Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın dava dışı ...Otomotiv İnş. İlet. Ev Gereçleri San. ve Tic. A.Ş. ve...Ev Gereçleri Gıda Mad.Doğalgaz İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin davacı bankadan kullanmış oldukları kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olduğunu, dava dışı asıl borçlu firma ve kefili davalı ... hakkında Malatya İcra Dairesi 2015/70417 Esas (Kapatılan 7.İcra Dairesinin 2013/1178Esas) sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, alacağın tahsili imkanının bulunmadığını, ancak davalı ...'ın alacaklı davacı bankayı zarara uğratmak ve mal kaçırmak kastıyla; Malatya ili .......,Mah. 651 ada 75 parselde kain 2 nolu taşınmazı, 651 ada 75 parselde kain 3 nolu taşınmazı, 651 ada 75 parselde kain 4 nolu taşınmazı, 651 ada 75 parselde kain 5 nolu taşınmazı davalı ...'a 04.12.2012 tarihinde devrettiğini, 651 ada 75 parselde kain 1 nolu taşınmazı, 651 ada 75 parselde kain 6 nolu taşınmazı, 651 ada 75 parselde kain 7 nolu taşınmazı, 651 ada 75 parselde kain 8 nolu taşınmazı davalı ...'e 03.01.2013 tarihinde devrettiğini, Malatya ili.........., Mah. 4437 ada 4 parselde kain 9 nolu taşınmazı, Malatya ili ... Mah. 4437 ada 4 parselde kain 1 nolu taşınmazı davalı ...'na 27.11.2012 tarihinde devrettiğini belirterek, İİK.'nun 277 ve müteakip maddeleri uyarınca; anılan taşınmazlara ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesi talep etmiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'ın gayrimenkullerini, düştüğü ekonomik zorluk nedeniyle sattığını, yapılan satışın alacaklılardan mal kaçırma ile hiçbir ilgisinin olmadığını, davalı ...'ın kefil olduğu şirketlerin yönetiminden ve ortaklığından 2010 yılı itibariyle ayrıldığını, kefil olduğu şirketlerin ekonomik olarak kötüye gittiğinden dahi haberinin olmadığını, yaptığı satışların tamamen kendi ihtiyaçlarını ve borçlarını halletmek amacıyla yapılmış gerçek satışlar olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalılar ... ve ...'in dava konusu taşınmazları yatırım amacıyla gerçek bir satışla aldıklarını, ...'ın yıllardır ticaretle uğraşan güvenilen bir şahıs olup, söz konusu yerleri satarken Demir Döküm şirketine ait ipotekleri kaldıracağı sözünü vermiş olduğunu ve bu husus da müvekkiller ile bir sözleşme yaptığını, ancak davalıların satın aldığı yerler üzerindeki ipoteklerin kaldırılmadığını ve mağdur edildiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'nın davaya konu olan taşınmazları tamamen yatırım amaçlı almış olup, bedelleri ödenerek satın alındığını, satış bedeli ile gerçek değeri arasında bağışlama sonucunu doğuracak bir fark bulunmadığını, davalı ...'nın taşınmazı devraldığı şahısların durumları ile ilgili de hiçbir bilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'na devredilen taşınmazlar yönünden taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında fahiş bir farkın bulunmaması, tanık beyanları ve davalı ...'nın ekonomik sosyal durumunun bu tasarrufu yapabilmeye elverişli olması sebebiyle davalı ... yönünden tararrufun iptali davasının reddine, davalı ... ve ...'e devredilen taşınmazlar yönünden; taşınmazların tapudaki satış değerleri ile keşifte bilirkişinin belirlediği değerler arasında fahiş farkın bulunması, davalıların ekonomik sosyal durumlarının bir gün içinde bu miktarda bir işlem yapmalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, taşınmazların devredilmesi tasarruf işleminin alacaklıya zarar verme kastı ile yapılmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece kurulan hükmün sadece bilirkişi raporları doğrultusunda hazırlandığını, rayiç bedel ile satın alınan bedel arasında fahiş bir fark bulunmadığını, müvekkilinin maddi gücünün olmadığından bahsedilmesinin mesnetsiz olduğunu, davacının aciz vesikasını dosyaya sunmadığını, davacının davasını yeteri kadar ispatlayacak delillerinin bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından dosyaya kati aciz belgesi ibraz edilmediği gibi aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı da ibraz edilmediği gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b,2 maddesi uyarınca kabulü ile düzelterek esas hakkında karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; aciz vesikasının davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi temyiz aşamasında hatta bozma kararından sonra karar düzeltme aşamasında bile alınıp ibraz edilmesinin yeterli olduğu görüşlerine aykırı olarak davanın usulden reddine karar verilmesinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, icra dosyası tetkik edildiğinde borçlunun aciz halinde olduğunun tespit edileceğini, ayrıca 5411 sayılı Bankacık Kanunu'nun geçici 13. Maddesi gereğince davacının aciz vesikası aranmaksızın tasarrufun iptali davasını açılabileceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava dayanağı takip dosyasında 20.02.2020 tarihinde yapılan hacizde adresin borçluya ait olup olmadığı anlaşılamadığından haciz yapılamamış olmasına, İİK'nun 105.maddesinde belirtildiği şekilde davalı borçlu ...'ın tespit edilen adreslerinde yapılmış bir haciz bulunmamasına, İİK'nun 143.maddesinde belirtilen aciz belgesinin de sunulmamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.