Taraflar arasındaki genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davacılar ... ve ... tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından açılan davanın ise aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ... vekilinin tüm, davacılar ..., ... ve ... vekilinin diğer hususlara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine; diğer istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .... ... Konut ... Kooperatifine de husumet yönelttiği dava dilekçesinde; davalı kooperatifin 2010 yılından bu yana genel kurul toplantılarını yapmadığını, en son 08.01.2017 tarihinde 129 kişi ile bir toplantı yaptığını, derdest ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/308 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, kooperatifin 4936 üyesi bulunduğunu, bu üyelerin istifa etmediklerini, kooperatiften tasfiye payı beklediklerini, kooperatif yönetiminin tapu teslim imza listesinin önüne "istifa ve" kelimelerini sonradan ekleyerek sanki bu listeyi imzalayan istifa etmiş gibi bir uygulama yapıp, daha sonra da bu listedeki istifa etmiş gibi kabul ettikleri yönetim yandaşı veya kendi akrabaları olan 90 kadar kişiyi tekrar üye yazmak suretiyle hirçok geçersiz kararlar aldıklarını, "istifa ve" eklentisinin sonradan yapıldığının çıplak gözle de anlaşıldığını, üyelerden usulüne uygun şekilde istifa dilekçesi alınmadığını, bu nedenle kooperatifin üye sayısının halen 4936 olduğunu, 129 kişi ile yapılan genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, kooperatif yönetiminin 2010 yılında seçildiğini, Kooperatifler Kanununun 57. maddesine göre en fazla 4 yıl için seçilebileceklerinden ve bu süre de dolduğundan yetkili olmadıklarını, haklarında sahtecilikten dava açıldığını, C. Başsavcılığında haklarında devam eden soruşturma bulunduğunu, dava konusu genel kurul toplantı çağrısının yetkisiz kişilerce yapıldığını, bu nedenle seçilmiş kişileri de davalı gösterdiklerini ve kooperatife kayyım atanması gerektiğini ileri sürerek, 08.01.2017 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine ve kooperatife yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davalı ...'nin iflas etmiş olması nedeniyle bu davalı yönünden davanın tefriki ile mahkememizin 2021/720 Esas sırasına kaydının yapıldığı ve İİK madde 194 gereğince bu davalı yönünden davanın ikinci alacaklılar toplantısının 10 gün sonrasına kadar durdurulmasına karar verildiği, dosyada yer alan kooperatiften istifaya dair belgeler incelendiğinde, davacılardan ..., ..., ...'ın kooperatife istifa dilekçelerini gönderdikleri, ... ... ... mirasçısı olarak miras payı olarak tapu verilmesini ve kooperatif ortağı olmak istemediğini beyan ettiği, ...'ın kooperatif ortaklığını devrettiği, bu kişilerin kooperatif ortaklıklarının sona erdiği kanaatinin hasıl olduğu, bunun yanı sıra davacı ...'nın 03.02.2020 tarihinde ortaklığını devrettiği, buna ilişkin kooperatif tasfiye kurulunca karar alındığı görülmektedir. Davacı ...'nın ise davalı kooperatifin 5156 nolu üyesi iken, tapu teslimi ve istifa talebinde bulunduğu, davalı kooperatifin 07.07.2010 tarihli 96/2 nolu Yönetim Kurulu Kararı ile istifasını kabul ettiği anlaşılmakla, bu davacının davalı kooperatiften 24.12.2009 tarihinde istifa ederek davalı kooperatif üyesi olmadığının anlaşıldığı, işbu davanın genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine ilişkin olması nedeniyle kooperatif üyeliğiyle sıkı sıkıya bağlı bir hak, talep ve dava olması, davanın başında var olan üyeliğin yargılamanın sonuna kadar devam etmesinin gerektiği, aktif husumet ehliyetinin davanın sonuna kadar bulunmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine; davacılar ... ve ... tarafından açılan davanın HMK'nın 307-312. maddeleri uyarınca feragat nedeniyle reddine, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından açılan davanın ise HMK madde 114/1-d, 115/2 gereğince aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., ..., ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar ..., ..., ... ve ... vekili, yargılama sürecinde dinlenen tanık beyanlarından müvekkillerinin toplantıya katılma iradelerinin olduğu, istifanın gerçekleşmediği, müvekkillerinin iradelerini genel kurul tutanağına şerh edilmesi noktasında