Esastan ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşsız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile dava dışı şirket arasında düzenlenen sözleşme gereği müvekkili tarafından verilen 14.06.2016 tarihli kesin teminat mektubunun müvekkili bankaca tazmin istemi reddedilmeksizin nakde çevrilmesi nedeniyle teminat mektubu bedeli 198.000,00 TL ile noter masrafı 466,43 TL olmak üzere toplam 198.463,43 TL üzerinden davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, bu takibe itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, teminat mektubunun metninden talep üzerine ödemenin yapılması gerektiği anlaşıldığından ödeme yapıldığını, bu nedenle davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı şirket ile 01.04.2015 günü düzenlenen ... güvenlik sözleşmesinin 31.03.2018 tarihinde feshedildiğini, bu sözleşme kapsamında dava dışı şirkete davacı tarafından düzenlenen teminat mektubunun verildiğini, teminat mektubunun 30.03.2018 günü nakde çevrileceğinin öğrenilmesi üzerine dava dışı şirkete 02.04.2018 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, davacı bankanın nakde çevirme istemini reddetmesi gerektiği halde ödeme yaptığını, bu ödemenin de 08.06.2018 ve 19.06.2018 tarihlerinde bankaya ödendiğini, teminat mektubunun koşula bağlı olduğunu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teminat mektubu içeriğinde, “... adı geçen taahhüdünü ilgili kanun, sözleşme ve şartname hükümlerine göre kısmen veya tamamen yerine getirmediği takdirde, protesto çekmeye, hüküm ve adı geçenin iznini almaya gerek kalmaksızın ve adı geçen ile idareniz arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni neticeleri nazara itibare alınmaksızın …” yazılı olduğu, dava dışı şirketin istemiyle teminat mektubunun nakde çevrildiği ve bu bedelin davalı tarafından davacı bankaya ödendiği, davalının dava dışı şirkete karşı edimlerini yerine getirip getirmediğini tartışma hakkı tanımadığı, davacının kötüniyetli olduğu yönünde bir kanıt sunulmadığı, davacının davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilmesine rağmen davalının haksız ve hukuka aykırı kötü niyetli takibi nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, ıslah yolu ile icra inkar tazminatı talep edilebileceği gerekçesiyle kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; banka tarafından teminat mektubunun ödenmesi talebini bankanın reddetme hakkı bulunduğunu, lehtar olan müvekkilinin menfaatlerini korumak zorunda olduğunu, teminat mektubunda her ne kadar mektubun nakde çevrileceği belirtilmiş ise de, ilgili Kanun, sözleşme ve şartname hükümlerinin yerine getirilip getirilmediğinin bankaca incelenmesi gerektiğini, muhatap şirketin teminat mektubunun konusunu teşkil eden rizikonun gerçekleştiğini açık ve ayrıntılı olarak belirtme zorunluluğu bulunduğunu, riskin gerçekleştirilmemesi durumunda ödeme yapılmaması gerektiğini, muhatap değişikliği olmasına rağmen teminat mektubunun yetkili olmayan şirket tarafından tazmin edildiğini, muhatap değişikliğinin müvekkili şirkete bilgi verilmeden ve ... alınmadan teminat mektubunun nakde çevrildiğini, bankanın usul ve mevzuata aykırı davrandığını, bankanın kötü niyetli olması nedeniyle ayrıca kötü niyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirket tarafından riskin gerçekleştiği belirtilerek teminat mektubunun tazmininin talep edildiği, teminat mektubu bedelini dava dışı şirkete ödeyen davacı bankanın usul ve yasaya aykırı bir davranışı bulunmadığı, davanın kabulüne yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu, muhatap değişikliği söz konusu olduğu iddia edilmiş ise de, teminat mektubunun hizmet sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından davacı bankadan alınarak Simpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'ye verildiği, Simpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin bölünmeye gittiği, bölünme işleminin ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edildiği, teminat mektubunun da dava dışı şirketin bölünmesi sonucu bölünen şirketlerden olan Simgen Yapı Endüstrisi A.Ş. tarafından sunulduğu, buna göre teminat mektubunda muhatap değişikliğinin söz konusu olmadığı, davalı takip başlatmakta haksız ise de kötü niyetli olduğuna ilişkin herhangi bir iddia ve delilde bulunmadığı gerekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının da usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, teminat mektubunun nakde çevrilmesi koşullarının varlığına ve tazmin talebinde bulunan muhatabın yetkili olup olmadığına ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin herbiryandan alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.