Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi, davacı avukatının duruşma talep etmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17/04/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı nezdinde 06.12.2006 tarihinde çalışmaya başladığını, en son davalıya ait ... AVM'sinde bulunan bir restoranda kıdemli asistan müdür olarak görev yaptığını, son aylığının net 1.385,00 TL. olduğunu, 24.07.2011 tarihinde restorana denetime gelen davalı yetkilisi ...'nın kasayı denetlediğini ve 38,00 TL. fazla çıkması nedeniyle davacıyı hırsızlık ile itham ettiğini, davacının kasa elemanı olmadığı halde kasada çalışan diğer işçilerle ortak iş yapmak ve para çalmakla suçlandığını, ayrı bir odaya alınıp zorla ve baskı altında ibraname ve istifa belgesi alındığını, davacının göz yaşı içinde bir saatlik sorgu sonunda davalının talep ettiği evrakları imzaladığını, bu şekilde davacının işten atıldığını, aynı gün sinemaya giden ve para üstü almayı unutan bir müşterinin parayı almaya gelmesi ile kasadaki 38,00 TL.'nin gerekçesinin anlaşıldığını ancak buna rağmen davalının aynı tavrını sürdürdüğünü, davalıya işyerinden haksız bir şekilde ve iftira ile kovulan davacının büyük üzüntü yaşayarak yüz felci geçirdiğini, davacının haksız eylemi ile hastalanan davacının yaşadığı ağır travma ve depresyon nedeniyle yüz felci geçirmiş olduğunun doktorlar tarafından teşhis edildiğini, henüz genç olan davacının yüzündeki kayma ve ağzındaki akıntı nedeniyle dışarı çıkamadığını, tedavisinin devam ettiğini, davacının yüzünde kalıcı hasar olma ihtimalinin olduğunu, bunun sorumluluğunun ... isimli şirket yetkilisi olduğunu, ... Savcılığı'na yapılan şikayetin konunun tazminat davasına konu edilebileceği ve konunun hukuki mahiyet arz ettiği gerekçesi ile takipsiz bırakıldığı, davacının geç saatlere kadar çalıştığını, hafta sonları ise daha yoğun çalıştığını, hafta içi 1 gün izin yaptığını, dini ve milli bayramlarda, Cumartesi-Pazar günlerinde aralıksız çalıştığını ileri sürerek; kıdem, ihbar ve manevi tazminatlar ile yıllık izin ve fazla mesai ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... Bölge Müdürlüğü'ne yapmış olduğu şikayet sonucunda 4 yıl 7 ay 18 gün kıdemi üzerinden 9.848,43 TL. kıdem tazminatı ile 3.167,00 TL. ihbar tazminatı ödenmesi konusunda karar verildiğinden, Finansbank ... Şubesi'ndeki hesabına 20.01.2012 tarihinde toplam 13.015,43 TL. ödeme yapıldığını, davalının bu ödemeyi ihtirazi kayıtla yaptığını, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, nitekim davacının iş akdinin devamsızlık nedeniyle sona erdirildiğini, 24.07.2011 tarihinde kendi el yazısı ve imzası bulunan istifayı verdiğini, halbuki başka şubelerde çalışması yönünde teklifte bulunulduğunu, kendisine düşünmesi konusunda zaman tanındığını, hatta bu süreçte sigorta çıkış bildiriminin dahi yapılmadığını, davacının devamsızlığının devam etmesi üzerine, ... 31. Noterliği'nin 21.12.2011 tarih ve 48243 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile işinin başına dönmesinin istendiğini, davacının bu ihtarnameye uymaması üzerine iş akdinin ... 31. Noterliği'nin 06.01.2012 tarih ve 01234 sayılı ihtarnamesi ile haklı nedenle feshedildiğini, davalı işyerine ait restoranlarda üçlü vardiya ile çalışıldığını, ayrıca davacının yıllık 270 saatlik fazla mesai ücretinin de ücretine dahil olduğunu, ibranameden de anlaşılacağı üzere fazla mesai alacağının kalmadığını, davacının tüm yıllık izinlerini kullandığını, davalı işverene ait restoranlar zincirinde rutin teftiş ve denetim işlemleri yapıldığını, bu işlemler sırasında davacının ... Gıda San ve Tic A.Ş. kasa prosedürünü ihlal ettiğini, bu nedenle davalı işverenin iş akdini haklı nedenle feshetme imkanı olmasına rağmen davacının iş akdinin sona erdirilmediğini, iş akdinin sona ermesine davacının neden olduğunu, istenilen manevi tazminat miktarının fahiş ve kabul edilemez olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanım kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:

Karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle temyiz dilekçesi ekinde sunulan ve yıllık izin ücreti ödemesi olduğu savunulan Finansbank ... Şubesi'nin 15.05.2015 tarihli yazısında, bahsi geçen 3 adet ödemenin izin parası olduğuna dair herhangi herhangi bir açıklamanın da bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; ispat yükü üzerinde bulunan davacı işçi, fazla çalışma yaptığı yönündeki iddiasını ispat için tanık deliline dayanmıştır.
Mahkemece; davalı tanık beyanlarından, davacının fazla mesai yapmadığının tespit edildiği; tek davacı tanığının beyanından da çalışma olgusunun ispatlanamadığı gerekçesi ile alacak talebinin reddine hükmedilmiştir.
Her şeyden önce davacı, yargılama sırasında iki tanık dinletmiş olup, mahkemece tek tanık dinletildiği yönündeki gerekçe dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Kaldı ki davacı tanıklarının beyanlarına neden itibar edilmediği de gerekçede belirtilmemiştir.
Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği dikkate alınmamıştır. Taraf bu hak kapsamında açıklama ve ispat hakkını kullanır ve ispat için delillerini bildirir. Bildirilen delillerin de kural olarak toplaması gerekir.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK.’un 241. Maddesine göre “Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir”. Bu hüküm gereği, mahkeme bildirilen tanıkları başlangıçta sınırlayamaz. Ancak ispat istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edinirse geri kalanların dinlenmemesine karar verebilir. Aksi durum hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir.
Davacı alacak kalemlerinin ispatı yolunda altı tanık bildirmiştir. Ancak mahkemece 03/07/2012 tarihli duruşmada taraflara tanık listelerinden seçecekleri iki tanığa davetiye çıkarılması yönünde ara karar alındığı saptanmıştır. Davacı delil listesinde gösterdiği tanıklardan açıkça vazgeçmediği halde ara kararla tanık sayısının sınırlanması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde yer alan hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir.
Mahkemece davacının gösterdiği tanıkların 6100 sayılı HMK.’un 241. maddesi kapsamında dinlenmesi için usulü işlemler yapılıp beyanları alınmalı, ayrıca davalının tanık listesinde gösterdiği ve dinlenilmeyen üçüncü ve son tanığını dinletmek isteyip istemediği sorulup, yine buna dair usulü işlemler tamamlandıktan sonra, davacının fazla mesai alacağı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
3- Ceza soruşturması kapsamındaki ifadeler, tanık beyanları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden; davacının kasa elemanı olmamasına karşın, kasanın fazla vermesi nedeni ile haksız olarak hırsızlıkla suçlandığı dikkate alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarı da azdır.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 1.630.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.