İstinaf başvurusunun esastan reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın yokluğunda verilen hükme ilişkin tebligat evrakında, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre muhatabın adreste bulunmama nedeninin geçici veya sürekli olduğunun belirtilmediği, tebliğ yapılan muhtarın komşu olarak da beyanının alındığı ancak imzasının yer almadığı ya da imzadan çekinme nedenlerinin belirtilmediği görülmekle, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine uygun bir tebligat bulunmadığından sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek 5271 sayılı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Kemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.