da davalı kooperatif yöneticilerinin kasti müdahaleleriyle şerhin tutanağa alınmadığının görüldüğünü, bilirkişi raporlarında, davalı kooperatifin yönetim kurulunun önceki dönem genel kurulda seçiminin batıl olduğuna ilişkin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/308 Esas ve 2019/115 Karar sayılı kararı doğrultusunda yetkisiz bir yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramayacağı ve yapılan genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespit edildiğini, davalıların "İstifa ve Tapu Teslim Tutanağı" başlıklı tutanakların başlık kısmında yer alan "İstifa ve" ibaresini tutanağa sonradan ekledikleri gerekçesiyle ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarih ve 2021/305 Esas ve 2021/569 Karar sayılı kararı ile görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkillerinin dava tarihinde davalı kooperatiften herhangi bir istifa niyeti bulunmadığını, gerekçeli kararda ... Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf incelemesi ile yetkili olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından tesis edilen kararın istinafı hususunda ... Bölge Adliye Mahkemeleri yetkili olduğunu, İlk derece Mahkemesince kooperatifin yönetim kurulunun önceki dönem genel kurulda seçiminin batıl olduğuna ilişkin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/308 Esas ve 2019/115 Karar sayılı kararı dikkate alınmaksızın karar verildiğini, bu kararla müvekkillerinden bazılarının istifalarının gerçekleşmediğinin tespit edildiğini, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların kötüniyetle davanın açılmasına sebebiyet verdiklerini, yoklukla maluliyetin tespiti için dava sonuna kadar üye olma zorunluluğu bulunmadığını, müvekkillerinden ...'nın hiç bir şekilde istifa etmediğini, diğer müvekkillerinin davadan sonra istifa etmişlerse de bu davayı devam ettirmelerine engel bir durum olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk derece Mahkemesince davacılardan ...'nın istifa ettiği kabulüne dayanak yapılan "İstifa ve Tapu Teslim Tutanağı" başlıklı tutanakta davacının isminin hizasında vekaleten imza sütununda ismi belirtilmeksizin "Kardeşi" açıklamasına yer verildiği, imzası alınan kardeşe davacı tarafça verilmiş herhangi bir vekaletname ve davacının kooperatife yönelik istifa iradesini yansıtan başkaca delil ve belge sunulmadığı, buna göre davacı ...'nın davalı kooperatifin üyesi olduğu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesine dayalı olarak ... bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu açıktır. Ne var ki ... bu dava, davalı yöneticilerin sorumluluğuna dayalı bir dava olmayıp genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğundan husumetin kooperatife yöneltilmesinin yeterli olduğu, bu durumda İlk derece Mahkemesince, davacı ... tarafından davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın pasif sıfat yokluğu sebebiyle (esastan) reddine karar verilmesi gerekirken, dava şartlarının hatalı değerlendirilmesi suretiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesinde genel kurul kararlarına dava açabilecekler arasında kooperatif ortaklarının sayıldığı, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak dava açan kişinin, şayet yargılama sırasında bu ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararının kalmayacağı, bu durumda İlk derece Mahkemesince, davacılar ..., ... ve ...'ın ... bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davacıların taraf ve dava ehliyetine sahip oldukları hususu gözardı edilerek, çelişkili şekilde husumetten de söz edilerek, "davanın HMK madde 114/1-d ve 115/2 gereğince aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçeleriyle davacı ... vekilinin tüm, davacılar ..., ... ve ... vekilinin diğer hususlara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., ..., ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar ..., ..., ... ve ... vekili ; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, kooperatif genel kurul kararının yok olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53 ncü maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddeleri.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden alınmasına,

Dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.