Esastan ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.06.2018 tarihli ve 2018/215 Esas, 2018/416 Karar sayılı kararı ile sanığın İzinsiz kenevir ekme suçundan, 2313 Kanun’un 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 07.02.2019 tarihli ve 2018/2570 Esas, 2019/371 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca "Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, gerekçeye, eylemin nitelendirilmesine göre, sanık müdafiinin; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun yasal unsurlarının bulunmadığına, mahkumiyete yeterli delil olmadığına, eksik incelemeye, etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki gerektiğine, uyuşturucu ticaretine ilişkin dosya ile birleştirilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz isteminin CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİ ile hükmün ONANMASI" yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine binaen derdest olan dava ile birleştirme kararı verilmesi gerektiğine,

2. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan operasyon kapsamında, söz konusu arazide 20.000 kök kenevir bitkisinin ele geçirildiği, alınan uzmanlık raporuna göre ele geçirilen kenevir bitkisinden % 30 oranında esrar elde edilmesinin mümkün olduğu, tapu maliki olan ...'un araziyi sanığa sattığı yönündeki beyanlarını kabul ederek kenevir ekili arazinin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, arazinin kim tarafından kullanıldığını açıklayamadığı, yörenin özelliklerine göre küçük bir köy yerinde hiç kimsenin başkasının yerine hint keneviri gibi suç teşkil eden bir biktiyi ekme girişiminde bulunamayacağı da gözetildiğinde, hint keneviri ekili arazinin sanık ...'e ait olduğu ve sanık tarafından kullanıldığı anlaşıldığından, 2313 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasının birinci bendinde tanımlanan esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçunun sabit olduğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sanığın 2313 sayılı Kanun'a aykırılık sebebiyle 23.05.2017 tarihinde işlediği suçtan dolayı 12.03.2020 tarihli ve 2020/13036 Soruşturma, 2020/3834 Esas, 2020/838 sayılı iddianame ile Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve 2020/168 Esas numarasını aldığı, ilgili mahkemece iş bu dosyanın bekletici mesele yapıldığı ve dosyanın halen derdest olduğu, incelemeye esas karara konu suç konusunun da 2313 sayılı Kanun'a aykırılık olduğu ve suç tarihinin 17.06.2017 olduğu, her iki eylemin, incelemeye konu dosyadaki 10.04.2018 tarihli iddianameden önce işlenmesi nedeniyle eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı, eylemlerin bir suç işleme kararı kapsamında işlenip işlenmediğinin ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi için davaların birleştirilmesine karar verilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 07.02.2019 tarihli ve 2018/2570 Esas, 2019/371 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2024 tarihinde karar verildi.