Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşmasız, davalı vekili cevap dilekçesinde duruşmalı olarak temyize cevap vermekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatif ile davalı ...’in aralarında bulunduğu arsa sahipleri arasında 02.11.2001 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme kapsamında davalıya iki adet daire ve bir adet dükkan verildiğini, ancak davalının devretmesi gereken tapu paylarını gönderilen ihtarnamelere rağmen devretmediğini, bu taşınmazların bir kısmının belediye tarafından istimlak edilmesi üzerine kamulaştırma bedelini de tahsil ettiğini, daha sonra davalının, 2009 yılında değişen yönetim kurulu ile 17.01.2011 tarihinde bir protokol düzenleyerek, kooperatif inşaatı olmayan ve fiilen inşaat yapılması mümkün olmadığı için iadesine karar verilen bir kısım arsadaki hisselerin devri karşılığında, davalı ve eşine üç adet daire daha verilmesinin kararlaştırıldığını, bunlardan iki tanesinin teslim edildiğini, bu protokol ile kooperatifin zarara uğratıldığını, anılan protokolün iptaline dair kooperatif genel kurul kararı ve yönetim kurulu kararı alındığını, davalının teslim aldığı aldığı iki adet daireyi boşaltması, ayrıca abonelik ve ecrimisil bedeli ödemesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla abonelik bedeli ve haksız kullanımdan kaynaklanan ecrimisil bedeli için 25.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, işgal edilen 2 adet konutun kooperatife teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin kooperatif üyesi olduğunu, davacı müvekkiline 1 dükkan ve 4 daire vermesi gerekirken halen 1 daireyi teslim etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı kooperatif tarafından, tüm arsa sahipleri ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmadığı, bu nedenle sözleşmenin TMK’nın 692 nci maddesi uyarınca geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunulamayacağı, tarafların ancak verdiklerinin iadesini isteyebilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; sözleşmenin geçersiz olduğunun tespit edilmesine göre davalının oturmakta olduğu konutu tahliye etmesi ve ecrimisil bedeli ödemesi gerektiğini, davalının hem taşınmazları devretmediğini hem de uzun yıllar kooperatif tarafından verilen konutta oturduğunu, bu şekilde kooperatifi zarara uğrattığını, davalının devrini taahhüt ettiği arsaların büyük kısmının kooperatifin fiilen inşaat yapacağı alanda olmadığını, bu arsalara inşaat yapılmasının da mümkün olmadığını, inşaat yapılmayacak bir bölgeden verilen arsanın hiçbir değerinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 02.11.2001 tarihinde yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak davalıya 2 daire ve 1 dükkanın teslim edildiği, devam eden süreçte davalının 08.10.2008 tarihli azilname ile kooperatifi azlettiği ve tarafların 03.02.2009 tarihinde bir araya gelerek 02.11.2001 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini feshettikleri ve aynı gün davalı ... ve eşi ...’nin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde belirtilen taşınmazlar ve diğer bazı taşınmazlar için kooperatife yeniden vekalet verdikleri, 2001 yılındaki sözleşmeye konu 1601 ada 619 nolu parselin 2009 yılında verilen vekaletname ile davacı kooperatif tarafından belediyeye devredildiği, tarafların 17.01.2011 tarihinde yeni bir protokol yaparak, davalı ... ve eşi ...’ye ait bir kısım taşınmazların kooperatife devri karşılığında, kooperatifin, davalı ve eşine 3 adet daire vereceğinin, daha önceki 2001 tarihli sözleşme kapsamında verilen 2 daire ve 1 dükkana ilişkin hükümlerin geçerli olduğunun ve karar defterine işleneceğinin kararlaştırıldığı, davalının bu protokolde yazılı tüm taşınmazları 03.02.2011 tarihinde kooperatife tapuda devrettiği, 17.01.2011 tarihli protokolde, arsa paylarının devri kararlaştırılan taşınmaz üzerinde inşaat yapılması değil bu taşınmazların devri karşılığında, kooperatifin başka yerde yapacağı inşaatlardaki 3 adet dairenin davalı ve eşine devri hususunda anlaşmaya varıldığı, protokolün bu nedenle geçersizliğinden bahsedilemeyeceği, davalı tarafın bu protokol uyarınca devretmesi gereken taşınmazları kooperatife devrederek yükümlülüğünü yerine getirdiği, tapuda pay devri yapıldığından artık sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin de iyiniyet kurallarına aykırı olacağı, protokolün ilgili hükümleri dikkate alındığında davacının artık davalıdan bir talepte bulunamayacağı, ilk derece mahkemesince bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red kararı verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun bu bakımdan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin ilk verdiği kaldırma kararı ile son verdiği kararın birbiriyle çelişkili olduğunu, ilk kararında diğer arsa sahipleri ile de sözleşme yapılıp yapılmadığı araştırılarak sözleşmenin geçersizliğinin tartışılması istenildiği halde son kararda tapu devri yapılmış olması nedeniyle sözleşmenin geçerli olduğu sonucuna varıldığını, davalı ... 2001 tarihli sözleşme gereği 2 daire ve 1 dükkan aldığı halde kooperatife hiç bir ödeme yapmadığını, bu taşınmazları 2009 yılına kadar kullandığını, 2009 yılında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen aldığı bu daire ve dükkanı iade etmediğini, buradan elde ettiği faydaya ilişkin hiç bir ödeme yapmadığını, hatta 2001 yılındaki sözleşme gereği devretmesi gereken parsellerden bir tanesini belediyeye istimlak ettirerek istimlak bedelini de aldığını, daha sonra 2011 yılında yeni yönetimle bir protokol daha yaptığını, bu protokol kapsamında eksik taşınmaz devrettiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davalı ... yararına takdir olunan 17.100,00 TL
duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.