Esastan ret

Taraflar arasındaki sözlü vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'nin 24.11.2020 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle Kayseri Şehir Hastanesi'ne götürüldüğünü ve burada sabaha karşı saat 05.00'te vefat ettiğini, vefatından 12 gün sonra iki tanık tarafından Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat edilerek sözlü vasiyetin bildirildiğini, 12 gün sonra bildirim yapılması nedeniyle vakit geçirmeksizin başvurduklarının söylenemeyeceğini, muris okur-yazar ve Covid hastası olduğundan sözlü vasiyetten önce (solunum güçlüğü çektiğinden) elyazılı vasiyetname yapmasının daha kolay olduğunu belirterek, vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçelerinde; müvekkili ile davacıların murisi ... arasında 50 yıllık evlilik dışı birliktelik bulunduğunu, 23 Eylül'ü 24 Eylül'e bağlayan gece ağır tablo seyreden hastayı kaybetme ihtimalini ...'a aktaran müvekkilin üvey kızına destek olmak için geç saatte evine geldiğini ve sözlü vasiyetnameyi kaleme aldıktan sonra gece saat 02.00 sularında aile konutundan ayrıldıklarını, 24 Eylül'ü 25 Eylül'e bağlayan gece ambulansla Şehir Hastanesi'ne kaldırılan murisin saat 03.00'te hastanede vefat ettiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözlü vasiyetnamenin murisin ölüm tarihinden itibaren 10 gün sonra tanıklar tarafından mahkemeye tevdi edildiği, vakit geçirmeksizin Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulmadığı anlaşıldığından, davanın kabulü ile vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde;

1. Mahkemenin vakit geçirmeksizin kavramının ne anlama geldiğini araştırmadığını, her olayın kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini,

2. Sözlü vasiyetnamenin düzenlendiği dönemin Covid salgınının yükseldiği bir döneme denk geldiğini,

3. İki tanığın 23.09.2020 tarihinde adliyeye başvurduklarını, ancak katiplerin yollaması ile başvuru yapamadıklarını ve dilekçe yazdırıp yeniden başvurmalarının zaman aldığını,

4. Murisin, evini müvekkiline bırakmak için yaptığı satış başvurusunun sözlü vasiyetnamedeki irade ile uyuştuğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Sulh Hukuk Mahkemesine vakit kaybetmeksizin başvuru yapılmadığı ve davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Murisin satış işlemi için Web Tapudan başvuru yapmasının devir niyetiyle hareket ettiğini gösterdiğini,

2. İki tanığın 23.09.2020 tarihinde adliyeye başvurduklarını, ancak katiplerin yollaması ile başvuru yapamadıklarını ve dilekçe yazdırıp yeniden başvurmalarının zaman aldığını,

3. ''Vakit geçirmeden'' ibaresinin olağanüstü durumlar halinde tam olarak zaman belirlenemeyeceğinden ucu açık bırakıldığını,

4. Re'sen belirlenecek hususların da dikkate alınarak kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, sözlü vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 539,540 ve 541 inci maddeleri.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz dilekçesindeki itirazlarının reddi ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.