Mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hakkında iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık ...'in, suç tarihinde sözlüsü olan sanık ...'ın teşviki ve yönlendirmesiyle mağdura iftirada bulunduğuna dair aşamalarda değişen ve birbiriyle çelişen anlatımları dışında, savunmanın aksine, ...'ın üzerine atılı iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, atılı suçlardan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Uygulamaya göre de;
5237 sayılı TCK'nın 109/3-b. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi halinin kabulü için madde gerekçesinde de belirtildiği şekilde suçun icra hareketlerinin birden fazla şahıs tarafından birlikte gerçekleştirilmesinin, yani TCK'nın 37. maddesi anlamında müşterek faillik durumunun gerektiği, suçun icrai hareketlerinin bir kişi tarafından gerçekleştirilmesine karşılık, diğer suç ortaklarının azmettiren veya yardım eden konumunda olmaları halinde bu fıkra hükmüne göre ceza verilemeyeceği gözetilmeden, azmettiren konumunda olup eyleme doğrudan katılmadığı anlaşılan sanık ... hakkında tayin edilen cezada TCK'nın 109/3-b. maddesi uyarınca arttırım yapılması,
Sanık hakkında iftira suçundan hüküm kurulurken fiilin maddi eser ve delillerini ne şekilde uydurduğu açıkça tartışılıp gösterilmeden TCK'nın 267/1. maddesi uyarınca belirlenen temel ceza üzerinden aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca artırım yapılması,
Hükümlerden sonra Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.