HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümler; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2015 tarihli ve 2008/99 Esas, 2015/315 Karar sayılı kararı ile;

1. Sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 414 üncü maddesinin birinci fıkrası, 80 inci ve 59 uncu maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

2. Sanıklar ... ve ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 765 sayılı mülga Kanun'un 414 üncü maddesinin birinci fıkrası, 65 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 59 uncu maddesi uyarınca 2 yıl 1'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın üzerilerine atılı suçu işlemediğine, sanığın mağduru ... olarak bildiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.

B. Sanıklar ... ve ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanıkların üzerilerine atılı suçu işlemediklerine, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.

Sanıkların ifadeleri, tanık beyanları, mağdurenin ifadesi, doktor raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın evlendiği kişiyi ... değil ... olarak bildiği ve mağdurenin on sekiz yaşından küçük olduğunu bilmediğine ilişkin beyanının hayatın olağan akışı içinde değerlendirildiğinde gerçekle bağdaşır nitelikte olamayacağı, alınan tanık beyanlarında mağdure ile sanığın evlendiği tarihte mağdurenin ablası ...'un hayatta olduğunun belirtildiği, ...'un 25.10.2006 yılında öldüğünün sabit olduğu, böylece sanığın mağdure ... ...'u ... olarak bilmesinin mümkün olamayacağı dikkate alındığında sanığın beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, alınan adlî tıp kurumu raporunda suç tarihi olan 22.05.2002 tarihinde mağdurenin yaşının on bir yaş üç ay olduğunun tespit edildiği, sanığın mahkememiz huzurunda alınan beyanında mağdure ile 2004 yılında beraber yaşamaya başladıklarına ilişkin söylemi ile ... KÖYÜ muhtarlığı'nın sanıkla mağdurenin evlilik başvurusunu 2004 yılı son aylarında yaptıklarına ilişkin cevabi yazısını dikkate aldığımızda mağdurenin 2004 yılı son aylarında da yaşının yine on beş yaşından küçük olacağı, mağdurenin alınan ifadesinde her ne kadar kendi isteği ile birlikte olduğunu beyan etmişse de; on beş yaşından küçük olan mağdurenin göstermiş olduğu rızanın suç vasfını değiştirmeyeceği dikkate alınarak sanık ... 15 yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırzına geçme suçunu işlediği sabit olmakla 765 sayılı yasanın 414 üncü maddesinin birinci fıkrası, 80 inci ve 59 uncu maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, diğer sanıklar ... ile ...'un ise alınan beyanlarında sanık ...'ın baskısı sonucu erken düğün yaparak mağdureyi evlendirdiklerini, aslında 4 yıl nişanlılık süresinden sonra mağdureyi evlendireceklerine ilişkin suçtan kurtulmaya yönelik gerçekle bağdaşmayan beyanları, mağdurenin evlendirildiği 2004 yılı yaz aylarında yaşının on beş yaşından küçük olduğunun alınan raporla sabit olduğu, mağdurenin evlendirildiği tarihte ablası ...'un hayatta olduğu, sanık ... ile mağdurenin müşterek çocukları ...'in nüfus kaydında anne adının ... olarak düzenlendiği, tanık beyanlarında da sanığın evlendiği kişinin ... değil ... olduğunu belirtmeleri; böylelikle sanıkların mağdureyi ablası ...'un kimliği ile evlendirdiklerinin sabit olduğu, sanık ...'ın da ifadesinde mağdurenin yaşının on sekiz yaşından büyük olup kendisine evlenebileceğini söyleyen kişinin ... olduğundan bahisle sanıkların müsnet suçtan cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.

1. İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda sanık ...'in evlendiği kişinin ... olduğunu bildiğinin belirtilmesine rağmen sanıklar ... ve ... hakkında ...'nın kimliği ile ...'yi evlendirdikleri belirtilmek suretiyle gerekçeli kararda çelişkiye sebebiyet verilmesi,

2. Sanık ...'in soruşturma aşamasında mağdurenin yaşının on beşten büyük olarak bildiğine, evlendiği kişinin adının ... olduğuna yönelik savunması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra her iki suç açısından karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesine muhalefet edilmesi,

3. 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme nazara alınarak yapılan değerlendirmede hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu gözetildiğinde, Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen iddianame ile sanığın yalnız tek eyleminden bahsedilmesi, müsnet suçun zincirleme şekilde işlendiğine dair iddianamede herhangi bir anlatım bulunmadığı halde sanık ... hakkında belirlenen cezanın 765 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile arttırılması,

4. Sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine aykırı olacak şekilde hakkında 765 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin uygulanmasına dair usulüne uygun ek savunma hakkı verilmeden anılan maddenin tatbiki neticesinde savunma hakkının kısıtlanması,

5. Sanık ... hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanırken 765 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi uyarınca 1/6 ve 1/2 arasında artırım yapılması gerekirken 1/10 oranında artırım yapılarak eksik ceza tayin edilmesi,

6. Sanık ... hakkında iştirakten dava açılmasına rağmen ek savunma hakkı verilmeden yardım edenden hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2015 tarihli ve 2008/99 Esas, 2015/315 Karar sayılı kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden sonuç ceza itibarıyla kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçe ile kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.11.2023 tarihinde karar verildi.