SUÇLAR: Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 03.12.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında cinsel saldırı ve cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2.İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve basit cinsel saldırı suçlarından beraatine karar verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 07.02.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan mağdur vekilinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararının kaldırılmasına,
a. Sanığın sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı suçundan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
1.Sanık müdafinin temyiz isteği, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair katılanın soyut iddiası dışında, cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, sanık
hakkında verilen cezalarda, takdiri indirim maddelerinin uygulanmaması gerektiğine,
2.Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, ceza tesis edilirken de kusurun yoğunluğu, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığını göz önüne alarak teşdiden ceza vermesi gerekirken ihmal etmesi usul ve esas yönünden hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Dava konusu olay, sanığın olay günü geceleyin kuaförünün önünden geçen katılan kahve içmeye davet ettiği, katılanın kabul etmemesi üzerine kolundan tutarak katılanı iş yerine içine çekip kepenkleri kapattığı, katılanı koltuğa yatırıp öpmeye vücudunu ellemeye başladığı, katılanın direnmesi sonucu eylemine son verip bıraktığı iddiasına ilişkindir.
2. Mahkemece sanığın katılanın saçlarının kısa olması sebebiyle gittiği erkek kuaförünün sahibi olduğu, olay günü katılanın kuaförün önünden geçerken tanışıklıkları sebebiyle sanıkla selamlaştıkları, sanığın katılanı kahve içmeye davet ettiği, katılanın kabul etmemesi üzerine sanığın ısrar ettiği olayda, sanığın savunmalarında suçlamaları kabul etmediği, dinlenen tanıkların da beyanlarında sanığın savunmalarını doğruladıkları, katılanın iddia ettiği olayın sıcağıyla hemen polise gidip şikayetçi olmadığı, iddia edilen olayın üzerinden 2 gün geçtikten sonra şikayetçi oluşu toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmalarının aksine, mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak delil bulunamadığı kabulü ile sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Tarafların aralarında olay öncesinde bir husumet bulunmaması dolayısı ile mağdurenin sanığa iftira atmasına gerektirecek bir hususunun olmayışı, mağdurenin anlatımlarının samimi ve gerekli ayrıntıları taşıması, sanığın birbiri ile çelişen ve tutarsız anlatımlar içeren savunmaları, mağdurenin kendisini şikayet etmesi sonrasında kendisini cezadan kurtarma amacına yönelik yalancı tanık tedarik ederek dinlettiği, sanığın hayatın olağan akışına uygun düşmeyen mağdurun kendisine iftira attığını söylediği tutarsız savunmaları karşısında; yerel mahkemenin oluşa uygun düşmeyen beraat kararı Bölge Adliye Mahkemesince isabetsiz bulunarak mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Sanık hakkında kurulan hükümde, sanığın savunmasının aksine katılanın soyut iddiaları dışında mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin delil bulunamadığı anlaşıldığından atılı suçlardan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 07.02.2022 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2024 tarihinde karar verildi.