Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2019/44 Esas, 2019/165 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 07.05.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.09.2022 tarihli ve 2022/3874 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/127454 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/127454 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, sanık hakkında daha evvel 25.12.2014 tarihinde işlemiş olduğu aynı suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına ilişkin İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2017/379 Esas, 2018/175 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın 21.07.2015 tarihinde inceleme konusu aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve denetim süresi içinde yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi nedeniyle açılan kamu davası sonucunda İstanbul 41.Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.10.2017 tarihli kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 20.11.2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 03.10.2018 tarihinde işlediği hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 41.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2019/44 Esas, 2019/165 Karar sayılı kararının istinaf edilmeden kesinleşmesini müteakip, İstanbul 32.Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2020 tarihli ve 2019/41 Esas, 2020/188 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanığın mahkumiyetine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 09.12.2021 tarihli ve 2020/2336 Esas, 2021/3087 Karar sayılı ilamı ile "...Sanığın 30.05.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunun, yargılama konusu suç nedeni ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09.04.2015 tarih ve 2015/39325 soruşturma, 2015/2189 sayılı kararı ile verilen kamu davasının açılması kararının ihlali mahiyetinde olduğu, soruşturma ve kovuşturma konusu edilemeyeceği, düşme kararı verilmesi gerektiği halde mahkumiyet kararı verildiği belirlendiği..." şeklinde belirtildiği üzere, incelemeye konu 30.05.2015 tarihli eylemin daha önceden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2015 tarihli ve 2015/39325 soruşturma, 2015/2189 sayılı kararı ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali mahiyetinde olduğu, ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

A. Şüpheli hakkında, 30.05.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2015 tarihli ve 2015/88007 soruşturma, 2015/3475 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 05.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, tedbirin infazı için İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

B. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29.08.2016 tarihli ve 2015/88007 Soruşturma, 2016/32990 Esas, 2016/25992 sayılı iddianamesi ile İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

C. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2017 tarihli ve 2016/402 Esas, 2017/428 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 20.11.2017 tarihinde kesinleştiği,

D. Sanığın denetim süresi içerisinde 03.10.2018 tarihinde işlediği "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçundan cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.03.2019 tarihli ve 2019/44 Esas, 2019/165 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 07.05.2019 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.

E. Dosya arasında bulunan İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/41 Esas ve 2020/188 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;

1. Şüpheli hakkında, 25.12.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2015 tarihli ve 2015/39325 soruşturma, 2015/2189 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 20.04.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilerek tedbirin infazı için İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2016 tarihli ve 2015/39325 Soruşturma, 2016/40653 Esas, 2016/32043 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,

3. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2017/379 Esas, 2018/175 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 11.06.2018 tarihinde kesinleştiği,

4. Sanığın denetim süresi içerisinde 03.10.2018 tarihinde işlediği "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçundan cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2020 tarihli ve 2019/41 Esas, 2020/188 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,

5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 09.12.2021 tarihli ve 2020/2336 Esas, 2021/3087 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.

F. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun
yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılması nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise Dairemizce bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.

Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, somut olayda; sanık hakkında 25.12.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2015 tarihli ve 2015/39325 soruşturma, 2015/2189 sayılı kararı ile beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 20.04.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanık hakkında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen 09.04.2015 tarihli erteleme kararının esas alınması gerektiği, sanığın, infaz dosyasının, İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunca yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle 10.08.2016 tarihinde kapatılmasından önce, inceleme konusu 30.05.2015 tarihli aynı nitelikteki suçu işlediği, bu durumda 30.05.2015 tarihli eylemin 09.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı anlaşıldığından, İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesi mümkün olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "düşme" kararı verilerek İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2019/44 Esas, 2019/165 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.