Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketine trafik sigortası poliçesi ile sigortalı bulunan aracın karıştığı kazada müvekkilinin yaralandığını ve kalıcı şekilde sakatlandığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalı ... tarafından daha önce yapılan başvuruya istinaden hasar dosyası açıldığını ancak müvekkilinin zararının tamamen karşılanmadığını, müvekkilinin aylık gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla meslekte kazanma gücü kaybı zararı için 1.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, davacı yanın öncelikle müvekkil sigorta şirketine ödeme yapılması için başvurulması gerekirken bunun yapılmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin şayet bir sorumluluğu varsa bunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın zamanaşımı süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72 nci maddesinde 2 yıl ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri belirtilmiş ise de yine aynı maddenin ikinci fıkrasında, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı süresi öngördüğü durumlarda zarar cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı süreleri uygulanır denilerek uzamış zamanaşımı süresinin söz konusu olduğunu, ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanmasında sürücü, işleten, sigortacı ayrımı yapılmadığını, tüm sorumlular hakkında uygulanması gerektiğini, genel 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde zararın devam ettiği ve karşılanmadığı süre boyunca zamanaşımı süresinin durmakta olduğunu, uzamış ceza zamanaşımının mevzuatta görülen haksız fiillere ilişkin 10 yıllık zamanaşımı süresini kısaltmasının hukuk mantığına aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının 04.06.2008 tarihinde dava dışı sürücü Yusuf Leylek'in kullandığı kamyonun çarpması nedeni ile yaralandığı, dava dışı sürücü hakkında Adıyaman Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2008/548 Esas, 2011/386 Kararı sayılı kararı ile taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın 30.05.2011 tarihinde kesinleştiği, davacının maluliyetine ilişkin 30.06.2010 tarihli sağlık raporunun alındığı, Dava dilekçesi anlatımında davacının yaralanması nedeni ile gelişen durum olduğuna yönelik bir durumdan söz edildiği, bu kapsamda davaya konu olay nedeni ile zararın öğrenildiği 30.06.2010 tarihinden ve tazminat sorumlusunun öğrenildiği 30.05.2011 tarihinden itibaren hesaplandığında iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğu, davaya konu trafik kazasının 04.06.2008 tarihinde gerçekleştiği davacının yaralandığı ileri sürülerek açılan davanın, aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nun 89/1 maddesinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 09.11.2016 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda uzamış ceza zamanaşımının gerçekleştiği, dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından mahkemece davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiştir.
Uyuşmazlık, 04.06.2018 tarihinde davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacı yayaya çarpması sonucu sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 Kanun'un 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davanın zamanaşımı süresinde açılmamasına göre usul ve kanuna uygun olup ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.