Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Katılan vekilinin temyiz talebine yönelik incelemede,
Katılan kurum vekili 08/01/2016 tarihli dilekçe ile temyiz talebinden vazgeçtiği anlaşılmakla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca temyiz talebinin reddine,

2-Sanık müdafiinin temyiz talebine yönelik olarak yapılan incelemede,

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığa; bilirkişi raporunda belirtilen somut zararı ödemesi halinde lehine olan CMK'nin 231/5. maddesi hükümlerinin uygulanması imkanı bulunduğunun adil yargılanma hakkının bir unsuru olan yargılama makamlarının "sanığa haklarını öğretme yükümlülüğü" kapsamında, usulüne uygun şekilde açıklanıp bildirilerek sonucuna göre anılan hükümlerin uygulanma imkanının bulunup bulunmadığının hükümde tartışılması gerektiği hâlde, söz edilen ilkelere uyulmaksızın, dosyaya olumsuz bir davranışı yansımayan, sabıkası bulunmayan ve bilirkişi raporundaki somut zararda usulüne uygun olarak bildirilmeyen HÜKÜMDEN SONRA İDARENİN BİLDİRDİĞİ ZARARI ÖDEDİĞİNE İLİŞKİN DEKONTU temyiz dilekçesi ekinde sunan sanık hakkında, kurum zararını gidermediği biçimindeki soyut gerekçe ile uygulama yapılarak adil yargılama ilkesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 28.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.