İstinaf talebinin kabulü
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkında açılan davanın dava konusu taşınmaz tahliye edildiğinden konusuz olan tahliye talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dahili davalı ... hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 23 ve 24 No.lu bağımsız bölümleri davalının haksız olarak işgal ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmazların kendilerine teslimini ve haksız kullanıma karşılık ecrimisil ödenmesini talep etmiş, 07.03.2018 tarihli dilekçesi ile ...’nin davaya dahil edilmesini istemiştir.
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarla kendisinin herhangi bir ilgisi olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazları tahliye ederek davacı bankaya teslim ettiğini, teslim tarihine kadar da bankanın bilgisi ve rızası dahilinde kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 09.01.2020 tarihli ve 2017/217 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararıyla; dava konusu yeri ...’nın kullanmadığı, dahili davalı ...’nin ise davacı ile yaptığı sözleşmeye dayalı kullandığı taşınmazı tahliye etmiş olup tahliye öncesinde haksız işgalci olduğunun da davacı tarafça ispatlanmadığı belirtilerek, davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkında açılan davanın dava konusu taşınmaz tahliye edildiğinden konusuz olan tahliye talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; dava konusu taşınmazların anahtarları banka şubesine teslim edilmiş olsa da davalılar tarafından usulüne uygun olarak teslim edilmediğini, şu an boş olsa da davacı bankanın tasarrufunda olmadığını, davacı banka ile davalı ... arasında dava konusu taşınmazların da yer aldığı 4 adet taşınmaz için 18 ay süreli geri alım vaadi sözleşmesi yapıldığını, ancak davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nın dava konusu taşınmazlarla bir ilgi ve alakasının olmadığı anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, öte yandan, taraf sıfatı kamu düzenine ilişkin olup, usule uygun olarak ... hakkında açılmış bir dava olmadığı halde ilgili kişinin davaya dahil edilip mahkemece hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b/2 nci maddesine göre düzeltilerek yeniden esas hakkında kararla; davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dahili davalı ... hakkında usule uygun açılmış bir dava bulunmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 nci maddesi, “iyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine,
15.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.