Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.01.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.04.2011 tarihinde, davalı ... tarafından zorunlu trafik sigortalı aracın karıştığı kazada sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, davalı ... tarafından bir kısım ödeme yapılmış ise de, davacının zararının ödenen miktardan çok fazla olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL sürekli işgücü kaybı tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili süresi içinde davaya cevap vermemiş, davacıya 02.01.2013 tarihinde ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçtiğini, hak düşürücü sürenin gözönünde bulundurulması gerektiğini, yapılan ödeme ile davalı şirketin sorumluluğunun sona erdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ATK maluliyet raporu ile davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin ise olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar neticesinde davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının 4.282,53 TL olduğu tespit edilmekle birlikte davacının geçici iş göremezlik tazminat talebinin bulunmadığı, kaldı ki davalı ... tarafından yapılan ödeme mahsup edildiğinde davacının bakiye alacağının kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin maluliyet durumunun ...Devlet Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu'nca mütalaa edildiğini, bu raporda müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının %19 olarak tespit edilmiş iken Adli Tıp Kurumu tarafından müvekkilinin maluliyetinin bulunmadığının ileri sürüldüğünü, söz konusu çelişkinin giderilmesi yönünde inceleme yapılmadığı gibi eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, davalı ... tarafından müvekkiline ilk başvurusu neticesinde bedel ödendiğini, ancak yapılan ödemede müvekkilinin sadece iş gücü kaybının hesaplandığı ve hesaplanan miktarın taraflarına ödendiğini, söz konusu hesaplamaya geçici iş görmezlik tazminatının dahil edilmediğini, bu nedenle mahkemece ödenmiş olan bedelin geçici iş görmezlik tazminatından mahsubunun hakkaniyetsiz olduğunu, geçici iş görmezlik tazminatına hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf nedenleri ile birlikte incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına, ATK 2. İhtisas Dairesinin maluliyete ilişkin raporunun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, dava dilekçesindeki talebin sürekli iş göremezliğe ilişkin olmasına ve davacının sürekli maluliyetinin bulunmamasına, bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle usul ve yasaya uygun, başlıkta yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin maluliyet durumunun ...Devlet Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu'nca mütalaa edildiğini, bu raporda müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının %19 olarak tespit edilmiş iken Adli Tıp Kurumu tarafından müvekkilinin maluliyetinin bulunmadığının ileri sürüldüğünü, söz konusu çelişkinin giderilmesi yönünde inceleme yapılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra dahi yakın zamanda operasyon geçirdiğini, yüzündeki sabit yara izinin dikkate alınmadığını, davacının mahkeme huzuruna çıktığında maluliyetinin gözle görülebileceğini, maluliyeti bulunmadığına dair tespitin doğruyu yansıtmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.