İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan iki kez cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 20.03.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ileri sürdüğü istinaf itirazı yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; isnat edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun maddi ve manevi unsurları oluşmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasının, takdiri indirim uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Dava konusu olay, 12.06.2015 günü saat 23: 30 sıralarında sanığın katılan ...'ın çalıştığı iş yerine gelerek katılanlara " hadi gidelim" dediği, katılanlarla iş yerinden çıkarak şoförlüğünü diğer sanık Serkan Aylı'nın yaptığı araca bindikleri, aracın arka koltuğunda olay sonrasında katılan ...'un öldürdüğü diğer sanık Taner Kılbahri'ninde bulunduğu, katılanları ıssız bir yerde araçtan indirerek darp ettikleri, ele geçirilemeyen bıçak ile tehdit ettikten sonra Düzce Merkezde bıraktıkları iddiasına ilişkindir.

2. Mahkemece suç tarihinde sanığın konuşmak amacı ile çağırdığı katılan ... ile onunla birlikte gelen katılan ...'u araca bindirdiği, aracın arka koltuğunda hakkında vefat nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen Taner Kılbahri'nin de bulunduğu, sanık ve diğer sanığın ıssız bir mahalde araçtan indirerek katılanları darp etmeye başladıkları, ele geçirilemeyen bıçak ve silah ile tehdit ettikleri, rızaları hilafına her iki katılanı bulundukları yerde tuttukları, bu şekilde üzerlerine atılı kişi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işlediğinin kabulü ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Hükme yönelik sanık müdafiinin ileri sürdüğü istinaf itirazı yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sanığın eyleminin her iki mağdura yönelik bir yerden başka bir yere hile ile götürülmeleri şeklinde gerçekleşmesi nedeni ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağdur sayısınca oluştuğu gözetilerek her bir mağdura karşı eyleminden dolayı mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, uygulama yeri olmadığı halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanık hakkında kurulan hükümde, sanığın konuşalım diye katılan ... ile onunla birlikte gelen diğer katılan ...'u diğer sanıkların bulunduğu araca bindirdiği, ıssız bir mahalde katılanları araçtan indirerek darp ettikleri ve ele geçirilemeyen bıçak ve silah ile tehdit ettikleri, sonrasında şehir merkezinde bıraktıkları anlaşıldığından atılı suçtan sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Mahkemece sanığın suç işleme kastının yoğunluğu ve birden fazla nitelikli halinde bir arada bulunması da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak sureti ile hüküm kurulmasında ve sanığın adli sicilindeki sabıka ilamları ve suç işlemeye meyilli uslanmaz kişiliği dolayısıyla hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca lehine takdiri indirim uygulanmamasında isabetsizlik görülmemiştir.

Eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 20.03.2018 tarihli sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2024 tarihinde karar verildi.