B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bozma üzerine, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2019 tarihli ve 2019/178 Esas, 2019/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası,43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca "1 yıl 15 ay hapis ve 1.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında ek savunma hakkı verilmediğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ve hükümde 1 yıl 6 denilerek çelişki yaratıldığına, ilişkindir.

Sanığın katılana Osmanlı arşivinde çalıştığına, katılanın atalarında kalma tapuları araştırabileceğine inandırıp bu iş için katılandan 05.07.2011'de 230 TL; 16.03.2011'de 1.500 TL ; 31.03.2011'de 800 TL; 01.04.2011'de 800 TL ve 01.04.2011 tarihinde 1.500 TL' alıp menfaat temin ettiği iddia olunan olayda son işlem tarihinin 05.07.2011 olması ve temadinin bu tarihte kesilmesi nedeniyle suç tarihinin 05.07.2011 olduğu kabul edilerek ve uzlaştırma işlemi nedeniyle duran süre de dikkate alınarak yapılan incelemede;

1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği zamanaşımının kesilmesi halinde, zamanşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağının belirtilmiş olması nedeniyle 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmıştır.

2. Suç tarihinin temadinin kesildiği 05.07.2011 olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2019 tarihli ve 2019/178 Esas, 2019/267 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.11.2023 tarihinde karar verildi.