SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2016 tarihli ve 2014/1101 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
b. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; hakkında beraat kararları verilmesi talebine ilişkindir.
1. Şikâyetçinin, sanığa borçlu olduğu ve borcuna karşılık sanığa senet verdiği, sanığın da bu senedi ciro ederek dava dışı A.A. isimli şahsa verdiği, ancak A.A. tarafından şikâyetçi ve sanık aleyhine ... 4. İcra Müdürlüğünün 2013/112 Esaslı dosyasında icra takibi başlatıldığı ve şikâyetçinin maaşından kesinti yapılmaya başlanıldığı, ancak sanığın, temyiz dışı sanık ... ile birlikte hareket ederek haczin kaldırıldığına dair Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Genel Müdürlüğüne hitaben 05.11.2013 tarihli yazıyı ... adına düzenleyip 4. İcra Müdür Yardımcısı sıfatıyla imzaladığı ve Kuruma vermesi için şikâyetçiye verdikleri, anılan bu yazının gerçek olduğu izlenimini uyandırmak için her iki sanığın şikâyetçiyi yanlarına alarak ... 4. İcra Müdürlüğüne gittikleri, borçluyu dışarıda bekletip kendilerinin İcra Müdürlüğüne girdikleri, icra memurlarının herhangi bir bilgileri olmadığı hâlde yazının İcra Müdürlüğünce düzenlendiği hususunda şikâyetçiyi inandırdıkları, şikâyetçinin, anlaştıklarına dair yazı ile takibe konu senet aslını istemesi üzerine sanığın, kendi adı soyadı, T.C. kimlik numarası ve imzasıyla tanzim ettiği 07.11.2013 tarihli "ibradır" başlıklı yazıyı şikâyetçiye verdiği, bunun üzerine şikâyetçinin ... adına tanzim edilen sahte belgeyi SGK’ya verdiği, bir süre sonra alacaklı vekilinin, şikâyetçinin maaşından kesinti yapılmadığını fark ederek İcra Müdürlüğüne başvurduğu, bunun üzerine durumun fark edildiği ve İcra Müdürlüğü tarafından suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Şikâyetçinin beyanlarının kabule uygun olduğu tespit edilmiştir.
4. ... adına tanzim olunan resmi evrak hükmündeki belge üzerinde adli belge inceleme bilirkişisi tarafından tanzim olunan; “İnceleme konusu Haciz Kaldırma Belgesi üzerinde “4. İcra Müd.Yrd.” adına atfen atılı imza ile ... ve ...’nun mevcut mukayese imzaları arasında karakteristik ve grafolojik bir irtibatın mevcut olmadığı, fark olduğu, ... Haciz Kaldırma Belgesinin külliyen sahte olarak düzenlendiği, ... iğfal (aldatma) kabiliyetini haiz olduğu” görüşü açıklanan Bilirkişi Raporu dava dosyasında mevcuttur.
5. Belge asıllarının denetime imkân verecek şekilde dava dosyasına eklendiği görülmekle Heyet tarafından yapılan inceleme neticesinde ... adına tanzim olunan resmi evrak hükmündeki belgenin, aldatıcı niteliğinin bulunduğu anlaşılmıştır.
6. Özel belge hükmünde olan "ibradır" başlıklı yazının, sanık tarafından kendi adı soyadı, T.C. kimlik numarası ve imzası ile tanzim edildiği belirlenmiştir.
7. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
Her iki suç yönünden birlikte yapılan değerlendirme neticesinde;
1. Sanığın suça konu belgeleri kendisinin imzalamadığını beyan ettiği, dava dosyasında mevcut imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda resmi belge hükmündeki belgede bulunan imza üzerinde inceleme yapıldığı, özel belge hükmünde olan "ibradır" başlıklı belge üzerinde herhangi bir inceleme yaptırılmadığı, söz konusu belge üzerindeki yazı ve imzalar yönünden inceleme yaptırılmasını müteakip belgede fiziki sahtecilik olup olmadığının belirlenmesi, ayrıca sanığın her iki belgeyi şikâyetçiye aynı anda verip vermediğinin tespiti ile aynı anda verilmiş olmaları durumunda sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde belirtilen ölçütler dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle tayini, farklı tarihlerde verilmiş olmaları durumunda ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi gereği zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde iki ayrı suçtan hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabul ve uygulama yönünden;
a. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
b. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 18.06.2013 tarihli ve 2013/8 Esas, 151/304 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğü bulunan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken en ağır cezayı içeren ilâmın tekerrüre esas alınması gerektiği, bu bağlamda ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2012/562 Esas ve 2013/323 Karar sayılı ilâmı ile 3 yıl hapis cezasına mahkûm olan sanık hakkında mezkûr ilâmın tekerrüre esas alındığının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken tekerrür koşullarını taşıyan fakat 2 yıl hapis cezasına mahkûmiyetle neticelenen daha az ceza içeren ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2009/386 Esas ve 2009/398 Karar sayılı ilâmının da tekerrüre esas alındığının belirtilmesi,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, ... 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2016 tarihli ve 2014/1101 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.