Sanık ...'nın gerekçeli karar başlığında yanlış yazılan isminin mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

I- Katılan vekilinin sanıklar ..., ....,...,....,...,...,....,....,....,.....,....,....,...., ve ... hakkında verilen beraat kararlarına yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Gümrük muayene memuru, gümrük kolcusu, gümrük müşaviri ve gümrük müşavir yardımcısı, şirket yetkilisi, ortağı ve yönetim kurulu üyesi ve iş takipçisi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek sahte gümrük çıkış beyannameleri düzenledikleri iddiasıyla açılan ve birleştirilmesine karar verilen kamu davalarında, 27.09.2002 ve 24.02.2005 tarihli iddianamelerde bahsedilen Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın soruşturma raporları ve tüm dosya içeriğinden, suç tarihinin her bir sanık yönünden eyleminin en son düzenlenen belge itibariyle 20.01.1997-04.08.2000 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığı ve yüklenen eylemlerin, memur olan sanıkların ve "04.11.1999 gün 23866 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp 04.02.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun geçici 6. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fiillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanunu'nun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılacağı belirtilen" gümrük müşaviri ve gümrük müşavir yardımcısı olan sanıkların suça iştiraki iddiasına nazaran 765 sayılı TCK.nun 339/1. maddesindeki “memurun resmi belgede sahteciliği” suçu kapsamında kaldığı, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında, sanıklara yüklenen "memurun resmi belgede sahteciliği" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/3 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi olanaklı olduğundan, adı geçen sanıklar hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/3, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,

II- Katılan vekilinin sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen beraat kararlarına yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Gerek dosyada bulunan nüfus kayıtlarından gerekse UYAP'tan alınan güncellenmiş nüfus kayıtlarından, sanık ...'nın 09.12.1999, ...'ın 26.12.2001, ...'ın 09.07.2005, ...'ın 14.11.2005, ...'in 14.10.2007 ve ...'in 30.11.2009 tarihinde ve hükümden önce vefat ettikleri anlaşılmakla, adı geçen sanıklar hakkındaki kamu davalarının TCK'nun 64. maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelemeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.