Taraflar arasındaki davadan dolayı .... Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.07.2014 gün ve 62 - 561 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü.
-KARAR-
Davacı maliki olduğu 1893 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümü 21.11.2008 tarihinde davalıdan satış suretiyle devraldığını ardından taraflar arasında 13.04.2009 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi tanzim edildiğini, sözleşmede belirtilen koşullarda anılan taşınmazı davalıya satmayı vadettiğini, aynı tarihte yerin davalıya teslim edildiğini, ancak, sözleşme koşullarını davalının yerine getirmemesi nedeniyle 01.12.2009 tarihinde gönderilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, çekişme konusu taşınmazın maliki iken davalıya devrettiğini, işlerinin kötü gitmesi nedeniyle taşınmazı davacı bankadan geri almak amacıyla yapılan protokolün gereklerini yerine getiremediğini, işgalci olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “.... davalının taşınmazı haklı ve geçerli bir nedeni olmaksızın kullandığı belirlenerek yazılı olduğu üzere elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, elatılan yerin bedeli ile hükmedilen ecrimisil ve sözleşmede kararlaştırılan kullanım bedelleri üzerinden ve yargılama sırasında harcı ikmal olunan değerden davacı yararına vekalet ücreti takdiride doğrudur Davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacının ve davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasındaki ihtilafın 13.04.2009 tarihinde tanzim ettikleri gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.Dava konusu edilen 4 nolu bağımsız bölünün satışına dair davacı ve davalı arasında imzalanan 13.04.2009 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 5. maddesinde, “….satıcı sözleşmeyi feshederse alıcı taşınmazın zilyetliğini teslim aldığı tarihten başlamak üzere tahliye edeceği tarihe kadar geçen süreler için aylık 480,00 TL kullanım bedelini satıcıya ödeyecektir” şeklinde hükme yer verdiklerine göre, taraflar arasındaki sözleşmenin bu hükmü gözetilerek kullanım bedeli ve ecrimisil hesabı yapılması gerektiğinde kuşku yoktur. Diğer taraftan, hükmün 2. bendinde, asıl alacak ve faiz miktarları belirlendikten sonra faize faiz yürütecek şekilde yeniden asıl alacağa tahsil tarihine kadar % 60 temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiş olması da isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, ecrimisil isteği yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
14.07.2004 tarihli ve 5219 sayılı Yasa ile HUMK.’nun 427/2 maddesindeki temyiz ile ilgili parasal sınır 1.000,00.-TL olarak belirlenmiş, 5236 sayılı Yasanın 19. maddesi uyarınca 01.01.2014 tarihinden itibaren 1.890,00 TL'ye çıkarılmıştır.
Anılan yasada derdest davalar yönünden ne şekilde uygulanacağı yönünde açık bir hüküm bulunmamakta ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.02.2005 tarih ve 2005/13-32 Esas 2005/85 Karar sayılı kararı uyarınca yerel mahkemelerce kurulan hükümlerin temyizinin ve temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Daireleri ya da Hukuk Genel Kurulunca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi durumunda temyiz ya da karar düzeltme istemi hangi karara yönelik ise, o karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmünün esas alınacağı belirtilmiştir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, kısaca kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen veya kabul edilen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Somut olayda davacı, 5344,00.-TL ecrimisilin temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sırasında uzman bilirkişilerden alınan bilirkişi raporu ve davalının taşınmazı kullandığı dönemler gözetilmek suretiyle 4448,00 TL. ecrimisilin davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup; hüküm sadece davacı tarafından reddedilen miktara hasren temyiz edilmiştir. Temyiz edilen miktar karar tarihi itibariyle 1.890,00.-TL'yi geçmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5219 sayılı Yasa ile değiştirilen 427. maddesinin 2. fıkrası gereğince davacının temyiz hakkı bulunmamaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği kuşkusuzdur.
Yukarıda açıklanan nedenle 6100 Sayılı HMK.'nin 3. maddesi gereğince HUMK'nun 427/2, 432/4 maddeleri uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.