğuyla, diğer hükümler yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanıklar ..., ..., ...'nin tahliye talepleriinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2024 tarihinde karar verildi.
Tüm dosya kapsamına göre, hakkında verilen beraat hükmü daha önce kesinleşen sanık ...'in şirket hesaplarında yaptığı bazı usulsüzlükleri fark eden ... İnşaat isimli firmanın sahibi olan maktul ...'a bu konuda gözdağı vererek onu korkutmak amacıyla temasa geçtiği sanık ... ve onun bir araya getirdiği sanıklar ... ve ...'ın olay günü ... tarafından bir şekilde ikna edilerek olay mahalline getirilen maktulü hep birlikte bijon anahtarı, taş ve yumruk darbeleriyle darp ettikleri, olaydan sonra hastaneye kaldırılan maktulün kafatasında oluşan çökme kırığı ve kafa içi kanama nedeniyle ameliyata alındığı, tedavisinin ... süre devam ettiği ancak 09.11.2008 tarihinde künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıklarıyla müterafik beyin doku harabiyeti, beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu hayatını kaybettiği olayda;
Maktulün öldürülmesi için olaydan önceki bir zaman diliminde sanıklar tarafından kayıtsız şartsız alınmış bir öldürme kararının varlığının tespit edilemediği ve bu nedenle tasarlamanın kanıtlanamadığı olayda, sanıkların olayın gelişimi içinde sergiledikleri davranışlarından ortaya çıkan kastlarının yaralama boyutunu aştığı, bu bağlamda suçun icrasında kullandıkları öldürmeye elverişli nitelikteki bijon anahtarı ve taşla özellikle vücudun en hassas bölgesi olan baş bölgesine yönelik travmatik etki doğuran ağır saldırıları neticesinde Dairemizin ... yıllardır istikrarlı şekilde sürdürdüğü, vücudun özellikle baş bölgesine künt cisimler kullanılarak gerçekleştirilen yaralama eylemlerinde kafatası kemiklerinde çökme kırığı veya birden fazla parçalı kırık oluşması halinde ortaya çıkan netice esas alınarak sanıklarda öldürme kastının bulunduğunun kabul edildiği içtihatlar nazara alındığında sanıkların olay anında oluşan öldürme kastıyla ağır şekilde darp ettikleri maktulün ölümünden TCK'nin 81/1. maddesine göre sorumlu
olup cezalandırılmaları gerektiği görüşüyle, sayın çoğunluğun sanıkların eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğundan bahisle sanıklar hakkındaki hükümlerin onanmasına ilişkin düşünce ve kabulüne katılmıyoruz.