Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2013/58 Esas, 2015/245 Karar sayılı kararıyla sanığın atılı cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

Katılan Vekili Temyiz İsteği
Dosyada gelen raporlar arasında çelişki bulunduğuna ve çelişkinin giderilmediğine, çelişki giderilmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Mahkemenin kabulü;
"Her ne kadar sanığın mağdura karşı fiilleri nedeniyle zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK 109/1, 109/3-f, 109/5,40,43/1, 31/3 maddeleri gereğince zincirleme şekilde cinsel saldırı suçundan TCK 102/1, 102/3,43/1, 31/3 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış olsa da olay tarihinde 18 yaşından büyük olan mağdur ...'nın sanıkla arasında duygusal arkadaşlığı bulunduğunu, olay günü kendi rızası ile sanıkla gezdiğini ve olayın geçtiği parka gittiğinin mağdurun rızası ile sanıkla ağaçlık bir alanda seviştiklerini, sanığın cinsel organını mağdurun vücuduna sürdüğü esnada mağdurun bu duruma direnç göstermediğini, bağırarak yardım almaya çalışmadığını, dolayısıyla sanığın cinsel eylemlerine rıza gösterdiğini, mağdur anlatımlarında sanık savunmasında ve dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığı, iddianamede mağdurda zeka geriliği bulunduğu, bu sebeple rızasının hukuken geçerli bir rıza olmayacağı belirtilmesi karşısında kovuşturma aşamasında Adli Tıp Kurumundan alınan 07.09.2015 tarihli raporda mağdurda hafif derecede zeka geriliği saptandığı, ancak bu zeka geriliğinin olayın hukuki anlam sonuçlarının algılanmasına ve fiili ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına engel teşkil edecek mahiyet ve derecede olmadığı, olay tarihinde mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunduğu, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu hususunun belirtilmesi de nazara alınarak dosya kül halinde değerlendirildiğinde "Kişiyi Hürriyetinde Yoksun Kılma " ve "Cincel saldırı" suçlarının yasal unsurları oluşmadığından sanığın her iki suçtan CMK 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraetine karar verilmiştir." şeklindedir.

Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış, katılan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2013/58 Esas, 2015/245 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.11.2023 tarihinde karar verildi.