Esastan Ret

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin teyzesi mirasbırakan ... 'ın 21.11.2015 tarihinde çocuksuz olarak öldüğünü, mirasbırakanın sağlığında Ulubey Uşak Noterliği 30.10.2000 tarih ve 1624 yevmiye No.lu vasiyetname düzenlediğini ve bu vasiyetname ile 8 adet taşınmazını davalı eşi ...'a vasiyet ettiğini, mirasbırakanın vasiyetname düzenlemeye ehil olmadığını, Uşak Ulubey Merkez Sağlık Ocağından rapor alındığı vasiyetnamede belirtilmiş ise de bu rapor ehliyet olgusunu tam olarak yansıtmadığını, mirasbırakanın baskı altında vasiyetname düzenlediğini, mirasbırakanın çocuksuz olması nedeniyle mallarının kardeşleri ve onların çocuklarına intikalini önlemek için, vasiyet yolu ile kanuni mirasçıların miras hakkına ulaşmalarının engellendiğini, vasiyetnamenin gerekli şekil şartlarını taşımadığını, irade fesadı altında yapıldığı, vasiyet edenin hukuki işlem ehliyetine sahip olmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiğini, vasiyetnamenin düzenlendiği sırada vasiyet eden kişi için verilen raporun geçerli olmadığı iddiasınında doğru olmadığını, vasiyet eden kişinin sağlık durumunun hukuki işlem yapmaya yeterli olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanları ve Adli Tıp Kurumundan alınan rapor sonucunda mirasbırakanın, vasiyetname düzenlediği tarihte akıl sağlığının yerinde olduğunun belirlendiği, davacı taraf mirasbırakanın vasiyetnameyi irade fesadı altında düzenlediğini ileri sürmüşse de bu hususla ilgili bir delil sunmadığı, dinlenen davacı tanıkları, davacının ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili beyanda bulundukları, mirasbırakanla ve vasiyetnamenin düzenlenmesi ile ilgili görgüye dayalı bir beyanda bulunmadıkları, vasiyetnamenin şekil şartlarını haiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurulu raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının yeterli olarak araştırılmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vasiyet edenin vasiyetname düzenlenirken ehliyetsiz olduğunun kanıtlamadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı lehine bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 nci maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.