Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı Hazine vekili, davaya konu 125 ada 12 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı ... adına tespit edildiğini, taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle kadastro tespitine itiraz edilerek, Karumürsel Kadastro Mahkemesi'nin 2002/77 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ancak, bu davada davalının sehven ... olarak gösterimesi nedeniyle mahkeme tarafından ret kararı verildiğini, bu nedenle eldeki davanın açılması zorunluluğu doğduğunu açıklayarak, davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “Karamürsel Kadastro Mahkemesi'nin 2002/77 sayılı dosyası ile verilen kararın henüz kesinleşmediği, bu nedenle kadastro tutanağının kesinleştiğinden bahisle açılan davanın yerinde olmadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosya arasında örneği bulunan ... Kadastro Mahkemesi'nin 2002/77 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davaya konu taşınmazın 15.12.2000 tarihinde ... adına tespit edildiği, 29.04.2002 ila 29.05.2002 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı, Hazine tarafından, 29.05.2002 tarihinde kadastro tespitine itiraz edilerek Karamürsel Kadastro Mahkemesi'nde dava açıldığı, Mahkemece, “Davalı olarak ...'ın gösterildiği, ancak tespit malikinin ... olduğu” gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın 12.09.2014 tarihinde kesinleştiği alaşılmaktadır.
Eldeki dava ise 15.12.2004 tarihinde açılmış olup, dava tarihi itibariyle davaya konu taşınmazın kadastro tespit tutanağı henüz kesinleşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun zaman bakımından görev ve yetki başlıklı 26.maddesine göre; Kadastro Mahkemesi; 10 uncu maddeye göre kadastro komisyonu tarafından gönderilen tutanaklara ait davaları, 11 inci maddede belirtilen askı ilanı içinde açılan davaları, Mahalli Hukuk Mahkemelerinden 27 nci madde uyarınca Kadastro Mahkemesine devredilen dava ve dosyaları, Kadastro Mahkemelerine dava açıldıktan sonra, tesbitten önceki haklara dayanarak, asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıkları inceler ve karara bağlar.
Hal böyle olunca, Mahkemece; davanın niteliği itibariyle Kadastro Mahkemelerinin görev alanı içerisinde kalması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.