Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.01.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. İrem Alar dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı Koza-Pack Kozmetik Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. firması arasında 02.10.2009 ve 27.08.2012 tarihli faktoring sözleşmelerinin imzalandığını, söz konusu faktoring sözleşmelerini diğer davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, müvekkili şirketin davalı borçlu şirketin ticari ilişki içinde bulunduğu muhtelif firmalardan doğmuş faturaya dayalı alacaklarını devir ve temlik alarak müşterisine finansman ve tahsilat hizmeti sağladığını, ancak müvekkili şirkete temlik edilen faturaların ödeme vasıtası olan çeklerin tahsil edilemediğini ileri sürerek, 175.404,35 TL'nin temliğe konu faturaların vade tarihinden alacağın tahsil tarihine kadar işleyecek en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketlerin muhasebecisi dava dışı ... ...’nun tavsiyesi üzerine farklı bankalarla ve faktoring kuruluşlarıyla genel kredi ve faktoring sözleşmeleri imzaladıklarını, bu sözleşmelerin imzalanmasından sonra dava dışı ... ...' nun, müvekkili şirket yetkililerinin imzalarını taklit etmek suretiyle düzenlediği faturalar ve temliknameler ile faktoring ön ödemeleri temin ettiğini, bu ödemeleri yine müvekkili şirket yetkililerinin imzalarını taklit etmek sureliyle aldığı şifre ile internet bankacılığı sistemi üzerinden dolaştırarak işlettiğini, paravan olarak kurduğu şirketlere dağıttığını ve daha sonra kendi yedine alarak sebepsiz zenginleştiğini, dava dışı ... ...' nun bütün bunları yaparken şüphe çekmesin diye zaman zaman kasaya giren ödemelerle müvekkili şirketlerin ... borçlarını ödediğini, faktoring ödemelerine konu edilen faturalardaki ve temliknamelerdeki imzaların müvekkili şirket yetkililerinin el ürünü olmadığını, müvekkillerinin temin edilen ödemelerden haberi bile olmadığını, müvekkili şirketin ortaklarının imzaları taklit edilmek suretiyle müvekkili şirket adına çeşitli bankalardan krediler temin edilip, çekler imzalanmak suretiyle dava dışı ... ... ve arkadaşları tarafından borç altına sokularak müvekkillerinin dolandırıldığını ve müvekkilinin huzurdaki davaya konu olaya benzer birçok olayda mağdur durumunda olduğunu, ceza soruşturmasının devam ettiğini, bu sebeple davacının şirketinin huzurdaki davayı müvekkiline yöneltme hakkının bulunmadığını, davacının denetim yükümlülüğünü verine getirmeyerek dolandırılmasına kendi kusurlu davranışının yol açtığını savunarak, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile faktoring ödemelerinin davalı Koza Pack Kozmetik Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin hesabına yatırıldığı, davalı şirketin banka hesabından çekilen paralar konusunda bir usulsüzlük var ise, sorumluluğun hesaptan usulsüz para çıkışlarını gerçekleştirenlerde olduğu, bu usulsüzlüğün davacıyı ilgilendirmediği, davacı tarafından yapılan faktoring işlemlerinde bir usulsüzlüğün bulunmadığı, diğer davalıların sözleşmelerde müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 35.000,00 TL'nin 14.08.2013 tarihinden, 35.000,01 TL'nin 02.09.2013 tarihinden, 105.000,00 TL'nin 16.09.2013 tarihinden ve 404,34 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ... Hacisalimoğlu'nun müvekkilini dolandırdığını, ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, imza incelemesi yapılmadan karar verildiğini, davacının gerekli araştırmaları yapmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kefil olan müvekkillerinin sözleşmeye dahil olma iradesinin var olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ... ...'nun davalı şirketin muhasebecisi olduğu, bu kişinin varsa zararlandırıcı işlem ve eylemlerinin davacıyı ilgilendirmediği, davacının kusurunun ispatlanamadığı, teselsül karinesi uyarınca kefil olan davalıların sorumluluklarının müteselsil sorumluluk esasına dayandığı gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; temlik edilen çeklerde yer ... imzaların müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında bağıtlanan sözleşmenin kefil kısmında yer ... yazı ve imzaların da müvekkili şirket ve yetkililerine ait olmadığını, çeklerin tahsil edilememesinden ne müvekkili şirketlerin ne de müvekkilleri ... ve ...'nın sorumlu tutulamayacağını, müvekkillerinin dava dışı ... ... ve arkadaşları tarafından dolandırıldığını, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, yazı ve imza incelemesi yapılmaksızın karar verildiğini, müvekkili şirketin hesaplarına yapılan ödemeden haberdar olmadığını, müvekkillerinin iyi niyetli olduğunu, dolandırıldığını anladıkları anda gazete ilanı vererek durumu duyurduklarını, davaya konu alacağın dayanağı olan sözleşmelerin imzalandığı tarihte kefil olmak için eş rızasının arandığını, eşin rızasındaki eksiklik nedeniyle diğer kefillerin de sorumluluğunun bulunmadığını, kefalet sözleşmelerinde, kefalet tarihinin, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın ve müteselsil kefil olunması halinde ise bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girildiğinin açıkça kefilin el yazısıyla belirtilmesi gerektiğini, bunun geçerlilik şartı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, faktoring sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Yerel Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) nolu bendinde yer ... ''davalı'dan'' ibaresinin ''davalılardan'' olarak anlaşılacağı tabidir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.