Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla; sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesi uyarınca, 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve verilen cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2021 tarih ve 2016/133090 sayılı Tebliğnamesiyle hükmün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri içermeyen dilekçesiyle hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasını talep ettiği belirlenmiştir.

Sanığın ve katılanın ikamet ettikleri apartmanın bahçesinde, apartman sakinleri ile birlikte bulundukları sırada, apartmana ait çatının yapılıp yapılmaması konusunda taraflar arasında tartışma çıktığı ve sanığın katılana hitaben "Eşşek gibi yaptıracaksın, siz hacı hocalar sahtekar üçkağıtçısınız." diyerek hakaret ettiği iddia olunarak açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanığın alenen kamu görevlisine hakaret suçunu işlediği kabul olunarak mahkumiyeti yönünde hüküm kurulmuştur.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin söz konusu olabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesine karşın, eylemin apartman bahçesinde gerçekleştiğinin belirtilmesi karşısında, olayın meydana geldiği yerin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi ve sonucuna göre aleniyet öğesinin oluşup oluşmadığının tartışılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanık hakkında hükmolunan cezanın anılan Kanun maddesi gereğince artırılması nedenleriyle, hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.11.2023 tarihinde karar verildi.