T U T U K L U

Esastan ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli 2021/64 Esas, 2021/204 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

B. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 28.09.2021 tarihli ve 2021/1797 Esas, 2021/2302 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Tarım ve hayvancılık ile uğraşan sanığın uyuşturucu madde ticareti yapmaya ihtiyacının olmadığına, uyuşturucu maddelerin çeşitliliğinin olmamasının uyuşturucu ticareti yapılmadığının bir göstergesi olduğuna,

2. Sanığın vücudundaki uyuşturucu madde olarak yalnızca ilaç olarak bildiği extacy maddesine rastlanıldığına, sanığın kaçınılmaz hataya düşmüş olduğuna, sanığın saiki ile belirtilen suçun arasında illiyet bağı bulunmadığına,

3. Ele geçen maddelerin kullanım sınırları içerisinde olduğuna, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,

4. Sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

5. Suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Meray uygulama noktasında 34 ZN .... plaka sayılı otobüs yolcularının kimlik kontrolü yapılırken yolculardan 21 numaralı çift koltukta tek başına oturan sanığın tedirgin tavırları sebebiyle alınan arama kararı sonucu arama yapıldığında sanığın önündeki servis tepsisinde sarı renkli poşet içerisinde 130 adet mavi renkli, 120 adet pembe renkli olmak üzere toplam 250 adet hap bulunduğu, uzmanlık raporuna göre 1 ile numaralandırılanların net MDMA miktarının % 26 oranında olmak üzere 12,979 gram, 2 ile numaralandırılanların net MDMA miktarının 12,422 gram olduğu, bu haliyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 10.02.2020 tarihli, 2019/2972 Esas, 2020/823 Karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde 250 adet hapın kişisel kullanım sınırının üzerinde olduğu kabul edilen olayda, sanığın her ne kadar duruşmada hapları cinsel iktidarsızlığı için aldığını, uyuşturucu olduğunu bilmediğini beyan etmiş ise de soruşturma aşamasında hapların kendine ait olmadığını beyan etmiş olması karşısında çelişen ifadelerine 523 laboratuvar ruhsat numaralı Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi Tıbbi Laboratuvar Tetkik Sonuç Raporuna göre söz konusu uyuşturucu maddelerin kanında da bulunmuş olması sebebiyle itibar edilmeyerek suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve suçun sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, eylemin kanunda öngörülen suç tipine uymasına ve cezanın kanuni bağlamda uygulanmış olmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

1. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Kumru Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2019 tarihli 2018/255 Esas, 2019/206 Karar sayılı ilamı ile hükmolunan 9 ay hapis cezasının, sanığın talebi üzerine 22.03.2023 tarihli ek karar sonrası Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/825 Esas, 2023/1233 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı ile 09.05.2023 tarihinde kesinleşmesi, yargılama konusu suç tarihinin ise 11.12.2020 olması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin birinci fıkrası gereği suç tarihinden sonra kesinleşen hükmün tekerrüre esas alınamayacağının, ancak sanığın adli sicil kaydındaki tekerrüre esas olabilecek diğer mahkûmiyetlerine ilişkin ilam örneklerinin getirtilerek kesinleşme ve infaz tarihleri araştırıldıktan sonra sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

2. Adli Emanetin 2021/62 sırasında kayıtlı suçta kullanılan 1 adet ibaresiz sarı renkli naylon poşetin, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesi; 2021/68 sırasında kayıtlı üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan uyuşturucu maddenin ve Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce alınan şahit numunenin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine, suçta kullanılan poşet, suça konu madde ve şahit numune müsadere edilirken uygulanan kanun maddesinin fıkrası gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

3. Sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda, "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği" ihtarı belirtilmeyerek 5237 sayılı Kanun'un 52 inci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesine aykırı davranılması, hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 28.09.2021 tarihli ve 2021/1797 Esas, 2021/2302 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.11.2023 tarihinde karar verildi.