SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/50 Esas, 2014/268 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası ile dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) ve (f) bentleri ile beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c) Sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 17 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.01.2018 tarihli ve 14 - 2015/78240 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
A. Sanıklar Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle; kanuna ve yerleşik içtihatlara aykırı kararın yerinde olmadığına, eksik incelemeyle karar verildiğine, katılan mağdure beyanlarının çelişkili olduğuna ve olayın ilk oluşuna ilişkin beyanlarının yaşamın olağan akışına aykırı olduğuna, 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesine ilişkin sanık ... hakkında aldırılan raporun yetersiz olduğuna, kararın sanıklar lehine bozulması talebine ilişkindir.
B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Özetle; sanıklar hakkında mahkûmiyet kararları verildiği ancak sanıkların hükümle beraber tutuklanması veya yurt dışı çıkış yasağına ilişkin karar verilmediğine, sanıklar hakkında hükmen tutuklama kararı verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre;
1. Mağdurenin sanık ...'ın kızı ve sanık ...'in kardeşi olduğu, mağdurenin on beş yaşından küçük olup ilkokulda okuduğu dönemde sanık ...'ın evde kimsenin olmadığı zamanlarda öz kızı olan mağdureyi ellerini bağlamak ve ağzını kapatmak suretiyle vücuda organ sokarak cinsel istismarda bulunduğu, mağdurenin yaşının küçük olması ve babasından korkması nedeniyle durumu adli merciilere bildiremediği, sanık ...'ın bundan cesaret alarak birçok kez daha organ sokmak suretiyle cinsel istismar eylemlerine devam ettiği, mağdurenin bu durumu daha sonra annesine anlattığı ancak annesinin mağdurenin şaka yaptığını düşünerek mağdureye inanmadığı, olayın adli merciilere intikal etmesinden kısa bir süre önce de mağdurenin babasının kendisine tecavüz ettiğini annesine söylediği ancak annesinin yine mağdureye inanmadığı,
2. Mağdurenin öz ağabeyi olan sanık ...'in de katılan mağdurenin on beş yaşından küçük olduğu tarihlerde değişik zamanlarda, evde kimse yokken katılan mağdureyi banyoda ve yatakta olmak üzere toplam üç kez organ sokmak suretiyle cinsel yönden istismar ettiği,
3. Olayın adli merciilere intikal etmesinden önce katılan mağdurenin erkek arkadaşıyla cinsel ilişkiye girdiği ve kız olmadığının ortaya çıkması üzerine arkadaşının bu durumunu sorması nedeniyle katılan mağdurenin babası ve ağabeyinin kendisine karşı gerçekleştirdiği cinsel istismar olayını anlattığı, daha sonra da mağdurenin ablasına da yaşadıklarını anlattığı, ablasının da ilk etapta kendisine inanmadığı, bunun üzerine katılan mağdurenin ablasını inandırmak ve adli merciilerde kullanılmak üzere elinde bir delil olması için babası ve abisiyle görüşmeler yaptığı, bu görüşmeleri cep telefonuna kayıt ettiği, her ne kadar bir Mahkeme kararına dayanmadan kayıt yapılmış ise de Ceza Genel Kurulu'nun kararında da belirtildiği üzere bir kişinin kendisine karşı eylemi başka türlü ispat etmek imkanı olmadığı bir durumda şüpheliyle yaptığı görüşmeleri kaydetmesinin hukuka aykırı olmadığı, bu bağlamda katılan mağdurenin babası ve ağabeyiyle yaptığı telefon görüşmelerinin hukuka aykırı delil mahiyetinde olmadığı, görüşmelerin içeriğinin tutanağa bağlanarak dosyaya konulduğu, konuşmalar bir bütün olarak incelendiğinde sanık ...'in artık yapmadığı şeklinde bir beyanda bulunarak katılan mağdurenin beyanlarını desteklediği, sanık ...'ın da katılan mağdureden şikâyetçi olmamasını istediği, katılan mağdurenin bu görüşmelerde yaşadıklarını olduğu gibi anlattığı, katılan mağdurenin aşamalardaki anlatımlarıyla telefon görüşme içeriğinin uyumlu olduğu, katılan mağdurenin Mahkemede ifade verirken zaman zaman ağlamasının da beyanlarındaki samimiyetin göstergesi olduğu ve bu nedenlerle katılan mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınmasının gerektiği, her ne kadar sanıklar haklarındaki suçlamayı kabul etmemiş iseler de katılan mağdurenin sanıklara iftira atmasını gerektiren bir sebebin mevcut olmadığı, sanıklar tarafından da bu hususta inandırıcı bir neden ileri sürülemediği, iddia edilen eylemler olmasaydı katılan mağdurenin bunları annesine anlatmaması gerektiği, bu nedenlerle katılan mağdurenin doğru söylediğinin kabulünün gerektiği,
Gerekçeleriyle sanıkların mahkûmiyetine karar verildiği görülmüştür.
Olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurenin soyut beyanlarının tanık anlatımlarıyla doğrulanmamış olması, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iddia edilen istismar eylemleriyle ilgili daha sonra başlatılacak adlî süreçte delil olarak kullanılmak üzere sanıklarla katılan mağdurenin şikâyet tarihinden hemen önce yaptığı görüşmeye dair adli mercilere sunduğu ses kaydının temin şekli itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ile 217 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yasak delil niteliği taşımasından dolayı söz konusu kaydın hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Bozma sebebine göre onama isteyen Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/50 Esas, 2014/268 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan ... ve Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.11.2023 tarihinde karar verildi.
Sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmiştir. Yerel Mahkemece her ne kadar delil mahiyetinde kabul edilen ve yasak delil olan mağdure tarafından kayıt altına alınan konuşma içerikleri gerekçe gösterilerek mahkumiyete esas alınmış ise de;
Olayın intikal şekli, mağdurenin aşamalarda değişmeyen beyanlarının mağdurenin annesi olan tanık ...'ın soruşturma aşamasındaki beyanıyla doğrulanmış olması ve mevcut deliller gözetilerek kovuşturma aşamasında tanığın sanıkları suçtan kurtarmaya yönelik beyanda bulunduğu anlaşılmakla tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanıkların atılı suçları işlediği konusunda yeterli delil bulunduğu ve mahkumiyet hükümlerinin onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.